AKŞAM | PAZAR | 12 NİSAN 2009, PAZAR

Çıraklık bitti artık kalfalık başlıyor

İçinde yer almak istemeyeceği dizi teklifleri aldığından bir süredir ekranlardan uzak olan Kerem Kupacı, 'Elveda Rumeli' ile televizyona döndü. Bir sinema filmine başlayacak sanatçıyla mesleğini ve aşkı konuştuk.

8
İzmir'in yetiştirip elinde tutamadığı genç oyunculardan biri Kerem Kupacı. Dokuz Eylül Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nü bitirir bitirmez soluğu İstanbul'da almış. Oyunculuk mesleğini düşlerken kendini gözlük satarken bulmuş. Bir tesadüf üzerine 3 ay sonra televizyon kapılarını aralayıp, o günden bugüne geçen 13 yıl içinde birçok projenin içinde yer almayı başarmış. Halkın gönlünde 'Hayat Bilgisi' dizisinin ele avuca sığmayan haylaz çocuğu 'Keramettin' olarak taht kuran Kerem Kupacı, son olarak 'Osmanlı Cumhuriyeti' filminde karşımıza çıksa da, uzun süredir dizilerde rol almıyor.
Bugün 38 yaşında olan Kupacı, artık kendisi için çıraklık devrinin bitip kalfalığın başlayacağı yeni bir projeye başlama aşamasında.

Uzun zamandır sizi dizilerde görmüyorduk...
Uzun zamandır doğru düzgün dizi çekilmiyor da ondan görmüyorsunuz! 'Hayat Bilgisi'nden sonra takribi 11 proje için teklifle geldiler. Bugüne kadarki projeler o kadar içinde yer almak istemeyeceğiniz işlerdi ki! Para kazanmak derdiyle bir şey yapıyorsan olmuyor. Derdin para kazanmaksa oyunculuk yapma o zaman, git hayali ihracat yap.

Nasıl düzelir bu durum?
Mantalite düzelmediği sürece düzelmez. Umutlu bakmıyorum. Tiyatro anlamında zaten hiç umutlu olamıyorum. Birkaç tane duayen de bu işi yapamaz hale geldikten sonra çok fazla nefes kalacağını zannetmiyorum.

O zaman Türk tiyatrosu son nefeslerini vermek üzere mi?
Ömür biçemeyiz tabii; var nabız atışları. Emre Kınay, Murat Daltaban bir şeyler yapmaya çalışıyor.  Birkaç isim var ancak yetmez. Sahne, seyirci, oyun yazarı, bir sürü şey lazım tiyatronun ayaklanması için.

İzmir'de devlet tiyatrolarının iki sahnesinden biri kapanıyor, sezon sonrasında alışveriş merkezi olacak, bunu biliyor muydunuz?
Devlet tiyatrosunda, devletin öngördüğü bir plan program içinde var olmak zorundalar ama çok zor. Tiyatro zaten Türk insanının kanında, canında olan bir sanat değil; çok yüksek bir sanat. Oynadığınız oyunlar birikimi olan seyirci tarafından izleniyor. O da çok fazla değil. Her şey yan yana gelince, seyirci az, oynanan oyunlar kısıtlı, bütçeler az. Hiç yapmayın daha iyi.

SON İŞİNİZLE AKILDA KALIYORSUNUZ
Kerem Kupacı deyince benim aklıma haylaz bir çocuk geliyor...
'Hayat Bilgisi'nden kaynaklanıyor. 2000'li yıllarda 39 bölüm 'Baba Evi'nde, evli ve bir çocuk babası evin küçük oğlunu oynadım. Hiç kimse 'aaa evet' demiyor. Sonuçta en son yaptığınız işle akılda kalıyorsunuz ama fiziki özellikle oynadığınız karakter yan yana geldiği an insanlar sizi o zannediyor. Beni insanlar görüyor, 'vay baba saçları beyazlatmışsın' diyor. Ben de içimden 'sen beni seyrederken de beyazdı ama sen onun farkında değildin' diyorum. Bu benim kendimi nasıl göstermek istediğimle ilgili bir durum.

Peki, en çok hangi karakteri oynamak istiyorsunuz?
Şu rolü oynamak istiyorum, bu rolü oynamak istiyorum demiyorum. Ama iyi bir kadroyla oynamak istediğim çok aşikar. Tiyatroda da sinema ve televizyonda da genelde hayata geçen karakterler, sorunlu karakterlerdir. Onları oynarken hayata başka açıdan bakmayı öğrenirsin. Ben de hayatın başka yönlerini tadıyorum her gün.

