Tamamen farklı konular üzerinde düÅŸünüyordum ama maalesef internet sitelerinden bir tanesinde bir 'Cinsel uzvun patlaması' haberini okudum.
Elimde olmadan suratıma acı çekiyormuÅŸ ifadesi verip, benimkinin teorik olarak bulunması gereken bölgeyi tutup iki büklüm olmuÅŸum.
Görenler diyor ki; bu hali alırken bir de içten 'Ahhhhhh' çekmiÅŸim.
Malumunuz bu tür patlamalar ve diÄŸer farklı felaketler genelde erkek cinsel uzvunun başına gelir. Penisin tarihini incelerseniz (Evet böyle bir tarih var ve ben de okudum bunu) acılar ve trajediler ile dolu olduÄŸunu görürsünüz.
Penis adeta baÅŸlı başına bir Shakespeareyen trajedidir. O bazen patlar, durmadan girmemesi gereken yerlere girdiÄŸi için kıyma makinesine falan kapılabilir veya direkt olarak kopabilir.
Böyle ÅŸeylerin olması penis açısından rutindir ama dün haberi dikkatle okuduÄŸumda bu kez ÅŸanssız organın bir kadına ait olduÄŸunu ÅŸaşırarak gördüm. Oysa ben kadınları bu tür kazalardan muaf sanırdım. Lafı açıkça yazdığımda kelimenin görünümünün bile tuhaf olacağını göreceksiniz.
Bir, iki, üç, hazır mısınız bakalım, olayın manÅŸetini atıyorum ÅŸimdi.
'PATLAYAN VAJİNA DEHŞETİ'. Olmuyor değil mi, uygun değil gibi duruyor, bir tuhaf geliyor insana değil mi bu laf? Oksimoron gibi bir şey bu.
Halbuki 'PATLAYAN PENİS DEHŞETİ' denilseydi manşette, bu hepimize rutin bir haber gibi gelecekti.
Zavallı penisçiklerin başına mutlaka bir ÅŸeyler gelmesine alışmış olmamız bence 1980'lerden bize kalmış bir miras. Amerikan BaÅŸkanı'nın her bulduÄŸu fırsatta Oval Ofis'te bile kadınlara penisini teÅŸhir ettiÄŸi yıllarda, aynı ÅŸehirde bir kadın kocasının penisini bir gecede kesiverdi ve organı da bahçeye fırlatıverdi.
Bu olay anında dünyanın kolektif bilincine yazıldı. EÄŸer o günlerde uzaylılar dünyayı dinliyorlardıysa dünyadan bir kolektif 'Ahhhhhhh' sesinin yükseldiÄŸini duyup ÅŸaşırmış olmalılar. Çünkü ırk, ülke ve sınıf farkı olmadan tüm dünya erkekleri bu haberi duyunca benim patlayan uzuv haberini duyduÄŸum an yaptığım hareketi yapıp yani acı çekiyormuÅŸ gibi öne kıvrılıp bağırmışlardı.
Batı'dan gelen her fikri çok seven bazı Türk kadınları bundan sonra her olayı bahane edip zırt pırt penis kesmeye baÅŸladılar. Türkiye'nin her yerinden bu konuda haberler yaÄŸmaya baÅŸladı.
Dünya kolektif bilincine yazılan o olay olup bitmedi tabii... Olayın birçok farklı boyutları da oldu. Kadının kesik penisi attığı bahçeye arama yapmak için gelen polislerin yanında kan kokusunu bulup çıkaran köpekler vardı ve onlar Amerikalı olduklarından köpeklerin penisi bulduklarında yiyebileceÄŸini düÅŸünmediler.
O zamanlar Hürriyet'in temsilcisi olarak bulunduÄŸum Washington'da televizyonu büyük bir dehÅŸet içinde ve her an bir ÅŸeyler çiÄŸnemekte olan köpek görüntüsü göreceÄŸim korkusuyla izlediÄŸimi hatırlıyorum.
Oradan yazdığım en güzel haberlerden bir tanesiydi bu olay ama yönetim tarafından gayriciddi bulunarak yayınlanmadı. Ben de o gün yazar olmaya karar verdim ve sadece gayriciddi konulardan oluÅŸan bir yazarlık kariyerine atıldım. Hatırladığım kadar daha akıllı insanların çalıştığı FBI'dan gelen uyarı üzerine köpekler geri çekildi de organ bulundu. Ve adama geri dikildi.
Yine orası Amerika olduÄŸundan her dramaya mutlaka absürd bir boyut eklenmesi kaçınılmazdı. Penisi dikilen adam porno yıldızı olmaya karar verdi. (Absürd olmasına raÄŸmen bu kararın dahiyane bir fikir de olduÄŸunu da kabul etmemiz gerekiyor. Adam ne yapacaktı yani; dikilmiÅŸ penisiyle beyin operatörü olup para mı kazanacaktı? O rasyonel olanı yaptı ve porno yıldızı oldu).
'Her insanın beÅŸ dakikalık ÅŸöhreti olacak' derler ya; o da penisin beÅŸ dakikalık ÅŸöhret anından ibaretti. Porno filmde dikilen penise orgazm anında yakın çekim yapıldı ve Amerika'da baÅŸlamış olan kültürel çöküntü tam da bu anda globalleÅŸti.)
Kadının cinsel organının nasıl patladığının detaylarına burada hiç girmeyeceÄŸim çünkü hakikaten iÄŸrenç bir olay ve gerçekten ciddi bir tıbbi mesele var ortada. Sadece olayda çok ÅŸiddetli tazyikle fışkıran su olduÄŸunu söylemeliyim.
İnÅŸallah bizim polis kıskanıp, özenip o suyu fışkırtan teknolojiyi ithal etmeye filan kalkmaz. O teknolojiyi toplumsal olaylarda kullandığı takdirde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde başımızı iyice derde sokabilir bence. Çünkü 'İzinsiz gösteriye müdahale eden Türk polisi bir kiÅŸiyi öldürdü' suçlamasını mahkemede belki açıklayabiliriz. Çünkü herkes böyle geliÅŸmelere zaten alışmış durumda. O rutin oldu artık ama 'Türk polisi gösterici kadınlardan ikisinin vajinasını patlattı' suçlamasını dünyadaki hiçbir mahkemede anlatabilmenin katiyen mümkün olabileceÄŸini düÅŸünmüyorum ben.
(ÖNEMLİ NOT: Sevgili okurlar sizi benim başıma gelmiÅŸ olan bir büyük felaketten haberdar etmek istiyorum. Rana dün çarşıdan erik aldı. Evet felaketin boyutu bundan ibaret. 'Böyle ÅŸey de olabilir mi?' diyorsanız ben de size 'Sıkıyorsa karşınızda bir kadın erik yerken, Alain Badiou'nun 'Being and Event' adlı kitabını okumaya çalışın, bakalım okuduÄŸunuzdan tek bir satır anlayabilecek misiniz?' derim. Sizi bilemem ama erik yerken çıkan ses benim beynimi tamamen durduruyor, eskiden stoklamış olabileceÄŸim bilgileri de hızla boÅŸaltıyor.)