AKŞAM | PAZAR | 19 NİSAN 2009, PAZAR

Vücudumun kontrolü bende

Hande Yener'le Cihangir Olivya Cafe'de buluÅŸtuk. Son albümü 'Hayrola'yı, 19 yaşına gelen oÄŸlunu, sevgili Romeo'su Kadir DoÄŸulu'yu, ve daha bir sürü ÅŸeyi konuÅŸtuk. İşte baÅŸlıyor...

01
En baş belası soruyla başlamak istiyorum. 150. defa evlendiğin haberini okudum... Doğru mu, senden duyabilir miyim?
Yok, doÄŸru deÄŸil. Herhalde albüm çıktığı için, gündemde olduÄŸum için... Bir iki gün de yoktum. Öyle bir yakıştırma olabilir.

Son albümün 'Hayrola' çıktı, mutlu musun?
Etkisinden çok mutluyum. Müzik adına mutluyum tabii ki ama kendimizi huzursuz hissetmemiz ve negatifleÅŸmemizden dolayı evrenin etkilediÄŸi her ÅŸeyden ben de nasibimi alıyorum. Çünkü müzik yaptığınız zaman insanların keyifli olduÄŸunu hissetmek çok baÅŸka, mutsuz olduÄŸunu hissetmek çok baÅŸka. İyi ÅŸeyler olmasını umut ediyorum bundan sonra. KeÅŸke daha güzel, daha pozitif bir dünyada olsak diyorum bazen.

Uzaktan bakınca aslında 'kendi havasında bir kız' gibi görünüyorsun. Gündemle toplumla bu kadar da yakından ilgili olduÄŸun pek de akla gelmiyor...
Dünyayla ilgilenmeye çalışırım. Haberleri izlerim, gazete okurum. Görmemek, kaçmak mümkün deÄŸil. Ve mesleÄŸimle ilgili bütünleÅŸtirebileceÄŸim bir ÅŸeyler varsa, sadece konuÅŸanlardan deÄŸil icraat yapanlardan olmayı tercih ediyorum. Åžarkılarımda paylaÅŸmaya, gördüÄŸüm ÅŸeyleri yansıtmaya çalışıyorum. Esprili bir ÅŸekilde tabii... Maneviyatın çok daha önemli olduÄŸunu, aslında paranın zaman olduÄŸunu düÅŸünüyorum. O yüzden bunları simgeleyen açılımlar, anlatımlar var 'Hayrola'da...

Albüm fotoÄŸrafları ÅŸahane... '5 yıl boyunca bu vücudu yapmaya çalışmıştım' demiÅŸsin. Nasıl bir 5 yıldı, neler yaptın? 
Egzersiz yapmayı çok önemsememiÅŸtim önceleri. GençliÄŸimin verdiÄŸi enerjiyle 'fit duruyorum' hissiyle sermayeden yedim. Bir gün geldi ki, bedenim yorulmaya baÅŸladı. Ben de mecbur, egzersizlere baÅŸladım. Belli bir yaÅŸtan sonra sporu huy edinmek çok zor. Halbuki onun da 3 öÄŸün yemek gibi mecburi olduÄŸunu, güzel ve zevkli bir ÅŸey olduÄŸunu fark ettiÄŸiniz zaman her ÅŸey basit gelmeye baÅŸlıyor.

HERKES ESKİYİ YENİLİYOR
Günde kaç saat, haftada kaç gün?
İlk zamanlar çok fazlaydı. Bir saat koÅŸuyordum, bir saat egzersiz yapıyordum. Bazı günler 45 dakika ağırlık... Ne gerekiyorsa yapıyordum. Çünkü yapmam gereken çok ÅŸey vardı. Daralmam hem de üstüne kas yapmam gerekiyordu. Daralma süresi uzun oldu. Sonra kas yapmak daha da zor.

