Tuğçe Tatari Evliyagil tugce.tatari@aksam.com.tr

kategori2

Doğan Grubu'nun ayıbı!

Cuma akşamı Nişantaşı D&R'a girdim. Çocukluğumdan beri kitapçılarla ilişkim hassastır. Uzun saatleri raflar arasında gezinerek geçirmeyi severim.
Kitap alışverişlerim sancılı geçer. Kenarı hafif kıvrılmış bir sayfaya bile tahammül edemem. Rafın en arkasında duran el değmemişini almayı tercih ederim.
Sürekli gittiğim kitapçılarda çalışanlar bu huyumu bilir ve 'temiz' kitap arayışıma alışıktır.
İşte bu titiz alışkanlık yeni çıkan tüm kitaplarla ilgili az çok bilgi sahibi olmama neden olmuştur hep. Neyse...
Raflar arasında gezerken 'Behçet Cantürk' adı gözüme ilişti. 'Soner Yalçın'ın kitabı yenilenerek baskıya girmiş' diye düşündüm. Biliyorsunuz çok satan kitaplar bir süre sonra yeni kapak dizaynı ve geliştirilmiş metinle tekrardan basılır. Hemen kitabı aldım elime.
Soner Yalçın yazması gereken yerde Ercan Gün adı vardı. Doğan Kitap yazması gereken yerde ise Doğan Kitap.
Önce kitabı orada incelemeye başladım. Baktım olacak gibi değil, satın alıp hızla eve geldim. Yalçın'ın Cantürk kitabını kütüphaneden çıkarttım. Hafızam yanılmamıştı, kapaklar neredeyse aynı. Biri mavi fon üzerine konulmuş silah, diğeri MİT raporlarının üzerine konmuş bir silah tasarımıyla çıkmış piyasaya. Behçet Cantürk'ün Anıları - Soner Yalçın 1996 yılında başka bir yayınevinden çıkmış ve satış rekorları sebebiyle Doğan Kitap'ın transfer teklifine neden olmuştu.
Behçet Cantürk'ün MİT İtirafları - Ercan Gün 2009 ise bu ay çıkmış piyasaya. İlk etapta üzerinde durduğum konu Soner Yalçın'a yapılan ayıp, konuya buradan takıldım. Ama okumaya başlayınca işler değişti. Gün kitapta Behçet Cantürk'ün Milli İstihbarat Teşkilatı'nda yapılan 45 günlük sorgusunu birebir yayınlamış. Bir önsöz yazılmış ve ardından sadece sorgu metinleri akıtılmış. Oysa Cantürk'ün bu sorgularda işkence altında olduğu ortaya çıkmış, tüm suçlamalar beraatle sonuçlanmıştı.
Yani ciddi bir suç, bu kitabın yayınlanmasıyla işlenmiş oldu. Doğan Grubu'nun medya organları Ergenekon sürecinde durduğu yeri gayet net hatlarla çizmiş ve bu tutumdan dolayı hepimizin takdirini toplamıştır. Nedir bu tutum; Süreç hukuka aykırı ilerlemektedir ve ortaya sunulan deliller, sorgu metinleri, suçlamalar yanıltıcı olabilir.
Bu düşüncede olan bir grubun yayınevi nasıl olur da dayak-kötekle elde edilmiş, istenen her suçun zorla kabul ettirildiği bir sorgunun kitaplaştırılmasına birinci dereceden 'izin veren' olmuştur? Yayınevi yöneticileri hiç mi düşünmezler bu açıdan? Araştırmadan, bilmeden, okumadan mı karar verir piyasaya çıkacak kitaba?
Onların hatasıyla kimse ilgilenmez ama bu hata gruba mal edilir!
Araştırdım, aile bu konuda ne düşünüyor diye... Sağlam bir davaya hazırlanıyorlarmış. Doğruluğu kabul edilmeyen rapor, rapor olarak sunuldu diye. Hem yazar hem Doğan Kitap'a dava açacaklarmış. Hadi bunların hepsini bir kenara bıraktım. Kitap, okuru da kandırıyor.
'Behçet Cantürk'ü kimler kaçırıp cesedini ertesi gün Sapanca'ya attı' sorusuyla tanıtımı yapılan kitapta bu sorunun cevabı yok. Cevabı bırakın, iması bile yok!

