AKŞAM GAZETESİ | CUMARTESI | 11 NİSAN 2009, CUMARTESİ

Her 150 doğumdan 1'inde otizm riski

Nisan, dünyada 'Otizm Farkındalık Ayı olarak kabul ediliyor. Otizm, bir gelişme geriliği sorunu ve hayat boyu devam ediyor. Konuşmanın ve sosyal ilişkinin olmaması; bazı hareketlerin tekrarlanması ve öğrenme bozukluğu, en belirgin özellikleri... Fakat uzmanlar, her otistik çocuk tek olduğunu söylüyor!
7

Bir çocuk doğuştan otistik özellikler gösterebildiği gibi, 3-5 yaşına kadar normal gelişirken günün birinde aniden otistik özellikler de gösterebiliyor. Özellikle 2-5 yaş arasındaki sağlıklı çocuklarda buna rastlanabiliyor. Erken teşhis için çocuklarımızı gözlemekte ve uzman yardımı almakta büyük yarar var. Konuyla ilgili ayrıntıları İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Korkmaz'dan aldım. Korkmaz'ın 'Yağmur Çocuklar/Otizm Nedir?' adında bir kitabı var.

Otizm, yaşamın ilk 3 yılı içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden bir özürlülük durumudur. İletişim ve sosyal etkileşim yetileri şiddetli bozukluk gösterir ve gelişmede bir uyumsuzluk ortaya çıkar. Müzik ya da matematik gibi alanlarda yetenekli olabilirlerken, günlük yaşamla ilgili basit becerilerde eksiklikleri olur. Otistik kişileri tanımlamak için kullanılan birçok davranış özellikleri vardır ama genellikle hiçbir otistikte bu özelliklerin tümü bulunmaz ve sıklıkla hepsi aynı anda görülmez. Otizm, bir hastalık değil, gelişimsel bir sendrom olarak tanımlanır.

TEMEL BELİRTİLERİ
Otizmde görülen belirtiler 3 temel grupta yer alır:
- Toplumsal ilişkilerin gelişiminde bozukluk.
- Sözel ve sözel olmayan iletişimde bozukluk; sembolik oyun da dahil olmak üzere, hayal gücündeki yoksunluk.
- Takıntılı, tekrarlayıcı davranışlar; ilgi alanının kısıtlılığı ve darlığı.
Özellikle küçük yaşlarda otizm, özellikleri ve seyri bakımından, doğumsal sağırlık; çocukluk çağı depresyonu; çocukluk çağına özgü konuşma sorunları; zeka geriliği ve dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu ile karışabilir.

OTİZM EN ERKEN NASIL TANINIR?
Otistiklerde en erken belirtiler taklit alanında ve jestlerin gelişiminde kendini belli eder. Yaşı geldiği halde 'baş baş' ya da 'bay bay' jestinin gelişmediği görülür. Göz temasında yaşanan sorunlar, karşılıklı dikkatin gelişmemesi, göz göze gelindiğinde anlamlı bir iletişim kurulmaması, bebeğin gereksinimlerini ifade etmek için değişik ağlamalar kullanmaması, nesnelerle ilgilenmeme, kucağa alınınca susmama, kucağa alınmaya direnme şeklinde erken belirtiler saptanabilir. Daha sonraları ise, bir isteğini ifade etmek veya dikkat çekmek için işaret etme eylemini yapmadığı görülür. İşaret parmağını doğrudan istediği veya ilgi çekmek istediği bir nesneye yöneltmediği, bazen kabaca bir yön belirtir gibi bir hareket yaptığı izlenir.
Bazı otistik bebekler aşırı sakindir, çok az ağlarlar. Bazıları ise, bunun tersine çok ağlar, çok zor sakinleşir, uyku düzenleri bozuktur, geceleri sık sık uyanıp ağlama nöbetlerine girer. Otistik çocuğun erken teşhis edilmesi, özel eğitimin bir an önce başlatılması açısından çok önemlidir. Bu da küçük çocukların henüz öğrenme çağında büyük potansiyel taşımaları ve eğitimin sonuçlarından daha fazla yarar görmeleri anlamına gelir. Öyle ki uzmanlar, çocuk gelişimindeki bu kritik yaşlardan sonra fazla bir değişme olmayacağını saptamışlardır. Hatta bu çocukların bir süre sonra mevcut potansiyellerini de kaybedip, düzeltilmesi zor yönlere saptıkları görülmüştür. Öte yandan, normal bir çocuk kendiliğinden ya da çevreden sınırlı bir yardımla tüm gelişimini aktif bir şekilde yürütürken, otistik çocuk sürekli yardıma ihtiyaç duyduğu için, bir an önce eğitime başlanmalıdır.

