Samimiyet.
ABD Başkanı'nın ziyaretinin herkeste bıraktığı ortak kanı bu duygu.
Obama vücut dili, seçtiği kelimeler ve verdiği mesajlarla acaip 'içten' bir lider.
Müthiş bir karizma yayıyor. Elini uzatsan ulaşacaksın sinyali veriyor. Ekranlardan izlerken aldığımız olumlu hava ayrı. Onu bir de yakından görünce bayrakları suya indiriyorsunuz. ABD lideri müthiş tatlı bir elektriğe sahip. Kapılıp gitmemeniz imkansız.
***
Dün İstanbul ziyaretinin son durağı olan gençler buluşmasında onu 2 metre ötemde konuşurken izledim. Tophane-i Amire'nin ortasına kurulmuş basit bir kürsü vardı. Kürsünün etrafına yuvarlak dört sıra şeklinde koltuklar dizilmiş. Koltukların misafirleri Türkiye'nin dört bir yanından gelen 99 üniversite öğrencisi. Hepsi teker teker seçilmiş. (Ama nedense hiçbir türbanlı öğrenci seçilmemiş?)
***
İki saatlik bekleme süresinin ardından Obama pırıl pırıl bir gülümseme ile girdi içeri. 'Ezana kadar vaktimiz' var diyerek bulunduğu kültürün hassasiyetlerine olan saygısını anlattı ve sonra da kısa bir konuşma yaptı.
Konuşmanın en önemli noktası kendi ve Türkiye arasında kurduğu paralellikti sanırım. Türkiye'nin köprü rolünü çok önemli bulduğunu anlatan Amerikalı lider, ilerleyen dakikalarda kendisi ile ilgili olarak 'Ben ırksal bariyerleri aşarak, eğitim eşitliği sayesinde ve ailemde Müslüman üyeler bulunan biri olarak seçildim. Köprüler kurabilirim' dedi.
***
Türkiye'ye geliş nedeni olarak da 'ABD ve İslam arasında yeni bir dönem başlatmak istiyoruz. Türkiye burada çok kritik bir öneme sahip. İlişkilerde yeni bir başlık açacağız' diyerek hem İslam'a yönelik 'Büyük Konuşma'yı burada yaptığını teyit etti hem de Türkiye'nin 'iki tarafa ait' olmasının ne kadar önemli olduğunu vurguladı.
***
Obama, Doğu ile Batı'yı, ezilen ile ezeni, fakir ile zengini, çirkin ile güzeli barıştırma iddiasında. Bunu kendi örneğinden yola çıkarak yapıyor. Ve de aynı nedenlerle Türkiye'ye özel bir yakınlık duyuyor. Bizi kendi gibi 'melez' görüyor.
***
Acaba Türkiye bu paralelliği bir avantaja dönüştürebilir mi?
Denemeye değer mi?
Obama'nIn söylediği önemli bir cümle vardı Tophane-i Amire'deki konuşmasında. Dedi ki: 'İnsanlar arasındaki ortak noktalar farklılıklardan daha fazla. Biz bunları bulup, vurgumuzu buraya yapmak istiyoruz. Ben saf değilim. Belki fazla idealistim ama denemeden başarıp başarmayacağımızı bilemeyiz. Denemek için de kilit kelime diyalog'.
***
Bu sözlerin ne kadarı hayata geçecek?
Henüz sorunun cevabını bilmiyoruz. Ancak en azından elimizde bir veri var. O veri de şu: ABD Başkanı ülkesinin imajından feci şekilde rahatsız. 'Bush Amerika'sının anti-tezi olmak istiyor. Selefinin tahribatını silip, üzerine birkaç tuğla da kendinden koymayı hedefliyor. Barış ve kardeşlik mesajları belki de bu yüzden. Selefi Bush değil Clinton olsa böyle 'altın kalpli' bir Obama olmayacaktı belki de.
***
Ama şu sıra dalga 'zeytin dalı' uzatmaktan yana. Ve bunun gerçekleşme ihtimali için Obama ile birlikte denemeye değer.
Kürt sorusuna geçiştirme
Obama'ya öğrencilerin sorduğu soruların arasında Kuzey Irak'ta bir Kürt Devleti kurulma olasılığının bulunup bulunmadığı da vardı. ABD lideri bu soruya hiç cevap vermedi.
***
Onun yerine 'Bir NATO üyesi olarak Türkiye'nin toprak birliği güvence altındadır. Bu ülkede yaşayan Kürt vatandaşların kültürel ve kimliksel özgürlüklerini sonuna kadar yaşayabilmelerini diliyoruz. Gördüğümüz kadarıyla Türk Hükümeti de bizimle aynı görüşte' yanıtını verdi.
Bu cevap Kürt meselesini içeriye çevirmeye yönelikti. Kuzey Irak ve Kürt sorununu bir nevi ayırdı Obama.
***
ABD yönetiminin henüz Irak'taki Kürtlerin akıbeti ile ilgili net bir planı yok. Irak'ın bütünlüğünü korumayı Ortadoğu dengeleri için çok önemli buluyorlar. Ancak Kürtlere verilen sözlerin nasıl yerine getirileceğini de bilemiyorlar. Sanırım Obama'nın suskunluğu bu yüzden.