AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-04-19
Toplum olarak ilginç bir özelliğimiz var. Her şeyi siyah ve beyaz olarak algılıyoruz. Ara renkler yok sanki. Bir şey ya çok iyi ya çok kötü. Biri ya melek ya şeytan.
***
Şimdi de bu 'siyah-beyazlama' dalgasına NATO'nun yeni Genel Sekreteri Rasmussen'i dahil ettik. Sanki dünyadaki tüm kötülükler onda toplanmış. 'En yalancı' o. 'En PKK'lı' o. 'En Müslüman düşmanı' o. Hatta ona karşı nefretimizi öyle artırdık ki omzu kırıldı diye 'müstahak' başlıkları attık. Allah aşkınıza bir insan bu kadar 'simsiyah' olabilir mi?
***
Rasmussen 'Türk dışında herkese dost, yalnızca bize düşman' bir politikacı değil. O sadece tipik bir Batılı. Toplumları bireylerden oluşan varlıklar olarak algılıyor. Kimsenin üzerinde tahakküm kurmuyor. İnsanları, medyayı, kısacası 'başkasının yaptığını' sahiplenmiyor. Zaten nasıl sahiplenileceğini de bilmiyor.
***
Hatası yok mu? Elbette var. Onun hatası Batılı düşüncenin neredeyse tam tersi olan 'Doğulu' düşünce sistematiğini bilmemesi. Bilmediği için de iletişim kuramaması. Üstelik öğrenmeye de çalışmıyor. En oryantalist hislerle yapmacık bir empati kurmaya çabalıyor. Ve hiç inandırıcı olmuyor.
***
Rasmussen'in tavrı tipik bir Batılı hastalığı. Batı hala ve daima kendini Doğu'dan üstün görüyor. Bu öyle 'tanrısal' bir üstünlük ki, karşı tarafı anlama çabası beyhude. Çünkü 'karşı taraf' muhatap değil. Olamaz da. Bu nedenle Danimarkalı lider 'öteki' olarak gördüğü Türkiye ile diyalog kurarken ona oryantalist bakışın Doğu'yla ilişkilendirdiği tüm özellikleri atfediyor.
***
Buradaki sorun Doğu-Batı denkleminde 'öteki'nin özelliklerini bünyesinde barındıran Türkiye'nin diğer kulvara geçme iddiası. O iddianın gerçekleşmesi ABD'nin telkiniyle değil, Türkiye'nin 'öteki'likten kurtulması ile mümkün.
***
Bunun yolu da Rasmussen'den nefret etmemekten geçiyor.
Türkiye'yi NATO'dan atma tartışması
Daniel Pipes özellikle 11 Eylül'den sonra İslam'a ve Ortadoğu'ya karşı radikal tavır almış bir gazetecidir. Fikirleri bizim laikçiler ya da İslamcılar gibi uçtadır ancak etkilidir. Okunur ve tartışılır.
***
Pipes pazartesi günü 'Türkiye hala NATO'ya ait midir?' başlıklı bir yazı yazdı. Yazıda Rasmussen'in Genel Sekreterliği'ne karşı Erdoğan'ın takındığı tavrı eleştirdi. 'Radikal İslam içimizde. NATO, kendi bünyesinde AKP Hükümeti'nin radikal İslam'ı savunmasına izin veriyor' diyen Pipes birliğe çağrı yaptı: Türkiye NATO'dan çıkarılmalıdır.
***
Bu çağrı elbette Obama yönetiminin ciddiye alacağı bir çağrı değil. Ancak Pipes gün geçtikçe artan bir rahatsızlık ve karalama kampanyasının sözcülüğünü yapıyor. Türkiye'nin Rasmussen çıkışı Batı'da bazı çevreleri epey rahatsız etti. Bu çıkış 'NATO'nun karar mekanizmalarına din motifini karıştırmak' olarak algılandı. Şimdi birtakım çevreler bu algıyı genişletmek için kollarını sıvamış durumdalar. Amaç buradan Türkiye'nin AB sürecine zarar vermek.
***
Türkiye İslam'la birlikte anıldıkça Avrupa içindeki Türkiye karşıtı cephe bundan müthiş bir memnuniyet duyuyor.
Ruhban Okulu fobisi
Ermenİ'den kork, Rum'dan kork, Kürt'ten kork, dış güçlerden kork, iç mihraklardan kork, kork, kork kork...
***
Korkmaktan sıkılmadık gitti. Ne zaman güçlü ve büyük bir ülke olduğumuzu göreceğiz ve biraz rahatlayacağız?
***
Obama'nın ziyareti ile Heybeliada'daki Ruhban Okulu'nun açılması yeniden gündeme geldi. Ancak gelir gelmez hükümet 'gündemimizde böyle bir madde yok' açıklaması yaptı. Ruhban Okulu Ortadoks dünyası için önemli bir merkez. Bugün orası kapalı olduğu için Patrikhane, öğrencilerini başta ABD olmak üzere Batı'ya göndermek zorunda kalıyor. Bu da teknik olarak birçok sorun çıkarıyor. Oysa okul açılsa bölgede önemli bir merkez olacak.
***
Ve o merkez nedeniyle İstanbul yeniden Konstantinopol ol-ma-ya-cak.