HAYATA BAKIŞIM DEĞİŞİYOR
Yaklaşık 13 senedir İstanbul'dasınız. Nasıl geçti bu zaman?
Bu 13 yıllık zaman dilimi İstanbul'a alışma süresiydi. Bundan sonra daha farklı şeyler yapma zamanı. Çıraklık dönemi bu sene itibariyle bitiyor, kalfalığa doğru yola çıkmaya başladım. Yazın başlayacağımız bir sinema filmimiz var. Onunla birlikte artık hayata bakışım başka bir kanala giriyor, sanatıma bakışım da biraz değişecek gibi. 

Bu projeyi biraz açabilir miyiz?
Çok dramatik bir baba-kız hikayesi. Uğur Yağcıoğlu'nun senaryosunu yazıp yöneteceği bir film. Aslında 4 kişilik bir film bu. Kaş'ta geçmesini planlıyoruz. Bir baba-kız; Kaşlı bir balıkçı, ben ve benim sağır-dilsiz karım üzerine bir film.

Bugüne kadar en çok hangi projeden keyif aldınız?
'Hayat Bilgisi' söyleyebileceğim projelerden bir tanesi. Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde hareket psikolojisi hocalığı yapıyorum. Ondan çok zevk alıyorum. Çocuklarla yan yana olmak çok güzel.

Gözlük pazarlamacılığından televizyona
İzmir'den İstanbul'a gidişiniz nasıl oldu?
Planlı programlı değil tabii ki. Mezun olduktan sonra 'ben İzmir'de ne yapacağım' dedim; yapabilecek hiçbir şey yok. Sektörümün karşılığı İstanbul'da, atlayıp gittim. İlk 3 ay gözlük pazarlamacılığı yaptım, sonra çok sevdiğim çocukluk arkadaşım Oya Çemberci Tüzün sayesinde Kanal D Program Müdürü Ahmet Çelenk ile irtibat kurduk. Eko TV'ye sabah programı için birilerini arıyorlarmış. Gittik, Aylin (Kabasakal) ile beraber. Çelenk, 'Size bir demo çekecekler, sonra kaseti alın gelin, ben seyredeceğim' dedi. Bir şeyler yapıp kaseti götürdük. Aldı, taktı 4 saniye seyretti, 'Pazartesi başlıyorsunuz' dedi. Hayatımda kamera karşısına geçmemiştim... Öyle başladı. Oyunculuk 1997'den beri devam ediyor. Hayatın ne getirdiği, şans çok önemli bir faktör. Hayat yeşil ışıkların ne kadar yandığına bağlı. Yeşil ışıklar yanmıyorsa kim olursan ol, ne yaparsan yap kırmızıya takılıp kalıyorsun. Takıldığın sürece de ilerleyemiyorsun oradan.

Aşk yok, sevgili var
Sizi magazin sayfalarında hiç görmüyoruz. Özel hayatınızı korumayı nasıl başarıyorsunuz?
Arada bir patlıyorum canım (gülüyor). Bu bir tercih. Yakalanmak gibi bir kelime kullanmak istemiyorum ama denk gelince soruyorlar 'nedir' diye. Ben de 'bildiğiniz durumlar' diyorum, abartmanın anlamı yok. Ben de sarhoş oluyorum, ben de eğlenmeye çıkıyorum, ben de arkadaşlarımla geziyorum, ben de yemek yiyorum ama bunu gösterme isteği bir tercih.

Hayatınızda biri var mı?
Hayatımda birçok insan var.

Sevgili anlamında?
Sevgili ve aşk farklı şeyler. Sevgili dediğin, beraber zaman geçirmekten hoşlandığın insan. Onunla bir şeyler yapıyorsun, bir şeyler paylaşıyorsun düşünsel ya da yaşamsal anlamda. Aşk başka bir şey, aşkı yakalamak kolay değil. Zaten beklediğin gibi gelmiyor aşk, zart diye gelip oturuveriyor evin içine, 'ne oluyor', 'nasıl gidiyor' deme şansın yok. Geliyor ve gitmek istediği zaman da gidiyor. Aşk yok ama sevgili var eğer öyleyse sorun.

Sezen Özsavrangİl-sezen.ozsavrangil@aksam.com.tr

 

  • Diğer Haberler

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3