AKŞAM | CUMARTESI | 04 NİSAN 2009, CUMARTESİ
Bu hafta vizyona giren filmlerden üçünü, 'Marley ve Ben', 'Son Oyun' ve 'Kıymık'ı sizler için seçtik, izledik...
Owen Wilson ve Jennifer Aniston... Yapımcılar için bulunmaz ikili. Biri sarışın, sevimli, espri yapan/yaptırılmaya çalışılan bir erkek, diğeri yufka yürekli magazinsever izleyicinin gözünde mağdur genç kız, Brad Pitt'in 'ex sevgilisi'... Bu oyuncuların hayat diye medyaya sundukları 'görünen gerçeklik'te bile belli bir duygusal potansiyel var. Dolayısıyla 'Marley & Me/Marley ve Ben'de, bu iki oyuncuyu evlilik müessesi çatısında birleştirmekten çekinmemişler. Evlilik aşkı öldürür mü söylemlerine de böylelikle göğüs gerilmiş.
Böyle bir bakış açısı 'Marley ve Ben' için Marley isminin çiftlerden birinin olması gerektiğini düşündürebilir. Oysa adını Bob Marley'den alan bir insan değil, son derece haşarı bir köpek. John ve Jenny Grogan'ın (Owen Wilson ve Jennifer Aniston) hayatındaki 'üçüncü', evcil bir hayvan! Doğal olarak, vurgu yapılan cins bir köpek olduğu ve hikayenin merkezinde geçtiği için bir karakter olarak verilmesi, canlandırılması, ruh katılması gerekiyor. Ama yönetmen David Frankel bununla pek ilgilenemiyor. Açıkçası her ne kadar 'köpek' önemli figür olsa da iki popüler oyuncudan rol çalması kolay değil. En azından bu haliyle... Bir de benim kuşağımın tanrıçası Kathleen Turner'ın kısa bir köpek eğitmeni rolü var ki... Öylesine kilo almış ki Turner tanınmıyor. Bir sürpriz kuşkusuz Turner'a rastlamak; biraz acı da olsa... 'Marley ve Ben', olay örgüsünü doğallık üzerine kurmuş. Bu başta doğal ve samimi görünse de, son çözümlemede yan öykülerle beslenmediği, Alan Arkin gibi bir oyuncuyu yeterince etkili kullanamadığı gibi nedenlerden dolayı giderek hareketsizleşiyor. Film ilerledikçe bir duygu, bir patlama, bir hareket bekleyen izleyiciyi de hayal kırıklığına savuruyor. Romantik komedi tutkunları üzerinde nasıl bir izlenim bırakacağı merak konusu. Ne suya ne de sabuna dokunmuş, ister istemez mütevazı bir yapım 'Marley ve Ben'... Siz yine de kulak asmayın sinema dünyasına... Köpek ya da kedi, hayat kurtarır!
MARLEY VE BEN **
Yönetmen: David Frankel
Oyuncular: Owen Wilson, Jennifer Aniston, Alan Arkin
Katil kıymık
Genç ve aşık çift, bir hafta sonu tatili sırasında, Meksika sınırını geçmeyi deneyen 'suçlu' bir başka çift tarafından rehin alınır. Zaman, gece yarısını gösterdiğinde hepsinin kaderi metruk bir benzin istasyonunda birleşecektir. Peşlerinde dikenli garip bir metabolizma vardır ve etrafı cehenneme çevirmeye kararlıdır.
Son dönemde Hollywood korku sineması, 70'lerin unutulmaz korku filmlerini yeniden pazarlamaya başladı. Bu kapsamda bu sezon izleyeceğimiz 'The Last House on the Left' ve izlediğimiz 'The Hill Have Eyes', bunlardan sadece ikisi. İşte 'Splinter/Kıymık', yeniden çevrim çaresizliğine girmeden kendi yağında kavrulmayı deniyor. Filmdeki genç çiftlerin başına gelen kötü olayların geçmiş yaşantılarına bağlanmaması da nihayet bu tür filmlerin muhafazakarlıktan kurtulmaya başladığına dair mutlu haber. Öte yandan 'Testere' serisine nazire yaparcasına kopuk ve kesilmiş organ görmek, mideleri ne kadar zorlar bilinmez. Büyük bölümü bir benzin istasyonu önünde giden 'Kıymık' için mekanı da son derece idareli kullandığı söylenebilir! Sonuç olarak türünün çok parlak olmasa da ümit veren bir çalışmasıyla karşı karşıyayız.
'Kıymık', ölümün entelektüeller ve cahiller diye ayrım yapmadığını nedensiz korku ile harmanlayıp veriyor. 2008 yılında Screamfest Korku Filmleri Festivali'nde en iyi görsel efekt, makyaj, müzik, kurgu, yönetmen ve film olmak üzere ödülleri toplayan 'Kıymık'ın yönetmenliğini TV ve görsel efekt uzmanlığından gelme 1972 doğumlu Toby Wilkins'n yaptığını ve yakında bundan sonraki çalışması 'The Grudge 3'ü de izleyeceğimizi haber verelim...
KIYMIK **
Yönetmen: Toby Wilkins
Oyuncular: Shea Whigham,Paulo Costanzo, Jill Wagner, Rachel Kerbs
Senaryo: Ian Shorr, Kai Barry
Hırsıza inanma!
Hollywood'un macera dolu, hızlı ve eğlenceli yapımlarında son zamanlarda bir azalma var sanki. 'Thick as Thieves/Son Oyun' açığı kapatamasa da nefsimizi köreltmemize yardımcı olacak cinsten bir macera filmi. Morgan Freeman ve Antonio Banderas gibi iki oyuncuyu, ilk defa yan yana getirmenin dışında bir dönem Steven Spielberg'in gözbebeği kadın yönetmen Mimi Leder ile de dikkat çekiyor.
Keith Ripley (Morgan Freeman), meslek ahlakına (!) son derece saygılı, deyim yerindeyse 'namuslu' bir hırsızdır. Jack Gabriel (Antonio Banderas) ise Ripley'in soğukkanlılığının tersine ateşli, işinin ustası çekici bir genç adamdır. Ripley'in takibinde olan Gabriel, ondan reddedemeyeceği bir teklif alır. Elektronik aygıtlar, silahlı korumalar, parmak iziyle açılan kapılar ardında kasalarda saklanan paha biçilmez mücevherlere ulaşmaya çalışacaktır iki ortak. Ama önce devreye Ripley'in olağanüstü çekici vaftiz kızı Alexandra (Rada Mitchell) hem de art arda şaşırtıcı sürprizler girer. 'Son Oyun', Brian De Palma filmlerini uzaktan da olsa andıran bir hızla açılıyor. Freeman ve Banderas'ın birbirlerine yakıştıkları ve seksi yıldız Rada Mitchell'in devreye girişiyle izleyicinin kanını kaynattığı da bir gerçek. Ancak bu tür filmlerin tartışmasız en büyük sorunlarından biri olan 'kolay anlatım', zaman zaman sekteye uğruyor. Ayrıca soygun sahnesini daha önce 'Kurda Tuzak' filminde izlemiştik. Burada doğrusu heyecan bile hissettirmiyor. Entrika, çözülmeyecek kadar güç değil ve finale doğru bir sürprizle destekleniyor neyse ki...
SON OYUN **
Yönetmen: Mimi Leder
Oyuncular: Morgan Freeman, Antonio Banderas, Rada Mitchell, Robert Forster, Rade Serbedzija
Senaryo: Ted Humphrey