AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-04-14

kategori2

AK Parti'de değişim enjeksiyonla olmaz

AK Parti'deki oy kaybının sebebi araştırılıyor.  Söylemdeki sertliklerden, liberallere açılıma kadar bir dizi fonksiyon tartışılıyor.
Ancak tartışmaların ana merkezinde yer alması gereken bir etken, sanki göz ardı ediliyor.
AK Parti, nerede kendi organik yapısı içinden aday çıkartmayıp, dışarıdan aday enjekte ettiyse, o yerlerde kaybetti.
Tersi de doğru. Örneğin, oy oranı çok düşük olan Büyükçekmece gibi ilçelerde, dışarıdan 'liberal' aday ithal etmeyip, içeriden kendi yıldızını çıkarttığında ise oy oranını artırdı.
Mercek altına alınması gereken şu:
Bir kısım medyanın ısrarla AK Parti'ye dışarıdan aday monte etmesinin onu 'liberal' ve 'merkez' göstereceğini telkin etmesine karşın, niçin bu girişimler akametle sonuçlanıyor?
Üç sebebin muhakkak surette etkisi olmalı.
Birincisi, halk oy verdiği partinin kendisinin, ana omurgasının değişip geliştiğini görmek istiyor.
İkincisi, dışarıdan yapılan enjeksiyonlarla vitrin düzenlemelerini samimi bulmuyor.
Üçüncüsü, enjekte edilen isimler, zaten denenmiş veya yıpranmış isimler olmak durumunda kalıyor.
Oysa, AK Parti'nin önemi, Türkiye'nin sosyal dokusu değişirken, bu değişimin partisi olmaklığında ve kendi yapısının da sürekli hareket halinde bir parti olma zorunluluğunda gizli.
Kaldı ki, AK Parti teşkilatlarının değişim ve gelişim kabiliyetleri; halka nüfuz etme ve uyum sağlama nitelikleri dışarıdaki siyaset profesyonellerinin tamamından daha gelişkin.
Liberal, merkez, demokrat... Adına her ne derseniz deyin, bir düzenleme ihtiyacı hasıl olduğunda, ihtiyaç duyulan figürlerin alası AK Parti içinde var.
Üstelik, şaşırtıcı ama, bir zamanların İslami entelektüelist kuşağının bugün bulunduğu teorik nokta, benim diyen liberallerin liberalizminden çok daha yetkin.
Yine ilginçtir, halk çocuklarının yüksek İslami duyarlılığının iktidar ile harmanlanarak yaşadığı süreç; algılarına Cumhuriyetçiliği ve laikliği samimiyetle sahiplenecek bir açıklık kazandırdı.
Öyleyse, AK Parti'nin yeni dönemdeki iç düzenlemesinde ve özeleştiri sürecinde, gözünü dışarıya çevirmekten ve vitrin tanzim etmekten daha çok, kendi içine bakmak ve içerisinde gelişen dinamiğin temsil figürlerini ön plana çıkartmak olmalıdır.
Ben kendi adıma...
AK Parti'ye 'enjekte' edilmiş siyaset profesyonelleri görmektense...
Açıkça, 80'lerin İslami entelektüelist hareketlerinden doğmuş, AK Parti'nin iktidar süreci ile gelişmiş organik figürleri karşımda görmek isterim.
Onları elbette daha güvenilir ve samimi bulmamın yanı sıra...
Bu partinin 'Dar Çevre İktidarı'nı yıkmasındaki ve halk çocuklarının önünü açmasındaki fonksiyonunu sürdürmesinden de memnun olurum.
Yeni katılımlarda, muhakkak surette toplumsal dokudaki ve AK Parti'deki değişim dinamiklerine uygun isimlerin önü açılmalı... Bu parti, katiyen 'imaj kiralamamalı' diye düşünüyorum.

Beşiktaş  örneği
Bülent Gökçen... AK Parti'nin kuruluşundan itibaren bu partideydi. İl Başkan Yardımcılığı'ndan sonra Beşiktaş İlçe Başkanı oldu.
Beşiktaş'ta AK Parti oylarını tarihinin en yüksek noktasına çıkarttı.
Alevilerle, Kemalistlerle, elitlerle kurduğu ilişki ağı, onun 'AK Parti'nin Gürsel Tekin'i' olarak anılmasına neden oldu. (Dikkat ediniz, Gürsel Tekin de bir 'aşı figür' değil, parti içi bir organik gelişim örneğidir.)
Ta ki...
AK Parti, Beşiktaş'a aday olarak dışarıdan ANAVATAN'lı bir figür ithal edene kadar.
O güne kadar baskı altında bulunan CHP adayı İsmail Ünal'ın oyları
Beşiktaş'ta tavan yaptı.