AKŞAM GAZETESİ | PAZAR | 12 NİSAN 2009, PAZAR
Şarap tüketiminde bilinçli tüketici sayısı artıyor, şarap kültürü merak edilen bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Doluca Şarapçılık'ın hem servis personeli hem de tüketici için düzenlediği seminerlerde eğitim veren Ebru Günaçan bu ilginin nedenini anlatıyor.

Doluca Şarapçılık Direkt Pazarlama Yöneticisi Ebru Günaçan, Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünden mezun ve 9 yıldır da şarap kültürü eğitimleri veriyor. Girit göçmeni bir ailenin kızı olan Günaçan, çocukluğunda sofralarında hep kendi ürettikleri şarabın yer aldığını yani şarap kültürüyle dolu bir aileden geldiğini anlatıyor.
Doluca'da çalışmasının nedenleri arasında babasının da teşviki olduğunu söyleyen Günaçan 'kimyanın en zevkli dalında çalışıyorum' diye de ekliyor. Keyfiyle eğitimini birleştiren nadir insanlardan biri olan ve eğitimi dışında Doluca Şarapları'nın sahibi Ahmet Kutman'dan işin inceliklerini öğrenen Günaçan'la seminer programlarını konuştuk.
Hem servis personeli hem de tüketicilere yönelik verdiğiniz eğitim seminerlerinin detaylarından bahsedebilir misiniz?
Doluca olarak 2 farklı dalda eğitim veriyoruz. Her iki eğitimde de amacımız şarabı sevdirip, şarap kültürünü yerleştirmek. Servis personeli eğitimlerinde ihtiyaçlar doğrultusunda, kısa süreli nokta atışlarına yoğunlaşıyoruz. Ama esas önemlisi 2001 yılında başlattığımız 'şarap profesyoneli sertifika programı'. Bu eğitim Gümüş, Altın ve Master Tirbuşon olmak üzere 3 bölüme ayrılıyor. Gümüş Tirbuşon; ana hatlarıyla şarabın nasıl yapıldığı, nasıl servis edileceği, tadım kriterlerinin neler olduğu, servis sıcaklıkları, hangi şarapların hangi yemeklerle uyumlu olduğu bilgileriyle birlikte üzümlerin özellikleri hakkında bir eğitim içeriyor.
Peki ya Altın ve Master Tirbuşon eğitimleri...
Gümüş Tirbuşon için her ay 2-3 sınıf açılırken Altın Tirbuşon için yılda 5 ders açıyoruz. Şarabın tatsal özellikleri dışında koku ve aroma egzersizleri de yer alıyor. Ayrıca şarap listesinin nasıl oluşturulacağını ve şarap yapım tekniklerinin detayına giriyoruz. Her dönemin sonunda fabrika ve bağ bozumu gezisi düzenliyoruz. Her sene sonundaysa katılımcılar, düzenlediğimiz törenle isimlerinin yazılı olduğu gümüş ve altın tirbuşonlarını alıyorlar.
Eğitim uzun süredir verilmesine rağmen ilginin azalmamasını neye başlıyorsunuz?
İşletme sahipleri bu konuda çok inançlı hatta bir kısmı personeline bu eğitimi şart koşuyor. Oteller ağırlıkta olmakla birlikte popüler restoranlar da katılıyor. Örneğin geçen hafta Develi gruba eğitim verdik gelecek hafta da Kitchenette'lere vereceğiz. Altın Tirbuşon eğitiminden çıkanlar, bir sınava girip Master Tirbuşon'a katılabiliyorlar. Bu sınıfa şaraba gönül verenler katılıyor. Eğitimde 'Bunu bir savaş alanı gibi düşünün, silahları çok iyi kuşanmanız gerek... Bilgi, gücü doğurur, siz bilgiyi kuşanın göğsünüzü gere gere mücadelenizi verin' diyorum.
ŞARAP DÜŞMEYEN BİR TREND OLDU
Tüketiciye yönelik eğitimlerde neler öğrenmek mümkün oluyor?
Bu trend özellikle son 5 yıldır hızlandı. Tüketici seminerlerinde şimdi anlattıklarım, 5 yıl öncesine göre çok farklı. O zaman sadece kırmızı ve beyaz şarabın ötesine geçmezken şimdi üzümlerden yapım aşamasına kadar ayrıntılara girebiliyoruz. Tüketiciler için farklı paketlerimiz var. Öncelikle kendi damak tatlarını tanımalarını istiyoruz; aromatik şarapları mı tercih ediyorlar, fıçı karakteristiğini mi seviyorlar karar verdikten sonrası kolay! Eğitimlerde üzüm bazlı gidiyoruz, yabancı şarapları da anlatıp tadımını yaptırıyoruz. Ağustos ve ekim ayları arasında yapılan bağ bozumu gezileri düzenliyoruz. Mürefte'deki üretim tesisimizde şarap yapım aşamalarını öğretiyoruz. Şarap, hakkında konuşulabilecek birkaç içkiden biri üstelik yaşayan bir varlık ve biz onun ömrünü nasıl geçirdiğini aktarmak istiyoruz. Zaten bu geziye de şarabın büyülü yolculuğu diyoruz. Ayrıca tüm yıl boyunca her ay Marmara Pera'da 3 gece Doluca Şarap Eğitimi programımızda da şarap kültürü eğitimi veriyoruz. Sonunda da katılımcılar bir sertifika alıyorlar. 27 Nisan'da yeni bir program başlayacak.
Şarap kültürü böylelikle yayılıyor yani...
Bu kültürü öğrenmek adına insanlar birbirini de etkiliyor. Bunda bir restorana gidildiğinde onların önerdiği değil kendi sevdikleri şarabı sipariş edebilme isteği ön planda. İnsanlar şarabı bilerek içmek istiyor artık ve bir restoran içkisi olmaktan çıktı. Tanıyıp, evde ağırlayacakları misafirlerine de uygun yemekle uygun şarabı sunmak istiyor insanlar.
Plazalarda da yaygınlaşıyor
'Eğitimler arasında bir de plaza tadımı var. Eskiden ofisimiz Barbaros Plaza'daydı. Komşularımız da Microsoft ve Benckiser gibi firmalardı. 'Hani bize şarap' diye espri konusu olurduk... Ben de içinde şarapların, kadehlerin olduğu bir araba yaptırdım ve komşuları ziyarete gitmeye başladık. Ardından dışarıdan da duyulmaya başlandı. Geçen hafta Unilever'deydik mesela. İster 10 ister 300 kişi olsun, şarap kültürünü hissetmek istiyorlarsa seve seve bu hizmeti götürüyoruz.'
Shiraz çok popüler
Ebru Günaçan'ın anlattığına göre kadınlar Merlot ve Öküzgözü üzümleri gibi yumuşak içimli şarapları tercih ederken erkekler güçlülüğünü ve gövdesini hissedebilmek için Boğazkere, Cabernet Sauvignon üzümünden üretilenleri tercih ediyor. Gençlerse tercihlerini üzümün karakterinin kendini gösterdiği DLC serisinden kullanıyorlar. Türkiye'de de dünyada olduğu gibi ağırlıklı olarak kırmızı şarap tüketiliyor. Son birkaç yıldır değişmeyen genel trend ise Shiraz üzümü. Ayrıca şarap üretimi Türkiye'de yıllık olarak büyük bir artış göstermezken bilinçli tüketici oranı hızla yükseliyor.
SELİN ÖZAVCI