Seçimi AK Parti kazandı.
Hayır, delirip, seçim sonucunu üç günlük bir rötarla yazmaya teşebbüs etmiyorum.
Ama üç gündür, televizyon ekranlarında, gazete sütunlarında ısrarla ‘AK Parti’nin kaybettiği’ söyleniyor.
Benim duyduğum kadarı ile ise, AK Parti yüzde 40’a yakın bir oy aldı ve en yakın rakibi CHP ile arasındaki mesafe pek öyle kibrit çöpü gibi kısa durmuyor.
Bu işin sadece rakamsal yanı.
Coğrafi yanına da bakarsak, Türkiye’nin her bölgesinden oy alabilen tek partinin AK Parti olduğunu görüyoruz.
Öyleyse, bu ‘kaybetti’ söylemini mercek altına almamız zaruri bir hal aldı.
Gazetecilikten daha ziyade siyaset yapmaya meyilli medyamızın AK Parti’nin kaybetmesini arzuladığını biliyorum da, muhalefete zafer nispet edip onu niçin şapşallaştırmaya çalıştığını anlamış değilim.
Evet, düşen oy oranına bakıp, ‘AK Parti kaybetti,’ demek muhalefete bir motivasyon yaratır, diye düşünülüyor olabilir. Muhalefetin Genel Seçimler’e daha bir asılması teşvik ediliyor da olabilir.
Ancak, bu sanal ‘AK Parti kaybetti,’ kurgusunun, aynı zamanda bir Deniz Baykal promosyonu anlamına geleceğini görememek için kör olmaktan da fazlası gerekiyor.
Allah için söyleyin, medya köşelerinde kurulan ve manşetlerden yönetilen bu psikolojik savaş…
Türkiye haritasının kıyı şeridinden oy alan Deniz Baykal’a ‘birinci raundu kazandın, ikinci raunda da seninle devam edelim,’ diyor mu, demiyor mu?
(Buna karşın, Deniz Baykal’ın Medya Partisi’nin zehirli öpücüğünden elinden geldiğince uzak durmaya çalışması da önemli bir bilinç ve takdire şayan ayrı bir haslettir…)
Bu bir…
İkincisi ve daha eğlenceli olanı ise…
Medyanın kimi figürlerinin bu hezeyanı, ağzı açık ayran delisi gibi, Dimyat’a Prinç’e seyahat etmeye benziyor…
Tamam anlıyorum, AK Parti’nin bu kontrollü erezyonunun, daha dünün mağrur lideri Tayyip Erdoğan’ın tercih ettiği hatalarımızı telafi edelim üslubunun, derin bir bilinçten değil de, yenilginin ‘yeis’inden kaynaklandığını zannediyor olabilirler…
Ama akıllarına hiç mi, AK Parti’nin bu oy erezyonunu şimdi yaşamasa, önümüzdeki Genel Seçim’de misliyle yaşayabileceği ihtimali gelmiyor?
Kamuoyu nezdinde kaybetmiş bir AK Parti imajı yaratmak; ona kendini derleyip toparlama, yenilenme; ondan sonra da seçmenin karşısına yeni bir şans talep ederek çıkma imkanını vermiyor mu?
Üstelik iktidar partisi, lokal başarısızlıklarının sebeplerinden önemli birinin aday seçimindeki yanlışlıklar olduğunun, kendi içindeki iktidar çekişmelerine başkanlıklar feda ettiğinin farkına varmışken…
Kamuoyu nezdinde gerçeklikte kaybetmeden kaybetmeyi yaşattıkları bu parti, sıyrıklarını sardıktan sonra bir daha ve bu sefer gerçekten kaybedecek, diye mi umuyorlar, dersiniz...
Biliyorum, yıllardır bu partiye muhalif medyayı iktidara ortak kılan zekalarının ulaşacağı son merhale beni bu yazı münasebetiyle AK Parti’li zan ve ilan etmek olacaktır.
O halde, ‘Medyanın Büyük Seçim Zaferi’ hayırlı olsun… Da…
Doğrudan muhalefet ettiği Kadir Topbaş, Melih Gökçek seçim kazanma rekorları kırarken; Medya Partisi’nin ekranlarda bir dizi film döndürür gibi, yalandan zafer bayramı yapmasının AK Parti nezdinde hiçbir sakıncası bulunmadığını birinin söylemesi gerekiyor…
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.