Ülkemizin hukuk saÄŸlığının yerinde olduÄŸunu düÅŸünüyor musunuz? Ben düÅŸünmüyorum. Bu ülkede hukuk hasta. Bunu kırk yıla yakın lise ve üniversite düzeyinde ders veren, hüküm vermenin mantığı üstüne yıllardır araÅŸtırma yapıp kafa yoran bir akademisyen yazar olarak söylüyorum. Bu benim bu ülkeye karşı, bu dünyada sürüp giden yaÅŸama karşı sorumluluÄŸumdur.
Peki, hastaysa güvenmeyecek miyiz ona? Hasta da olsa ona güvenmekten baÅŸka seçeneÄŸimiz yok. Neden hasta hukukumuz? SaÄŸlıklı hukuk ne demektir, önce hukukun saÄŸlık ölçütlerini ortaya koyalım ki saÄŸlığından söz edelim.
Åžöyle bir düÅŸünce de oluÅŸabilir kafanızda: Peki hukukun saÄŸlığı ne zaman bozuldu? Åžimdi mi fark ettim hukuktaki hastalığı? Yoksa hukuk saÄŸlıklı da bende mi hastalık? Neden ÅŸimdi söylüyorum hukuktaki hastalığı, yoksa kötü bir niyetim mi var? Åžu an Türkiye'de görülmekte olan davaları, davalardan birini ya da birkaçını etkilemek mi istiyorum?
Hukuk saÄŸlığı sözünün daha önce kullanıp kullanılmadığını bilmiyorum. Daha önce yayınlanmış bir yazımda da buna yakın bir kavram ileri sürmüÅŸtüm. (Adalet saÄŸlığı olarak 16 Nisan 2009 tarihli AkÅŸam'daki yazımda!) Batılı insan için bu sözü Eski Yunanca'dan çıkarak bizim dilimizde temisiyatri, örneÄŸin İngilizce'de themisiyatry, Almanca'da die Themisiatrie, Fransızca'da la themisiatrie olarak dile getirebiliriz. Söz, adalet tanrıçası, adalet ve yargıçlar tarafından verilen hüküm gibi anlamları olan themis sözcüÄŸü ile saÄŸlık, iyileÅŸtirme, ÅŸifa verme anlamlarına gelen ietreia sözcüklerinin birleÅŸiminden oluÅŸuyor. Üstelik Türkçe söyleniÅŸinde 'temiz' sözcüÄŸünü çaÄŸrıştırdığı için de dikkat çekici.
Yıllar sonra ortalık durulduÄŸunda ülkemizdeki çekiÅŸmenin, bu çekiÅŸme içindeki insanların ne tarafta oldukları dikkatli gözlemciler tarafından daha net görülebilecek. Åžu anda bence tartışmasız net görülen bir resim var: Ülke bir çekiÅŸme içinde.
Bir ülke çekiÅŸme içinde iken, iktidar da bu çekiÅŸme içinde ve yargı kurumunu ÅŸu ya da bu biçimde etkileme gücüne sahipken hukuk saÄŸlığından hamasi nutuklar atarak söz etmek pek de ikna edici görünmüyor.
Bir birey düÅŸünün. Duygu fırtınaları içinde iken saÄŸlıklı karar verebilir mi? Bir birey düÅŸünün: Yıllarca tek yönlü eÄŸitim almış, farklı yaÅŸam biçimlerini, sahip olduÄŸu deÄŸerlerden farklı deÄŸerleri anlamaktan yoksun; duyma, anlama, kavrama özürlü bu insanın sükunet içinde önündeki seçenekleri görerek, korkularının, nefretlerinin etkisiyle deÄŸil de aklın ışığında karar vermesi mümkün mü?
SaÄŸlıklı hukuk, rasyonel karar verme ortamlarının olduÄŸu yerlerde gerçekleÅŸebilir. İnsan aklı, mantıksal, eleÅŸtirel düÅŸünme yolundan çok kolay sapabilir. SaÄŸlıklı hukuk, adalet saÄŸlığına sahip hukukçular tarafından gerçekleÅŸtirilebilir. Adalet saÄŸlığı, öncelikle ahlak duygusuna baÄŸlı olarak adalet duygusu taşımakla saÄŸlanır. Bu ise çok küçük yaÅŸlardan baÅŸlanarak çocuklarımıza insan sevgi ve saygısını aşılayabilmekle olanaklıdır. Bu çocuklar deÄŸerleri yaÅŸayabilecek biçimde yetiÅŸtirileceklerdir: İçtenliÄŸi, dürüstlüÄŸü, cesareti, ölçülülüÄŸü somut durumlar içinde yaÅŸayacak, tartışacak, kendinin ve diÄŸer insanların başına gelenleri eleÅŸtirip onlardan öÄŸrenmeyi öÄŸrenecektir.
SaÄŸlıklı hukuk, iki temel öÄŸe üzerinde yükselir: SaÄŸlıklı düÅŸünme ve saÄŸlıklı ahlak. Muhakeme yeteneÄŸinde, deÄŸerlendirme yetisinde sorunları olanların düÅŸünme saÄŸlığı yerinde olamaz. Bunun için, hangi öncüllerden nasıl ne gibi sonuçlar çıkarabileceÄŸini bilemeyen, mantıksal bütünlük ve tutarlılıktan yoksun olanlar, saÄŸlıklı karar veremezler.
SaÄŸlıklı hukuku gerçekleÅŸtirecek hukukçularımız hukuk saÄŸlığı eÄŸitimini hangi ölçülerde almıştır? Yoksa sorun, eÄŸitimden bağımsız olarak, kurumsal iÅŸleyiÅŸin düzgün olmayışında mıdır? EÄŸer soruÅŸturma ve yargılama süreçlerinde hukuk saÄŸlığını bozacak noktalar varsa, bunlar nasıl düzelecektir? Ülkemizin sürekli olarak körüklenen gergin ortamında, aklı başında, soÄŸukkanlı, ülkenin geleceÄŸini küçük ideolojik çıkarlarının dışında düÅŸünebilecek hangi yiÄŸit insan, hasta olan hukukumuzun semptomlarını, bu semptomların nedenlerini bulup çıkararak, hukukumuza saÄŸlığını kazandıracaktır?
Ben elbette bu olumsuz koÅŸullar içinde yargıçlarımıza güveniyorum. Onlar yetkilerinin sınırları içinde bu hastalıklı bedene güç verebilirler.
Ben elbette hukuk eÄŸitimini veren akademisyenlere güveniyorum. Onlar eÄŸittikleri gençlere hukuk saÄŸlığının ne olduÄŸunu anlatabileceklerdir.
Ben elbette gerilen, acı çeken, haksızlığa uÄŸrayan insanımıza güveniyorum.
Çektikleri sıkıntılara gösterdikleri direnç ve sahip oldukları adalet duygusuyla, geleceÄŸin Anadolu insanlarına çok önemli insanlık mesajları vereceklerdir.