Her 1 Mart Tezkeresi'nin yıldönümünde hep o günleri hatırlar, son 6 yılda yaşananları sakin bir şekilde değerlendiririm.
O sıralar Yeni Şafak'ta yazıyor ve birçok televizyona çıkarak tezkerenin aleyhine sert konuşmalar yapıyordum. Oylamadan bir gün önce de Kanal 7'de İskele Sancak programına katılarak tezkerenin çıkmayacağını ısrarla savunurken diğer katılımcılar (bildiğiniz kişiler) tezkerenin mutlaka çıkması gerektiğini ve bundan emin olduklarını söylüyordu...
Ertesi gün yine onlar yanılmış ben ise Türkiye ve coğrafyanın geleceği için seviniyordum. Çünkü ben bugünleri çok net görüyor ve gördüklerimi inanarak hiç kimseden çekinmeden söylüyordum.
Yani dik durduğum için ileriyi görüyordum.
Oysa başkalarına olan diyet borçlarından dolayı kambur olanlar hiçbir zaman ileriyi göremez, hep yanılır ve başkalarını bilerek ya da bilmeyerek yanıltır.
Liberal ve demokrat geçinen bildik köşe yazarları, emekli, emeksiz akademisyen ve diplomatların büyük bölümü tezkereyi savunur ve çıkmaması durumunda Türkiye'nin perişan olacağını yazarken ben bakın
Yeni Şafak'ta ne demişim:
'Amerikan taleplerine 'evet' diyecek olan vekiller, bakın neye 'evet' demiş olacaklardır:
1- Amerikalıların deneyeceği yeni türden bombalar altında yüzbinlerce Iraklı çocuk, kadın, yaşlı ölecek.
2- Amerikan askerleri Türkiye'ye gelerek problem yaratacak ve ne zaman gidecekleri de belli olmayacak (Çekiç Güç'te olduğu gibi).
3- Vekiller; kararları ile Amerika'nın Irak ve bölgeye yönelik tüm planlarına katkıda bulunmuş olacaklar. Yani Irak'ın parçalanması, Irak'ta iç savaşın çıkması (Kürtler, Araplar, Türkmenler, Şiiler, Sünniler...) ve olası Kürt devletinin kurulmasına yardımcı olacaklar.
4- Vekiller; Amerika'nın Irak ve tüm bölge petrollerini ele geçirmesini ve daha önemlisi tüm bu olup bitenlerin en önemli hedefi olan İsrail'in bölgedeki üstünlüğünü sağlayacaklar ve belki de (Brejinsky'nin dediği gibi) İsrail'in sonsuza dek bölgeye (Bağdat'ın güneyinde birleşen Fırat ve Dicle'nin Türkiye'deki kaynakları dahil) egemen olmasına yardımcı olacaklar.
5- Vekiller, tüm bu ve benzeri olasılıkların aynı zamanda Türkiye'ye getireceği büyük risk ve tehlikelerin sorumluluğunu ebediyen taşıyacaklardır. Üstelik karşılığında hiçbir şey almaksızın.
Çünkü 1991'de olduğu gibi Washington hiçbir taahhüdünü yerine getirmeyecek ve Türkiye'yi çok zor ve karmaşık (ekonomik, siyasi, askeri ve güvenlik) sorunlarla karşı karşıya bırakacaktır. Bazılarını sevindiren 'mali yardımlar' ise hiçbir işe yaramayacaktır. Türkiye bu yardımların çok fazlasını kaybetmekle karşı karşıya bırakılacaktır.
Ve herkes görecektir ki; Amerikalıların söylediği hiçbir şey doğru değildir ve olmayacaktır.
Peki vekiller 'hayır' derse ne olur?
Bazılarının propaganda yaptığı gibi Türkiye, Amerika'nın tehditleri ile karşı karşıya kalmayacaktır. Uluslararası politikada zor durumda kalan Washington stratejik öneme sahip olan Türkiye'den böyle kolay vazgeçmeyecektir. Yani ABD'nin Türkiye ile ilgili B planı yoktur.
IMF ise Türkiye'den vazgeçmesinin, kendisinin sonu olacağını çok iyi bilmektedir.
Önemli olan Türklerin kendi ülkelerinin ne denli önemli olduğunu bilmeleri ve buna uygun olarak davranmalarıdır. Türkiye Sayın Gül'ün dediği gibi herhangi bir Arap şeyhliği veya prensliği değildir.
1- Vekiller 'hayır' derse yukarıda sayılan tüm olumsuzluk ve risklere ortak olmayacaklardır.
2- Vekiller 'hayır' derse, geceleri yatağa girerken ne Irak'ta ne Filistin'de ne de yarın öbür gün Türkiye'de (İnşallah olmaz) yaşanacak acıların vicdan azabını duymayacak ve aileleri ile birlikte huzurlu uyuyabileceklerdir.
3- Amerikan taleplerine 'hayır' diyecek olan vekiller bunu yalnız kendilerine oy veren seçmenler ya da tüm Türkiye adına yapmayacaklardır. Bunu aynı zamanda tüm Arap ve Müslüman, hatta Avrupa ve Amerika'daki savaş karşıtı halklar adına da yapacaklardır.
Anti-demokratik yönetimler altında yaşayan Arap halkları Türk vekillerin 'hayır'ında belki de kendi hayırlarını ve kurtuluşlarını göreceklerdir. Türkiye, ancak böylesi onurlu bir davranış ile Ortadoğu'da (her konuda) bir model olabilir. Unutulmamalıdır ki zor ve kötü günlerin dostlukları hep daha güçlü olmuştur, olacaktır.''
Şimdi sizden ricam yukardaki satırları kelimelerin üzerinde durarak bir kez daha okumanızdır. Okurken de geçen 6 yıllık süre içinde Irak, Türkiye, Filistin ve bu coğrafyada yaşanan tüm gelişmeleri hatırlayarak kendinize göre sonuçlar çıkarın.
Çıkarın ki; yıllardır Türk halkına yalan söyleyerek aldatan ve bu ülkede yaşanan tüm olumsuzlukların dolaylı-dolaysız müsebbibi olan o sahte liberal-demokrat dönek aydınları, uzman geçinen kara cahilleri, CIA, MOSSAD ve NATO raporlarından beslenen yalaka entelektüelleri tanıyın ve bu ülkenin onlara rağmen ne denli büyük,önemli ve saygın olduğunu görerek bundan haklı olarak gurur duyun ve ''İyi ki tezkere çıkmamış' deyin.