Otistik çocuğun özellikleri
Otistik çocuklar kendi dünyalarında yaşar gibidirler, aynı oyuncakla saatlerce oynayabilirler, etrafı keşfetmeye karşı en ufak bir ilgi göstermezler. Göz göze gelmekten kaçınırlar. Adıyla çağırılınca duymuyor gibi davranırlar. Bedensel yakınlaşmadan, okşanmaktan hoşlanmazlar. Sözlü diyalog kurulmaz. Konuşsalar bile, bunu ancak ihtiyaçları için bir araç olarak kullanırlar. İnsanlarla ilişkiye girmekten korkar gibidirler. Yabancılara karşı kayıtsız, aşırı yakın veya çok korkmuş bir tepki gösterebilirler. Yaşıtlarıyla pek ilgilenmez, kendi başına oynamayı yeğler, oyuncak ve nesneleri amaçları dışında kullanır, yaratıcı oyun kuramazlar.
Genellikle çevrelerindeki düzenin ve kendi alışkanlıklarının değiştirilmesini hiç istemezler. Otistik çocuklar, reklam ve video klipler dışında televizyonla pek ilgilenmezler. Çizgi filmler ilgilerini çekmez. Müziğe karşı ise aşırı ilgi gösterebilirler.

Otistik çocuk annesi olmak
Her 150 çocuktan biri otizm riski ile dünyaya geliyor. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 4 kat daha fazla görülüyor. Genetik kökenli bir hastalık olmasına rağmen; çevre kirliliği, radyasyon, olumsuz beslenme alışkanlıkları gibi faktörlerin otizmi tetiklediği öne sürülüyor.
Bu çocuklarda en büyük sorun, eğitime yatkın olmaları ama kendi hallerine bırakıldıklarında da çok çabuk gerilemeleri hatta var olan becerilerini de kaybetmeleri... O nedenle her şeyde olduğu gibi anne faktörü, otizm meselesinde de öne çıkıyor. Çünkü bebeğin otistik özellikler taşıyıp taşımadığını, bir şeylerin yolunda gidip gitmediğini ilk hisseden kişi anne...
Önce çocuk doktorlarıyla paylaşılıyor kafalardaki 'Acaba çocuğumun nesi var?' sorusu. Çocuk doktorları yeterli gelmediğinde çocuk psikiyatrları, çocuk nörologları, pedagoglar devreye giriyor. Her otistik çocuk tek olduğundan ve başka sorunlarla da sıkça karıştırılabildiğinden, aslında aileler otizm tanısı alana kadar da epey yıpranıyorlar. 'Sizin çocuğunuz bir otistik' açıklamasıyla yaşanan şokun ardından ise, artık hem çocuğu hem anne babayı bambaşka bir yolculuk bekliyor. Anne, bir an önce şoku üstünden atıp, 'Her şeyin çaresi var' deyip ayağa kalkarsa, çocuk şanslı! Çünkü otistik çocuğun kendisiyle empati kurulmaya ihtiyacı öyle büyük ki... Üstelik, bu süreçte ortadan toz olmayı seçen babalar da var! Sonra çocuğun özel eğitim alması şart! Ayrıca, özel eğitim merkezleri ve uzmanların doğru seçilmesi ve onlarla ilişkilerin çocuğun hayrına düzenlenmesi gerek...
Bu konudaki en bilgili ve güvenilir isimlerden olan Prof. Dr. Barış Korkmaz'ı Türkmax'ta hafta içi her gün saat 14:30'da canlı olarak gerçekleştirdiğim TV programımda da ağırladım. (Programın hafta içi her sabah 08:00'de ve hafta sonları da 10:00'da tekrarlarını seyredebilirsiniz) Prof. Dr. Korkmaz, gerçek bir misyoner... Ayrıca, www.otizmplatformu.org da başvurulabilecek bir kaynak... Bu arada unutmadan, eğitim görmek her otistik çocuğun anayasal hakkı ve bir bölgede 3 otistik çocuk varsa, özel sınıf ve özel öğretmen isteme hakkınız var... Otistik çocuklarınızı saklamayın, toplum içinde yaşayarak öğrenmeye ihtiyaçları var, çare her zaman içimizde, unutmayın...

HÜLYA YILDIRIM