İyi başarmışsın, bacaklar falan... Hatta 'futbolcu bacağı' gibi yakıştırmalar var...
Topuklu ayakkabılarla dışarı çıktığımızda biliyorsun baÅŸ belasıdır onlar ve 'eve gidelim' dedirten bir acıdır o. Ve bunların hiçbiri olmamalı sahnede. Yorulmamalıyım. Yani iki saat topuklu ayakkabılarla konserde ayakta durup dans etmek... Seyirci bile yorulabiliyor çoÄŸu zaman. Åžimdi çok rahatım, çok memnunum. Vücudumun kontrolü bende. Bedenimi çok iyi tanıyorum artık. Yine de istediÄŸim boyutta deÄŸilim ama ÅŸu fotoÄŸraflara uygun olduÄŸumu düÅŸünüyorum. Bunların içine yakışabilmek, o kostümleri taşıyabilmek için belli bir vücut duruÅŸunuzun olması gerekiyor gerçekten.

FotoÄŸraflar sebebiyle bolca benzetilme durumların var. Madonna, Björk, Lady Gaga derken ÅŸimdi de Katy Perry ve Dita Von Teese'e benzetiliyorsun. Nereye varacak bunun sonu?
Zaten bizde benzetme hastalığı var. Bir ÅŸeyi gördüÄŸü an birisi 'aa evimdeki kaktüse benziyor' diyebilir. Bu bir alışkanlık. Önce alışkanlıklardan kopmak gerekiyor. Ama file çorap bir tek Madonna'ya aitse onu bilemem eÄŸer öyle düÅŸünüyorlarsa... 50'lilerin modasını uygulayan birçok sanatçı var, biz de öyle yaptık. Bir sene önce de Christina uyguladı. Yani herkes evirip çevirip sonuçta eskiyi yeniliyor. Ben de bunu uyguladım.

KİMSENİN EKMEĞİYLE OYNAMAM
'Aklımı bu iÅŸle bozmuÅŸum. Birazcık can damarıma basıldığında havlayabiliyorum ama ısırmıyorum' diyorsun... EleÅŸtirilere karşı da böyle mi tavır alıyorsun?
Kimsenin hiçbir zaman ekmeÄŸiyle oynamam. Bu mümkün deÄŸil. Uyuyamam. Vicdanım rahat etmez. Hiçbir zaman böyle hislerim olmadı ama kaliteli bir iÅŸ yapmaya çalışırken eleÅŸtirilmem de beni çok ÅŸaşırttı. Kaliteyi düÅŸürsem, eleÅŸtirmekte haklı olabilirler ama yükseltmeye çalıştığım zaman da sistemle böyle bir çatışma dönemim oldu. O dönemlerde de cevap verdim, hakkımı korudum. Ben bu yola baÅŸ koyduÄŸumu anlatmaya çalışıyorum. Çünkü bu çok uzun bir yolculuk. Ölene dek yapmak istiyorum.

Eski Hande Yener'i özleyen hayranların var. Sen eski Hande Yener'i nasıl buluyorsun, nasıl görüyorsun onu? 
Bugünleri yapmak isteyen Hande olarak görüyorum hep. Daha iyisini yapmalıyım, daha iyi bir aranjör bulmalıyım. Beni daha iyi yansıtan bir duruÅŸum olmalı, durumları vardı. Birçok kiÅŸiyle çalıştım ama o noktalara bir türlü ulaÅŸamadım onlarla. İçimdeki 'ben'e, tam yapmak istediÄŸim ÅŸeye...

Elektronik müziÄŸe bu tutkun nasıl baÅŸladı? Yani kimin ya da kimlerim müziÄŸiyle tutuldun elektriÄŸe?
(Gülüyor) Aslında 80'lerden beri bu sound duyuluyor, Micheal Jackson... İlk o kullanıyor. Sonra birçok kiÅŸi. Bizdeki aranjmanlara baktığımda hepsinin tek kalıpta olduÄŸunu gördüm. Kemanlar, klarnet... Sonra solist girer, nakaratta herkes coÅŸar. Ondan sonra ara naÄŸmede herkesin seveceÄŸi melodi yapılır gibi bir sistem var. Oysa dünyada yok böyle bir müzik tarzı. Ben genele bakarak, dünyaya bakarak yapmaya çalıştım müziÄŸimi.

