Nagehan Alçı tarafından Boris Navasardyan ile yapılan röportaj

AKŞAM 20 NİSAN 2009, PAZARTESİ

Sınırlar acılırsa Azeriler de kazanır

Bir yanda Ermenistan'la bahar havası, öte yanda Bakü'den esen soğuk rüzgarlar. Peki, bu tablo Erivan'dan nasıl görülüyor. Erivan Basın Kulübü Başkanı Navasardyan yorumladı: Azeriler şantaj yapıyor. Ancak Ermenistan-Türkiye ilişkileri gelişirse Azerbaycan'a da fayda sağlar. İki taraf da yalnız. Sihirli değnek elinizde

Türkiye iki arada sıkışmış gibi. Bir yanda Ermenistan ile yeni bir döneme başlama girişimleri, diğer yanda bu girişimlere Azerilerin tepkileri var. Ermenistan'da Türkiye'nin bu zor durumu nasıl algılanıyor?
Ermenistan'da Ermeniler ve Azeriler arasındaki sorunları Türkler ve Azeriler arasındaki ilişkiye bağlamak hiç hoş karşılanmıyor. Türkiye ve Ermenistan ilişkilerini normalleştirmek iki taraf açısından da hayati. Tabii Ermenistan açısından çok daha önemli. Ama sonuçta iki taraf da kazanacak.
Öyle mi? Türkiye ne kazanacak?
İki taraf da yeni bir açılım yapmış olacaklar. Karabağ sorunu Türkiye-Ermenistan yaklaşımını baltaladı. Buna izin vermeye devam etmek iki taraf için de zararlı.
Ancak Türkiye zor bir durumda. Ya Ermenistan ya Azerbaycan'ı kazanabilir gibi görünüyor. Ermenistan bu durumun farkında mı?
Bence bu bahsettiğiniz bakış açısı durumu fazla basite indirgeyen bir yaklaşım. Biz Azerbaycan'ın Ermenistan'a baskı yapmak için Türkiye'yi kullandığını düşünüyoruz. Eğer Türkiye, Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmenin önüne Karabağ sorununun çözümünü koyarsa hiçbir taraf kazanmaz. Türkiye Azerbaycan için çok önemli. Hatta Azerbaycan'ın Ermenistan ile sorununu çözmek için Türkiye ve Ermenistan yakınlaşmasının faydası olur. Bizim aramızdaki sorunu çözmeye yardımcı olabilecek tek ülke Türkiye. Kendisini kilitlememeli. Oysa Türkiye Karabağ sorununda Azerbaycan ile aynı duruşta bulunmakta ısrar ediyor.
KARABAĞ'DAN ÇEKİLMEYİ TARTIŞIYORUZ
Siz hem Azerbaycan'ın hem de Türkiye'nin esnemesinden bahsediyorsunuz. Peki ya Ermenistan? O niye esnemiyor? Karabağ'dan çekilme konusu konuşuluyor mu örneğin?
Konuşuluyor. Karabağ'ı çevreleyen bazı topraklardaki Ermeni varlığı bazı çevrelerce eleştiriliyor. Ancak önemli bir nokta var: Karabağ sorunu Ermenistan ve Azerbaycan bağımsızlığını kazanmadan önce de vardı. O zamanlar savaş kuralları geçerliydi. Bugünkü durum kendi irademizle karar verdiğimiz bir dönemin ürünü değil.
Yani sorumluluğu Sovyet dönemine mi atıyorsunuz?
Öyle değil ama bizim karşılıklı olarak özgür irademizle başlattığımız bir süre değil, demek istiyorum.
Sizce Azerbaycan, Türkiye ve Ermenistan arasındaki süreci durdurabilir mi?
Hayır, Azeri-Türk ilişkileri eskiye oranla bir süre daha soğuk olacaktır ama Azeriler uluslararası siyasete açılmak için Türkiye'nin vazgeçilmez olduğunun farkındalar. Bu nedenle herhalükarda Türkiye'den vazgeçmeyecekler. Üstelik Türkiye Ermenistan ile ilişki başlatırsa bölgede etkinliği artar. Bu da Azerbaycan'a fayda sağlar. Sonuçta 15 yıldan fazla bir süredir kapılar kapalı. Bu yaklaşımın işe yaramadığı, sorunları çözmediği görüldü.
RUSYA BASKI YAPIYOR
Ama kapalı kapılardan hoşlanan güçlü bir aktör var: Rusya. Son dönemde Türkiye ile sürecin başlamaması için Ermenistan üzerinde artan bir Rus baskısı söz konusu mu?
Rusya bölgeyi kontrol etmeye çalışıyor. Bu nedenle dengelerin oturmasını istemiyor. Rusya ancak tüm Kafkaslar'ın kontrolünü sağlayabilirse bölgede denge isteyecektir. Aksi halde kendi egemenliğine tehdit olarak görür yapılanları. Şimdi de öyle görüyor. Yapıcı bir rolü yok. Ermenistan üzerinde tabii ki baskı uyguluyor. Karabağ sorununun da devamını istiyor. Ama şunu ortaya koymamız lazım ki bu sorunda Azeriler ve Ermeniler yalnızlar. Suçu başkalarına atmayalım ve aradakileri çıkaralım. Bu, ister Rusya ister Türkiye olsun. Mevcut durumu değiştirmek için koşulları değiştirmemiz lazım.
UMUDUMUZ TÜRKİYE
Nasıl değişir koşullar?
Bölgedeki ülkelerin ilişkilerini değiştirmekle mümkün olur.  Buradaki tek kilit ülke Türkiye. Türkiye hem Ermenistan hem Azerbaycan ile ilişkilerini düzenleyebilirse resim değişir. Diğer oyuncuları pozisyonu belli. Değiştiremezler. ABD ya da Rusya'nın duruşları ortada. Burada sihirli değneği değdirecek tek aktör sizsiniz. O yüzden sizinle ilişkilere bu kadar önem veriyoruz. Tabii ki ekonomik olarak da bu ilişkiler bizim için önemli ama Karabağ sorunundan Ermenistan'ın içinde bulunduğu tüm zorluklara kadar umudumuz Türkiye.
Ancak sınırların açılması ve Türkiye ile ilişkilerin önemine değinseniz de bir de işin ABD ayağı var. Soykırım tasarısı bu yıl Kongre'den geçerse işler tersine dönebilir. Ermenistan Ermeniler'i bu nedenle tasarı geçmesin diye dua ediyorlar mı?
Etmiyorlar. Aksine. Hala birçok Ermenistan Ermenisi için soykırım tezi çok önemli. ABD gibi güçlü bir ülkenin bu tezi kabul etmesi bizim için hayati bir anlamı taşıyor. Ama yavaş yavaş şunun farkına varıyoruz ki bu işte yalnızız. Türkler ve Ermeniler üçüncü partiler olmadan bu sorun çözmeliler. Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkiler futbol diplomasisinin ötesine geçmezse Washington'da ya da Moskova'da ne olursa olsun, önemli haber olmak dışında bir anlamı olmaz.
Söylediklerinizde bir tutarsızlık görüyorum. Ermeniler için Türkiye ile ilişkiler bu kadar önemli ise ABD'deki soykırım tasarısını neden hala dört gözle bekliyorlar? Tarih iddiası mı yoksa sınırların açılması mı öncelik?
Ortada bir toplumun düşünce yapısı var. Bu, öyle bir günde değişebilecek bir şey değil. Tarihsel bellek çok kuvvetli bizlerde. Ancak hemen elle tutulur gelişmeler görürsek diğer iddialar ikinci plana düşer. Şu an sadece imzalanan bir takım kağıtlardan bahsediliyor. Henüz somut bir şey yok. Bu nedenle kimliğimizi şekillendiren bilinç arka plana atılamıyor.
Ermenistan'daki medya Türkiye'nin içine düştüğü zor durumu nasıl yansıtıyor?
Azerbaycan'ın Türkiye'ye şantaj yaptığı çok geniş işlenen bir konu medyada. Bakü, gaz ve petrol projelerini Türkiye'ye kapatma tehdidinde bulunuyor. Bunun Türkiye için önemli olduğunu görüyoruz ancak Türkiye bu nedenle geri adım atmamalı. Koşulları değiştirmezseniz tablo da değişmez.
Koşulların değişmesi ile sınırların açılmasını mı kast ediyorsunuz?
Daha çok ilişkilerin normalleşmesini. Bunun içine sınırların açılması da giriyor. Ama bununla beraber diplomatik ilişkilerin de başlaması lazım. Aksi takdirde yalnızca sınırların açılması karışıklık yaratır. Kapı açık ama büyükelçilik olmazsa sorun çıkar. Sonuçta ilişki başlasa bile Türklerin soykırım konusundaki pozisyonları öyle 180 derece değişmeyecektir. Bu nedenle Ermeniler de beklentilerinde gerçekçi olmalılar.