İzzet Çapa'dan 'Sol' hareket
Perestroyka'nın sözlük anlamı Yeniden yapılanma. Sovyet sistemini komünizmden kopmadan ama biraz daha kapitalizme yaklaştırarak demokratikleştirmek anlamında kullanılmış olan Rusça bir kelime.
İzzet Çapa'nın yeni mekanının adı da bu. Duymayan kalmamıştır sanırım. Akaretler'de 25 Nisan'da açılması beklenen bu yeni mekan hakkında söylenti çok. Buyrun bazıları;

- Açılış için 20 kişilik Rus Kızıl Ordu bandosunun ve amigo kızlarının geleceği ama İzzet Çapa'nın, fotoğraf çekimleriyle fazlaca gündeme gelindiği için bu şovun iptaline karar verdiği konuşuluyor. Mekanın daha açılır açılmaz medyatik olmasını istemiyormuş. Duyduğum kadarıyla Barış Demirtaş ve Çapa-marka ekibi 'patron'dan gizli orkestranın gelmesi yönünde çalışmalar yapıyormuş.

- Mekan için iddialı bir bar yapılıyormuş. Adı; Pharmacy (Eczane) olacakmış. Barmenler özel laboratuvar üniformaları ile çalışacak, içkileri deney tüpleriyle servis edecekmiş. 'Propaganda Votka' ve 'Doktor Jivago Kokteyli' gibi mekana özel içkiler hazırlanıyormuş.

- Mekanda kullanılacak tüm bardakların üzerinde Rus liderlerinin resimleri varmış.

- İzzet Çapa çalışanların giymesi için yurtdışından 2 valiz kıyafet getirmiş. Dünyaca ünlü marka Dolce&Gabbana'dan aldıklarını personel giyecekmiş. Barmenler özel kostümlerinin yanı sıra Christian Dior'dan yelek giyip, kravat takacaklarmış.

- Serdar Bilgili ve İzzet Çapa'nın Perestroyka'da ortak oldukları iddia ediliyor. Ancak işletmede ortaklık söz konusu değilmiş. Serdar Bilgili'nin Perestroyka'ya tam destek vereceği şüphesiz. Bu yeni mekan Akaretler'e renk getirecek. Zaten Bilgili'nin Çapa'dan bu mekan için uzun süre kira almayacağı da konuşuluyor.

- Serdar Bilgili, Amerika seyahati sırasında keşfettiği ve orada çok popüler olan Magnum şişelerdeki Rose şaraplarının Perestroyka'ya hava katacağını düşündüğünü söylemiş. Bunun üzerine Çapa-marka ekibi Amerika'dan 100 tane boş Magnum şişeyi Türkiye'ye getirtmiş. Doluca'nın patronu Sibel Kutman'dan özel rica üzerine Magnum şişelere, Rose şaraplar ile özel dolum yapılacakmış.

- New York Meatpacking'deki ünlü kulüp Bagatelle'in pazar akşam üstü partileri, Perestroyka'da yapılacakmış. Bu partiler saat 16.00'da başlayıp, akşam 22.00'ye kadar sürecekmiş. Bu partiler için yine New York'un ünlü gece kulüplerinden 1oak, Nikki Beach, The Box ve Bagatelle'in DJ'leri getirilecekmiş.

Oğuz Satıcı'nın 'ev' derdi
Konuya Çapa'nın yeni mekanından devam edelim. Bilenler bilir; İzzet Çapa mekanlarında uçuk-kaçık objeler kullanmayı sever. Bu yeni mekanın bahçesine de dev bir tank koydurtmuş. O tankın üzerine bir klozet ve klozeti kullanan kadın manken, yanına da Rus askerlerinin ellerinde bayraklarla ihtilale hazırlandığı temsili bir kurgu hazırlanıyormuş.
Tüm bu hazırlıkların en zor kısmı tankı vinçle bahçeye yerleştirmek olmuş. Sabah erken saatlerde başlayan çalışma tam tank havadayken uyanıp güne başlayan Oğuz Satıcı'nın paniklemesine sebep olmuş. Camında bir tank gören Satıcı önce paniklemiş, sonra bunun bir dekorasyon objesi olduğunu anlamasıyla rahatlamış ve sinirlenebilmiş.
Hatırlar mısınız bilmiyorum, yaz aylarında Demet Akbağ'la 'ev krizi' gündeme gelmişti. Demet Akbağ ile TİM Başkanı Oğuz Satıcı mahkemelik olmuştu. Akbağ Bebek'teki Ayşe Sultan Korusu'nda kapı komşusu olan Satıcı'yı, balkonunu PVC ile kapattığı için mahkemeye vermişti. Tatsızlıklardan bunalan Satıcı Akaretler'e taşınmıştı. Demek taşınmak sorunları bitirmemiş, Satıcı yeni bir 'komşu krizi'yle baş başa kalmış.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3