Genelkurmay Başkanının geçen günkü konuşmasında en çok dikkatimi çeken husus, alt kimlik-üst kimlik ve Türkiye Halkı-Türk Milleti bağlamında etnik talepler konusundaki yaklaşımı idi. Anladığım kadarıyla Komutan'ın bu konulardaki yaklaşımı özetle şöyle: Türk Halkı değil Türkiye Halkı kavramı içinde farklı etnik kimliklerin, alt kimlik boyutunu aşmamak kaydıyla, tanınması mümkün; ancak bunun anayasal ve yasal boyutta tanımaya varması bir üst kimlik olan Türk Milleti kavramı çerçevesinde mümkün değil.
Öncelikle belirtmek gerekir ki Silahlı Kuvvetler'in en üst noktadaki temsilcisinin bu konularda konuşması ve değerlendirme yapması son derece doğal. Çünkü ülkemizde anayasal düzen ve ulusal güvenliğe karşı en önemli iki tehdit organize anti-laik girişimler ve etnik bölücülük. Ulusal güvenliğin korunması Ordu'nun en temel görevi olduğuna göre, organize etnik bölücülükle mücadele edebilmek için bunun olası temelleri hakkında kafa yorması da anormal bir şey değil.
Genelkurmay Başkanı'nın bu konularda yaptığı değerlendirme, vardığı sonuç açısından bence doğru. Gerçekten de Anayasa'da da öngörüldüğü üzere, Türk Milleti kavramı, farklı etnik kimliklerin anayasal düzeyde tanınmasını hukuken olanaksız kılıyor. Zaten böyle bir tanımayı devletin üniter yapısı ile de bağdaştırmak mümkün değil.
Ancak alt kimlik-üst kimlik ve Türk değil Türkiye Halkı noktasında yapılan değerlendirmenin biraz 'cılız' kaldığını, konseptinin tam olarak oturtulamadığını, hatta sosyolojik ve hukuksal temelden yoksun olduğunu düşünüyorum.
Bu konuda daha önce Başbakanın da düşmüş olduğu bir 'kolaycılık tuzağı' mevcut. Temel yaklaşım oldukça basit hatta 'naif': Efendim Kürtlük, Çerkezlik vb. etnik kimlikler 'alt kimlik' olarak tanınsın, fakat 'üst kimlik' olarak sadece Türk Milleti söz konusu olsun. Zira bu alt kimlikler Türkiye Halkı'nın bir parçası. Ama Türk Milleti bu Türkiye Halkı'ndan başka bir şey. Sorun bu şekilde hallolsun!
İyi güzel de, bu ülkede yaşayanların çoğunluğun mensup olduğu Türk kimliğini nereye koyacaksınız? Türk kimliği bu yaklaşıma göre aynı zamanda hem bir alt kimlik hem de üst kimlik oluyor. Buradan bir çelişki doğmayacak mı? Aynı kavram hem alt kimliği hem de üst kimliği ifade ettiğinde alt kimlikleri üstteki bir genel potada eritme fonksiyonunu nasıl icra edecek? Zaten bilinçli bölücülerin en temel itiraz noktalarından biri de üst kimliğin Türk kimliği ile ifade edilmesi değil mi?
Öte yandan, Türk Halkı yerine Türkiye Halkı denilmesinde de aynı mantıkla bir hata yok mu? 'Halk' terimi alt kimliklerin adeta 'matematik toplaması' gibi düşünülüyorsa, Türkiye Halkı yerine 'Türkiye Halkları' demek gerekmeyecek mi? Üstelik 'Halk' terimi ile 'Millet' terimi arasında böyle suni bir anlam farklılığı yaratmak kafaları iyice karıştırmayacak mı?
'Okullar olmasaydı Milli Eğitimi ne güzel idare ederdim' diyen Bakan gibi, 'Türkler olmasaydı Türkiye'de şu etnik kimlik sorunlarını ne güzel çözerdim' yaklaşımının da ne kadar 'naif' olduğu ortada değil mi?