Diaspora şeytanlaştırılıyor
ama onlar da değişiyor

ABD'deki diasporanın Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasındaki tutumu ne? Bize gelen haberlere göre rahatsızlar...
Diaspora zaman zaman şeytanlaştırılıyor. Oysa onlar da değişiyor. Ermenistan'ın gelişmesini, Avrupa'ya yakınlaşmasını istiyorlar. Neden Türkiye ile iyi ilişkilere karşı olsunlar? Burada önemli olan farklı diaspora organizasyonlarındaki tutumu kurumsallaştırmak.
Ama soykırım konusundaki iddiaları sınırların açılmasından önce gelmiyor mu? Ermenistan Ermenileri ve ABD Ermenileri arasında bir ikilik yok mu?
Diaspora ortaya çıktığında Ermenistan yoktu. Dolayısıyla tüm varlıklarını soykırım üzerine inşa ettiler. Şimdi işler değişiyor. Soykırım iddiası tabii ki önemli ama buradaki ilişkiler de öyle. Homojen bir diasporadan bahsedemeyiz.

Komisyona
itirazım var

 'İlişkilerin normalleşmesi' paketinin içine bir tarih komisyonu kurulması da giriyor. Sizce işe yarar mı böyle bir komisyon?
Hayır, bu komisyona çok ciddi itirazlarım var. Ermenistan'da da konu çok tartışılıyor. Ben böyle bir komisyonun ne işe yarayacağını anlamıyorum. Hükümet eliyle bir komisyon kurulursa o komisyon o hükümetin çıkarlarını korumakla yükümlüdür. Asla tarafsız olamaz. Onun yerine özgür, üniversiteler ya da enstitüler kapsamında komisyonlar olabilir. Soykırım yasal bir tanım. Buna tarihçiler karar veremez. Tarihçiler ne olduğunu tanımlar ama adlandıramazlar.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3