AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-04-17

kategori2

Siyasi iktidar ve Genelkurmay mutabık. Peki şimdi ne olacak?

24 Aralık 2008 tarihinde, Irak'ın Cemiyet-i Akvam'a katılım sözleşmesini tarihin tozlu arşivinden çıkartıp, üzerindeki tozu üfleyip, ilk kez Türk kamuoyu ile paylaşmamızın bir sebebi vardı.
Biliyorsunuz, o günlerde Irak'ın kuzeyindeki Kürtlerin büyük bir kısmını da temsil etmiş olan Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, Türkiye'ye 'sıcak mesajlar' vermeye başlamıştı.
Şöyle yazmıştık:
'Ama, çok iyi bilinmesine karşın şimdiye kadar kamuoyu nezdinde hiç gündeme getirilmeyen bir tarihsel belgeyi ve onun çok özel bir maddesini bu sütunda duyacaksınız...
Elbette Türk Devleti'nin 'siyaset yapıcıları' hareketlerini tanzim ederken bu sözleşmeyi de esas almışlardı.
Ama bugüne kadar hiçbir şekilde tartışma gündemimize gelmemişti.
Şimdi, çekilme harekatıyla o sözleşmenin ve o sözleşmenin o çok özel maddesinin gündeme gelme olasılığı bile Talabani'ye aktivasyon kazandırdı.
O sözleşme, Irak'ın Cemiyet-i Akvam'a, yani Milletler Cemiyeti'ne katılım sözleşmesi.
Yani devlet olarak tanınma sözleşmesi.
Altında Irak'ın kuruluşunda sponsor olan İngiltere'nin ve Irak'ın imzası bulunuyor.
7. Maddesi şöyle diyor:
Irak, komşu ülkelerle olan sınır problemlerini çözememe durumunda gerekirse komşu ülkelerden yardım ister!
Irak Devlet Başkanı Talabani, eğer Türkiye ile sınır ihlalleri sorununu Amerikan ve İngiliz güçleri çekilmeye başlamadan önce çözemezse...
Merkezi Irak Devleti yöneticilerinin Türkiye'den yardım istenmesini gündeme getireceği öngörülmektedir.
İşte Talabani'yi aniden harekete geçiren, gizli gerçek budur.'
Dün ise dünya medyalarında Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık el-Haşimi'nin aşağıdaki açıklamasını okuduk:
'Irak olarak ya PKK'yı bu bölgede bitirmeliyiz ya da Türkiye'ye bölgede geçici askeri üs kurmasına müsaade ederek dağlardan temizlemesine fırsat vermeliyiz. Kendimizi kandırmayalım, diyalog çağrısı hep sözde kalır. Ben el birliği ile 'artık bu işi bitirmenin zamanıdır', diyorum.'
PKK konusunda tek başına başarı sağlayamayan Irak Merkezi Hükümeti'nin, Türkiye-ABD ve Irak arasında oluşturulan üçlü mekanizmanın çalışması hakkında ipuçları veren bu konuşması, Türkiye gündeminin hızında gözlerden kaçmamalı.
Aksine, belki de, iki gündür sütunlarımızı ayırdığımız Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un 'ulus-devlet' vurguları bu gelişmenin de paralelinde tekrar okunmalı...
Dünkü analizimizde, Genelkurmay Başkanı'nın da, Başbakan'ın da 'ulus-devlet' vurgularının ve 'Kuruluş Felsefesi'ni tahkim etme çalışmalarının bir dizi yeni girişime sağlam bir zemin hazırladığını ifade etmeye çalışmıştık.
Tahkim edilmiş bu zemin üzerinde gerçekleşecek girişimlerden biri ve ilki, pekala Irak'ın ve Türkiye'nin 'ulus devlet' anlayışını muhafaza ederek, terör sorununu Amerika'nın da katkılarıyla çözmeye çalışması olabilir.
Türkiye Irak'ta bir askeri üsse sahip olma ihtimaline hazır olmalı.