AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-04-17
Geçtiğimiz günlerde ilan edilen KEP, yani Katılım Öncesi Ekonomik Program, IMF ile anlaşmanın çok yakınında bulunduğumuzu gösterdi. Ancak ayağımızı biraz hızlı tutmamız gerek. Çünkü IMF ile anlaşanlar listesi hızla kabarmaya başladı. IMF bundan haftalar evvel kredi verecek müşteri bulamayan bir konumda idi. Ancak G-20 toplantısında 750 milyar dolarlık fonlama gündeme geldiğinden beri müşteriler kapıya dayanmaya başladılar.
Bu hafta medyaya yansıyan haberlerde Polonya'nın 20 milyar dolarlık esnek kredi için anlaşmaya vardığı aktarılıyordu. Polonya, Meksika'dan sonra IMF'nin ikinci büyük müşterisi olmakta. Kredi anlaşmasının normal olarak Polonya parası Zloty'yi güçlendireceği ve faizlerin de düşmesini sağlayacağı genel kanı. Tabii eğer dünya yeni bir kaos yaşamazsa.
Açıkça belli ki, ülkemiz mahalli seçim öncesinde hükümetin seçim sonuçlarını negatif etkiler endişesi sonrası, yeni bir programı gündeme getirmekten ve IMF ile anlaşmaktan bir süre için uzak durmuş bulunuyor. Ancak seçimden hemen sonra ekonomik veriler hızla yayınlandı ve yeni program da devreye sokuldu. Yeni program birçok kişi ve kurum tarafından oldukça gerçekçi bulundu. Kişisel kanıma göre, bundan altı ay kadar evvel, kasım ayında tüm dünya çapındaki göçme ortaya çıktığında, bugün ilan edilen çapta ve aynı gerçekçi yapıda bir program yayınlasa idik, sanıyorum ki hükümetin aldığı oy oranı etkilenmez, hatta düşmezdi, hatta daha yüksek olabilirdi.
Kişisel kanım siyasetin kısa vadecilik ve popülizm nedeni ile ekonomiyi hep baltaladığıdır. Bu nedenle önümüzdeki üç-dört yılda ülkemizde seçim olmayacak olması iyi haberdir.
Gene kişisel kanım 2007-2009 yıllarında ülkemizde yaşanan siyaset kökenli gerginlikte ortaya çıkan kavga ortamının ülke ekonomisine çıkacak faturayı da iyice artırdığıdır. Ancak taraflar unutuyor. Nasıl tango iki kişi ile yapılırsa, kavga da iki taraf ile yapılıyor.
Yanlış siyasetin bir ülkeyi nasıl hırpalayacağını bugün en güzel izleyebileceğiniz yer bugünkü Macaristan. Dün medyaya yansıyan haberlerde nihayet Macaristan'ın bir Başbakan bulmayı başardığı ortaya çıkmıştı. Uzun zamandır kimse Macaristan'da Başbakan olmak istemiyordu. Sonunda bir evvelki hükümette Ekonomi Bakanı olan ve özel sektörden gelme Gordon Bajnai, Başbakan olmayı kabul etti, ama bir de şart koşmuştu. Kendisine şartsız destek verilecek ve partiler üstü bir hükümet kurmasına izin verilecekti.
Zor durumdaki Macaristan ekonomisi IMF tarafından sağlanmış bulunan 25 milyar dolarlık kredi ile bile zar zor ayakta duruyordu. IMF'den ek para almak için girişimler yapıyordu. Parlamento bölünmüştü ve ülke hızla çukura düşmeye devam ediyor, son yirmi yılın en büyük krizini yaşıyor, ama bir türlü hükümet kurulamıyordu. 2010 yılında genel seçim yapılacağından Bajnai bir yıllık bir süre için Başbakan olacak ve bütçe açığını yüzde 3 düzeyine indirmek için savaşacaktı. Macaristan'ın 2009 yılında yüzde 5 daralacağı da öngörüler arasında idi.
Peki neden hükümet kurulamıyordu? 21 Mart 2009 günü sosyalist Başbakan Ferenc Gyurcsany istifa etmişti. Ancak yeni seçime gitmemiş, güvenoyu alamadım diyerek ayrılmış ve geçici bir hükümet kurulmasını sağlamıştı. Seçime gidilse oyların kabaca üçte ikisini alma potansiyeli rakip Viktor Orban'da idi. Victor Orban da tutucu sağ parti Fidesz'in Başkanı! Fidesz de kemer sıkmaya tamamen karşı bir parti.
Gyurcsany istifa etmek zorunda idi çünkü Parlamento'da bütçe açıklarını düşürmek ve kemer sıkmakla ilgili kanunları geçirecek kadar destek alamayan bir koalisyonun başında idi. Üstelik geçmişte vatandaşlara 2002-2006 arasındaki ekonomik gidişat konusunda yalan söylediğini partinin iç toplantısında itiraf etmiş, ancak konuşmasının bandı toplantıdan dışarıya sızdırılınca da itibar kaybetmişti. Rakibi Orban da bunun üzerine 2008 yılında bir referandum gerçekleştirerek , kemer sıkma kanunlarını engellemeye başlamış ve ülke çöküşe geçmişti. Aslında ülke global krizden çok önce çökmeye başlamıştı. Ekim ayında da 25 milyar dolar IMF ve Dünya Bankası yardımı almış ama buna rağmen kilitlenen siyaset ortamında sürünüyordu. Standard and Poor's bu durumda Macaristan'ın ratingini indirmişti.
Macaristan 10 milyon nüfus sahibi. Bunun 3.9 milyonu çalışıyor. 3 milyon da erken emekli var. 800 bin kadarı sağlık nedenleri bahanesi ile erken emekli olmuş kimseler ve kemer sıkmaya da karşılar.
Cumhurbaşkanı Laszlo Solyom da hükümetin desteğinin yüzde 22 düzeyine düştüğü gerekçesi ile erken seçim fikrini destekliyordu. Sosyalist hükümetin koalisyon ortakları da erken seçim taraftarı idi. Ama Gyurcansy'nin istifa manevrası bir yıl daha partisinin işbaşında kalmasını sağlamış, fakat adım atılamaz hale gelinmişti. Sonunda Bajnai işbaşına gelip, kabineye de birkaç tarafsız alınca belki düğüm çözülür diye düşünülüyor. Ancak bugün gerekli adımlar atılsa da tutucu Fidesz gelip atılan adımları tersine çevirme potansiyeline sahip. Bakalım Macaristan nasıl kurtulacak! Büyük olasılıkla IMF'den yeni bir destek alarak!