AKŞAM | PAZAR | 19 NİSAN 2009, PAZAR

Jane Birkin İstanbul'a doyamıyor!

21 Nisan'da TİM'de bir konser verecek olan Jane Birkin'le İstanbul konseri öncesi müzik kariyerini ve hayata bakışını  konuÅŸtuk.

02

1960'larda İngiltere'nin bohem ortamlarında salınırken, 1966 senesinde İtalyan yönetmen Michelangelo Antonioni'nin Blow-Up'ın da boy gösterdikten sonra hayatı deÄŸiÅŸti Jane Birkin'in... Zira modernist yönetmen Antonioni'nin kamerasının önünde ÅŸahane tarzını sergilerken bir taraftan da geleceÄŸinin yolunu açmış oldu. 1969'da Serge Gainsbourg'un aslında eski kız arkadaşı Brigitte Bardot için yazdığı 'Je t'aime... moi non plus' isimli ÅŸarkıda Gainsbourg'a eÅŸlik etme ÅŸansına sahip oldu. Çünkü Bardot, Gainsbourg'un ÅŸarkıyı kaydetmediÄŸini bahane ederek ondan ayrılmış ve kendi yoluna koyulmuÅŸtu... Birlikte söyledikleri bu ÅŸarkı 'Slogan' filminde tanışan Gainsbourg ve Birkin arasındaki büyük aÅŸkın tavan yaptığı nokta oldu. Åžov dünyasına böyle giren Birkin, artık güzelliÄŸi ve çekiciliÄŸiyle tüm dünyada cazibenin temsili isimlerinden biri olarak anılıyor. 21 Nisan'da Türker İnanoÄŸlu Maslak Show Center'da karşımıza çıkacak olan Birkin'le kariyerini konuÅŸtuk.

Paris sokaklarına ilk adım attığınız gün neler hissettiÄŸinizi hala hatırlıyor musunuz?
Harika bir histi. Yanımda babam vardı ve sadece kız öÄŸrencilerin okuduÄŸu okulumdan mezun olmak üzereydim... Babam akıcı bir ÅŸekilde Fransızca konuÅŸuyordu. Anneme, bizi Eyfel Kulesi'nin önünde tasvir eden bir kart atmış ve 'belki bir gün ben de Fransızca öÄŸrenirim' yazmıştım.

Kendinizi İngiltere ve Fransa arasında bir kültür elçisi gibi hissetiniz mi?
Evet! Ne zaman İngiltere'de olsam Fransız olmakla, ne zaman Fransa'da olsam da İngiliz olmakla övünürüm.

Belki kliÅŸe bir soru olacak ama Serge Gainsbourg ile söylediÄŸiniz ve sizi meÅŸhur eden 'Je t'aime... moi non plus'nın bugün bile bu kadar çekici bulunuyor olmasındaki büyü ne?
Kesinlikle kusursuz bir melodisi var ve gelmiÅŸ geçmiÅŸ en seksi ÅŸarkı...

Serge Gainsbourg ile tanışmış olmasaydınız başka biri mi olurdunuz?
Emin olun ki bambaÅŸka biri insan olurdum...

Åžov dünyasında her zaman nevi ÅŸahsına münhasır karakterlerden biri olarak var oldunuz. Sizi bu kadar özel kılan ne peki?
Çok sade bir insanım ben, sadece benden ibaretim. Belki de insanlar alçakgönüllülük ve kendin olmak gibi özellikleri görmekten dolayı mutlu oluyorlardır.

HAYAT SÜRPRİZLERLE DOLU!
Kariyerinizi ve hayata bakış açınızı gözden geçirdiÄŸinizde; 60'lı yıllarla bugün arasında ne tür farklar görüyorsunuz?
Hayat sürprizlerle dolu! Kim bir kere daha dünya turnesine çıkmayı, üzerine bir de komedi filmi çekmeyi hayal ederdi ki? Üstelik Wajdi Mouawad'ın yazdığı komedide ve Jacques Rivette'in yeni filmi '36 Vues Du Pic Saint Loup'la Venedik Film Festivali'nde Fransa'yı temsil etmek... 20'li yaÅŸlarımda önce kızım Kate ardında da Serge ve Charlotte geldi. O zamanlar iÅŸ umurumda bile deÄŸildi, Serge hayatımdaydı. 37 yaşına geldiÄŸimdeyse yılmış ve üzgündüm. İyi film teklifleri gelmiyordu ve fena durumdaydım. Åžimdiyse Jacques Doillon entelektüel filmlerine geri döndü ve Serge'i de ölümünden sonra bile hala yanımda hissediyorum. Hayat inanılmaz tesadüflerle dolu.