KADİR, TATLI BİR NARSİST
'Romeo' şarkının bu kadar tutmasını neye bağlıyorsun? Acaba herkesin kendi Romeo'sunu bekliyor veya onun peşinde olması olabilir mi?
Hepimiz çok duygusalız. Ama o kadar gömmüÅŸüz ki onu bir yerlere... Bir anda hani eski ÅŸarkıları severiz ya samimiyetinden dolayı, bence o samimiyet yakalandı orada. Ve çok güncel bir altyapıyla yakalandı. Benim için çok büyük bir mutluluk oldu tabii. DoÄŸru yolda olduÄŸumu bir kez daha hissettirdi. Öyle ki köylere, kasabalara kadar girdi o parça. Ve benim bugüne kadarki bütün albümlerimde en çok konser yaptığım albümüm o. 'Nasıl Delirdim' albümü... Bütün fikirleri deÄŸiÅŸtirdi aslında, istisnalar kaideyi bozdu (gülüyor).

E iyi ki delirmiÅŸsin o zaman...
İyi ki delirmiÅŸim, iyi ki delirtmiÅŸler (gülüyor).

'Romeo'nun zaten malum kime yazıldığı... Åžimdi 'Narsist'i de gene sevgiline yazmışsın. Bir de ulu orta çıkıp söylüyorsun 'Bunu ona yazdım, iyi ki yazdım' diye. Riskli deÄŸil mi? Şımarmaz mı?
Bence herkeste her duygu var. Şımarıklık da var, kibir de, narsistlik de. Belki kötü hissetmek de, iyi hissetmek de var. Bunun dengesi bence çok mühim. Yok varsayıp, bastırdığımız zaman bir gün bir yerde çıkıyor mutlaka. O yüzden de güzel bakarak anlatmaya çalıştım narsisti. Çünkü bir insan, güzelliÄŸinin farkında olup bunu hem bilip hem de bastırabiliyorsa, güzel bir dengedir o. Kadir de öyle bir insan. GüzelliÄŸini hem farkında hem de hava atmıyor. O yüzden de tatlı bir narsist. Öyle anlatmaya çalıştım.
n O yüzden pohpohlamakta sakınca görmüyorsun?
Onun dengesi zaten kurulu. Bazen de dengeyle oynamak iyi oluyor. Yani hayata reyting veriyor (gülüyor).

MÜZİĞİMİN ESKİYECEĞİNİ DÜÅžÜNMÜYORUM AMA YAÅžLANACAÄžIMI BİLİYORUM
İşle aÅŸk, hele de para kasa mevzuları birlikte yürüyorsa çok sevimsizleÅŸmeye müsait olabiliyor hayat... Sevgiline mi çok güveniyorsun, kendine mi? Nedir bu cesaret yani?
Her ÅŸey çok açık. Her ÅŸey çok ortada. Zaten benim gibi o da parayı sevmiyor. Para bizim için sadece ihtiyaç. O yüzden de yaratıcılık ve iÅŸ aÅŸkının verdiÄŸi heyecan ilgilendiriyor bizi. Görsel ekibimi kurmak, müzik ekibimi kurmak 10 yıl aldı. Åžu anki albüm yaptığım firma Avrupa Müzik'te çalıştığım insanların hepsi teknolojiyi çok iyi biliyor, öngörüleri çok yüksek, vizyonları çok açık ve ileriye bakarak devam ediyorlar ve beni gerçekten itiyorlar. O yüzden de böyle bir ekiple olduktan sonra bunlar teferruat.

