AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-04-14

kategori2

CHP, diğer vatandaşların taleplerini dinlerse, Kürtler'in

Entelektüel çaresizliği gördüm.  Geçen cuma akşamı bir televizyon ekranında izlediğim Kemal Kılıçdaroğlu, 'Kürt açılımı yapacak mısınız,' sorusuna, 'Kürtler konuşsunlar, ne açılım istiyorlar söylesinler, yapalım,' mealinde bir cevap verdi.
CHP'ye Genel Başkan adayı olarak gösterilen Pembe Panter'in kendi sözleriyle deşifre olan zihniyet zafiyeti ortaya döküldü.
CHP politikalarını üreten ve hatta Genel Başkanlığa aday gösterilen bir figür Türkiye Cumhuriyeti'nde Kürtler ne istiyor, bilmiyor mu?
Soruyu şu formlarda da sorabiliriz:
Binbir fitne ve fesada rağmen, bir türlü ayrıştırılamayan, aynı hamurdan yaratılmış Türkler ve Kürtler'in istekleri birbirinden farklı olabilir mi?
Veya... Sayın Kılıçdaroğlu, Türkler ile Kürtler'in taleplerinin farklı olabileceğini düşünebilir mi?
Bunları bilmiyoruz.
Bildiğimiz... Türkiye Cumhuriyeti'nde Kürtler'in de Cumhuriyetin bütün vatandaşları gibi demokratikleşme talebi olduğudur.
Bildiğimiz... Her siyasi partinin; bu 'ortak' demokratikleşme taleplerini nasıl hayata geçireceğini programlaştırması ve bu 'bilinç' ile tüm vatandaşlarının karşısına geçmesi gerekliliğidir...
Ancak 'ortak talepler'i programlaştırmakta en yüksek başarıyı sağlayan partinin 'birlik' fonksiyonunu yerine getirerek iktidara güçlü bir aday olabileceği açıktır.
Oysa, Kemal Kılıçdaroğlu'nun, ilk bakışta 'demokrat' gibi görünen, 'Kürtlere soralım ne açılım istiyorlarsa, yapalım,' bakışı; daha başlangıç noktasında,  Kürt taleplerinin diğer vatandaşların taleplerinden ayrı olabileceğini kabul etmekliğiyle, örneğin DTP gibi bir 'Kürt Partisi'nin varoluşunun sağlamasını yapmakta ve kendi partisinin varoluş nedenini yalanlamaktadır.
CHP gibi bir partinin, 'demokratik talepleri' ortak talepler haline getirmek mecburiyeti vardır.
Zira, demokrasinin 'ulus devlet'i koruyan ve güçlendiren yegane fonksiyonu budur.
Örneğin Çerkes'in, Kürtçe'nin serbestiyetini içselleştirmek ve savunmak; Kürt'ün, örneğin Çerkes'in taleplerini içselleştirmek ve savunmakla mükellef olduğu programların yeniden yazımı Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm siyasi partilerinin vazifesidir.
O HALDE TEZİ YAZALIM:
KÜRTLERİN DEMOKRATİK TALEPLERİ İLE CUMHURİYETİN DİĞER VATANDAŞLARIN DEMOKRATİK TALEPLERİ ARASINDA FARK OLAMAZ.
FARK KOYMAK VEYA FARK BEKLEMEK BİR MESAFE TANIMI YAPMAK ANLAMINA GELİR.
DEMEK Kİ ULUSAL BİRLİK; CUMHURİYETİN DİĞER UNSURLARI, KÜRTLERİN TALEPLERİNİ 'KENDİ TALEPLERİ' OLARAK İÇSELLEŞTİRDİKLERİ VE SESLENDİRDİKLERİ ORANDA GÜÇLENECEKTİR.

Kılıçdaroğlu'ndan
 Genel Başkan olmaz;
Gürsel Tekin'den olur...

Seçimlerden önce, CHP'ye yeni bir rüzgar kazandıran 'Çarşaf Açılımı'nın mimarı Gürsel Tekin'i değerlendirirken...
'Doktrini yazan, hareketi yönlendirir,' demiştik...
Şimdi, Kılıçdaroğlu'nun makro politikalardaki entelektüel yetersizliğini gördükçe, tezi şöyle geliştirebiliriz:
Kılıçdaroğlu'ndan Genel Başkan olmaz, Gürsel Tekin'den olur...
Ancak CHP ile çarşaflı kadının ortak taleplerini bir programa dönüştürmeye çalışan akıl; Türkler ile Kürtler'in taleplerini ortak tarif edebilme yeteneğine sahiptir, diye varsayabiliriz.
Gürsel Tekin'i ilgi ile izlemeye devam edeceğiz.