Kızınız Charlotte Gainsbourg için neler söyleyebilirsiniz; bir anne ve sanatçı olarak ona destek oluyor musunuz?
Onu her zaman cesaretlendirdim ama Charlotte kendi kendini yarattı. O özel ve muazzam derecede yetenekli bir oyuncu ve süper bir anne!

Beth Gibbons, Bryan Ferry, Brian Molko, Manu Chao, Françoise Hardy, Beck, Rufus Wainwright gibi birçok isimle birlikte projelerde yer aldınız... Bu isimlerden en çok hangisinden etkilendiniz?
Benim için ÅŸarkı yazmayı isteyecek kadar nazik insanlar hepsi. Åžarkılar hediye gibidir; birer mücevher deÄŸerindedirler ve yazarlar onları kendilerine saklamak yerine paylaÅŸtıkları için minnettarım.

OBAMA HEPİMİZE UMUT VERDİ
Tarzınız da her dönem beÄŸeni kazanıyor. Hermes gibi lüks bir marka sizin adınıza bir çanta tasarladı ama siz genel olarak salaÅŸ, kendine güvenli ve rahat stilinizle dikkat çekiyorsunuz. Kendinizi bir stil ikonu olarak görüyor musunuz?
Bir ikon deÄŸilim ama ne istediÄŸimi çok iyi biliyorum ve neden hoÅŸlandığımı da. Ayrıca eski olana karşı da bir eÄŸilimim var. Zaten alışveriÅŸ yapmaktan da nefret ettiÄŸim için eskiden kalan ve hala iyi görünen giysilerimi seviyorum. Hermes'in yaptığı harikaydı çünkü elde edilen gelirin yüzdesinden engelliler, asker aileleri, Afrikalı kadınların haklarını savunan F.I.D.H Amnesty ve info Birmanie gibi sosyal sorumluluk örgütü ve hayır iÅŸlerine destek oldular.

Bu İstanbul'a 5. kez geliÅŸiniz. Kent hakkında ne hissediyorsunuz, sizin için herhangi bir özel yanı var mı?
İstanbul'a aşığım! Kızım Lou'yu ve 2 torunumu da yanımda getireceÄŸim ki bu ÅŸehri onlarla da paylaÅŸabileyim. Ermeni bir ÅŸarkıcı kadının ÅŸarkı söylediÄŸi ahÅŸap ve küçük restoran, halı satıcıları, camiler, eski bina ve oteller gibi beni bu ÅŸehre baÄŸlayan ÅŸeyler var.

Ve son olarak biraz politika... İnternet sitenizde Burma'da yaÅŸananlar için bir bölüm ayırmışsınız... 2000'lerin politik ortamı örneÄŸin Obama ve 'umut' mesajı hakkında ne düÅŸünüyorsunuz?
İleride vaatlerini yapmaya ÅŸansı olmasa bile Obama'nın seçilmesi ve kendisi bile dünyanın deÄŸiÅŸimine dair bir mesaj. Bu durum bile hepimize bir umut verdi ki bu harika bir histi. GeçmiÅŸte kuÅŸatma altında olup büyük acılar çeken Bosnalı insanlar için savaÅŸmaya çalıştım. Ve evet günümüzde de Tibet ve Burma'da da aynı sorunlar yaÅŸanıyor. Rusya'da da gazeteciler öldürülüyor, oligarÅŸik bir finans sistemi iÅŸliyor. Putin'in Çeçenlere karşı yürüttüÄŸü savaÅŸa karşı olan ve radikal düÅŸünceleriyle tanınan Anna Politkovskaya'yı unutturmamaya çalışıyoruz. Basın da yoksul insanlar da baskı altında. Bunun için elimden geldiÄŸince tehlikeli bölgelerdeki bu cesur insanlar için elimden geleni yapacağım.

SELİN ÖZAVCI

  • DiÄŸer Haberler

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3