Peki, müziÄŸinin eskimesi mi, yaÅŸlanmak mı seni daha çok korkutur?
MüziÄŸimin eskiyeceÄŸini düÅŸünmüyorum. Ama yaÅŸlanacağımı biliyorum (gülüyor). Eskiden hayatı ikiye bölüyorduk 'YaÅŸ 35, yolun yarısı' denirdi. Åžimdi ben 3'e bölebileceÄŸimizi düÅŸünüyorum. Hatta zaman koymaya falan gerek yok. Tabii 50-60'lara geldiÄŸimiz zaman bilmiyorum ne olacak? Mümkün olduÄŸu kadar dinç olmaya çalışacağım ama hani yaÅŸlanmayacağım falan da diyemem. Dinç olmaya çalışacağım.

İngiltere'de bir plak ÅŸirketinden bir teklif almışsın bu son ÅŸirket deÄŸiÅŸikliÄŸini yapmadan önce. Kimden aldın?    Ya da aldın mı?
'Romeo' ile ilgili bir görüÅŸme oldu. Åžu an onun sözleri bir kısmı İngilizce bir kısmı Türkçe olarak düÅŸünülüyor. Ama tabii orada iÅŸler çabuk olmuyor. Zaten kriz birçok ÅŸeyi durdurdu. GörüÅŸmeler devam ediyor. Yani ÅŸu an flört halindeyiz. Avrupa'da ya da dünyada bir ÅŸeyler yapmayı çok çok arzu ediyorum. Sesimizi duyurmak, yaptığımız müziÄŸi duyurmak istiyorum.

OĞLUM, 'BUNLARI SEN Mİ YAZDIN?' DİYOR...
19 yaşında bir oğlun var. Nasıl buluyor şarkılarını?
Bu son albüm özellikle 'Deliler', 'Narsist', 'Hayrola' falan ÅŸok geçirdi tabii. Çünkü yan odasındayım, yani geceleri o uyuyor ve biliyor ki ben sabahlara kadar çalışıyorum. Sonra kayıt dinletiyorum. İnanamıyor. 'Bunları sen mi yazdın' diyor. Çünkü ben de benim yazdığımı düÅŸünmüyorum artık zaten. Yani o tamamen bir akım, anlatmak istediÄŸin ÅŸey çıkıyor. Tabii ki yön veriyorum daha esprili çıksın, daha modern bir ağızla çıksın diye. Öyle de çıkıyor. Yani ben 18 yaşındayken 'Deliler' gibi bir ÅŸey dinleseydim beni çok etkileyebilirdi o yaÅŸta diye düÅŸünüyorum.

Peki, kız arkadaşlarıyla tanışıyorsun, anne taş! Rekabet oluyor mu?
Valla kızlar da taÅŸ (gülüyor). Çok güzeller. Herkes kendine has güzel. Sıfır makyaj. Çok havalılar, çok bakımlılar. Biz o yaÅŸta ne bileyim kaşımızı bile almazdık (gülüyor). Onlar daha bilinçli ve 18 yaşındaki kız sanki 25 gibi. Ama tabii konuÅŸtuÄŸunuz zaman anlıyorsunuz daha küçük olduÄŸunu. Ve iliÅŸkileri çok saf, masum. O çok hoÅŸuma gidiyor, çok mutlu ediyor beni. Öyle dejenere bir ortamı, bir arkadaÅŸlığı hiçbir zaman olmadı.

Sahnedeki seksliğin onu rahatsız ediyor mu?
Åžov olduÄŸunun farkında. Yani hiç kimse o gözle takılmıyor sahnedeyken. Onu gözlemleyebiliyorum. Hepsi bir ÅŸov. O yüzden daha ileriye gitmem gerektiÄŸini desteklediklerini de görüyorum. O tür görsellere yurtdışından çok alışık gözleri gençlerin. Onlara tuhaf gelmiyor.

SEVİM GÖZAY

  • DiÄŸer Haberler

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3