AKŞAM GAZETESİ | Serdar Akinan | 2009-04-17
Aranan ne? Darbeci bir örgütün suç delilleri... Bulunan ne? Nutuk... Atatürk posterleri...
Bir çuvala tıkılan bu 'suç unsurları' delil tutanağına nasıl işlendi?
'Atatürk adlı şahsın fotoğrafları ve kaleme aldığı Nutuk adlı kitap...'
Devleti yıkmaya yönelik bir suçun delili o devletin kurucusu...
Bu salaklığı nasıl okumalıyız?
Hiç gaza gelmeyip soğukkanlı bir şekilde resme bakın...
Bu bilgiyi medyayla paylaşan kim?
Avukat Vural Ergül... Ergenekon davasının en dişli avukatı... Emniyet'e o gidiyor ve çuvallar onun gözü önünde açılıyor... Ortaya Atatürk resimleri ve 'Nutuk' saçılıyor... İyi ki çuvaldan bir Türk Bayrağı çıkmamış... Şaşırmazdım.
Bu bilginin kamuoyuyla paylaşacağı bilinmiyor mu? Biliniyor...
Benim tezim şu:
Tandoğan'la başlayan süreçte Türkiye'de bir kesim ayağa kalkmıştı... Bu kesimin ana gövdesi AKP'den ve gidişattan memnun değildi... Milyonları bulan bu kitlenin ana gövdesi 'Ne şeriat ne darbe' diyen bir zihniyetteydi.
Ergenekon süreci başladı ve bu kitleyi 'bir başka mecraya çekmeye çalışan' bir kolektife yönelik çok ciddi iddialarla operasyonlar başladı.
Bu kitle büyük bir şaşkınlık duygusuyla sustu; sindi... 29 Mart seçimlerine kadar... 30 Mart sabahı sandıkta gücünü gördü... Özgüven geldi...
12. dalga bu 'özgüvenli' kitleyi kızdırmaya yönelik; hatta tekrar sokağa dökmeye yönelik bir tahrik gibi gelişti...
Ufak tefek kıpraşmalar oldu... Gerilim dozunu artırmak için şimdi devreye 'Atatürk adlı şahıs' sokuluyor.
Birileri muazzam bir toplum mühendisliği yapıyor. Simgelerle oynuyor...
Atatürk 'olağan şüpheli...'
Bu algıya karşı medya üzerinden yaratılacak sismik dalgaların kamuoyundaki farklı kesimler arasında nasıl yankılanacağı sinsice hesaplanıyor.
Amaç ne?
Bilemiyorum... Anlayamıyorum... Öngöremiyorum... Uzunca zamandan beri toplumun 'tepki damarı'nı tutmak için bu tip haberlere yer veren çok farklı görüşlerdeki internet sitelerinde yer alan okuyucu görüşlerine bakıyorum.
Size de bakmanızı öneririm. Makul maktul olmuş...
Nefret dolu, kan dökmekten bahseden -karşılıklı- açık tehdit dolu ifadeler...
Ertuğrul Özkök'ün dünkü cesur sorusu; 'Üniter yapıyı korumak mümkün mü?'yü bir de bu sosyal psikolojik tablo ışığında okuyun. Denklemin çarpanına da işsizlik verilerini koyun...
Ergenekon neye hizmet etti? Türkiye'yi ayrıştırdı.
'Malum medya' toplumun zihinsel kodlarıyla çok zekice oynadı... Tasarım çok zekice...
İş bu 'zorunlu yazı' bile bu tasarıma hizmet ediveriyor aslında:
Farkında olmadan zihniyet mevzilerini tahkim ediyor.
Artık çığrından çıkan Ergenekon ayrıştırmaya devam ediyor.
Toplumda şüphe ve öfke birikimi var... Bu sinsi bir tasarım... Kasıtlı... Ve çok tehlikeli...