Bazılarınız fark etmemiş olabilir. Bundan böyle haftada iki gün sizinle birlikte olacağım.
Salı ve Cumartesi.
Başta Batı olmak üzere tüm dünyanın gözünün ve kulağının olduğu Türkiye ile bizim coğrafyadaki gelişmeleri şimdiye kadar olduğu gibi objektif bir şekilde anlatmaya devam edeceğimden emin olabilirsiniz.
Önemli olan sizin de farkında olduğunuzdan emin olduğum gerçekleri paylaşmaktır.
Örneğin son gelişmeler.
Ankara; Türkiye düşmanı Fransa'nın NATO'nun askeri kanadına geri dönüşüne ve Rasmussen'in NATO Genel Sekreterliği'ne seçilmesine vize verdi. Rasmussen İstanbul'daki Medeniyetler İttifakı toplantısında İslam aleminden özür dileyecek ve ROJ TV'nin kapatılması için somut bilgiler verecekti. Ama her iki konuda bir davranışta bulunmadı.
Sarkozy ise Türkiye'nin AB'ye girişine karşı olduğunu bir kez daha vurguladı.
Oysa ABD Başkanı Obama her iki konuda Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan'a teminat vermişti.
Şimdi bu ikiliye düşen görev, Obama'yı arayıp 'Sayın Başkan verdiğiniz söz işe yaramadı' demektir. Bence işe yaramayacak ama yine de aramalıdırlar.
Çünkü yalanlarını yüzlerine vurmadıkça Batılılar daha fazla küstahlaşıyor ve 'Kimse bize hesap soramaz' mantığı ile davranıyor. Bununla ilgili binlerce örnek verebilirim. İşte Ermenistan konusu.
Obama Türkiye'ye gelerek 'Ermenistan'ı tanıyın ve sınırlarınızı açın' derken, her nedense Ermenilere de dönerek 'Siz de aptalca söylemlerinizden vazgeçin. 15 yıldır işgal altında tuttuğunuz Azerbaycan topraklarından çekilin ve bir milyon Azeri göçmenin evlerine dönmesine izin verin' demiyor.
Bu ikiyüzlülük değilse ne olabilir?
Avrupa destekli Obama bununla da yetinmeyerek Türkiye ile kardeş ülke Azerbaycan ilişkilerini de gererek Ermenistan'a başka bir hizmette bulundu.
'Böl ve yönet' mantığı ile bu coğrafyada tarihten ders almayan halkları birbirine kırdıran Batı inanın bana olup bitenlerden müthiş haz alıyor.
İşte ilginç bir örnek.
Son Gazze saldırılarında İsrail'in işlediği cinayetlere sessiz kalan Batı bu kez daha da ilginç bir tavır sergileyerek bizimle alay ediyor.
Bu cinayetleri soruşturmak amacıyla BM İnsan Hakları Konseyi bir komisyon kurulmasına karar verdi. Kararı veren kuşkusuz ABD ve müttefiği Batılı ülkeler.
Şimdi diyeceksiniz ki 'Ne güzel işte nihayet İsrail'den hesap soruluyor'.
Doğru ama hesap soracak olan kişi Yahudi. Elbette Yahudiler arasında da iyi ve objektif insanlar var ve biz başkalarına karşı dinsel dürtülerle hareket etmeyen insanların dinsel kökenleri ile ilgilenmeyiz.
Ama İsrail cinayetlerini soruşturmakla görevlendiren Richard Goldstone 'Bir Yahudi olarak ben şimdi ne yaparım' diyor. Bu örnek yeterli olmayabilir.
Hatırlarsanız 3 Eylül'de AKŞAM'da Darfur ile ilgili iki günlük bir yazı dizisi yayınlanmıştı. O yazıda ABD, İsrail ve Batı'nın, Darfur ile ilgili plan ve oyunlarını özetlemiştim.
Geçtiğimiz günlerde Sudanlı Bakan çok önemli bir açıklama yaptı. Bakan'a göre ocak ve şubat aylarında Amerikan uçakları Sudan'ın doğusuna saldırarak yaklaşık olarak 800 kişinin ölümüne neden olmuştu. Saldırıları dolaylı da olsa doğrulayan Amerikan kaynakları 'Hedefin aslında Hamas'a silah kaçıran radikal İslamcı kaçakçılar' olduğunu söylüyordu.
Haritaya bakarsanız bu iddianın ne denli aptalca olduğunu göreceksiniz.
Yani Kızıldeniz'den Sudan sahillerine çıkan kaçakçılar, silah dolu sandıkları ciplerle Mısır'a geçirecekler, oradan da yaklaşık 1000 kilometrelik yolu geçerek Gazze sınırına gelecekler ve İsrail ile Mısır kuşatması altındaki Gazze'ye bu silahları sokacaklar. Batılılar böyle diyorsa o zaman doğrudur!
Ama Batılılar doğru olanları anlatmadıkları gibi doğruların ortaya çıkmasını da engelliyor.
Bu olayı örtbas eden Batı medyası ve siyasal çevreleri (Türk medyası hiç ilgilenmedi) aslından daha önemli bir gerçeği saklıyordu.
Çünkü bağımsız bir ülkenin topraklarına yönelik o saldırıyı yapan Amerikan değil İsrail uçakları idi.
Aklıma, 5 Eylül 2007'de Suriye'nin bazı hedeflerini bombalayan ve dönüş yolunda Türkiye hava sahasına girerek yakıt tanklarını Hatay bölgesine atan İsrail uçakları ile bu uçakların ve benzerlerinin yıllardır bu saldırıyı yapmak amacıyla Suriye çölüne benzeyen Konya ovasında eğitim yaptığı geldi.