Atılgan Bayar atilgan.bayar@aksam.com.tr

kategori2

Türk laikliği ne işe yarar?

Bir ifade ve algı sorunu yaşıyor olabiliriz.
Toplumun bazı kesimlerinin laikliği dine karşı bir pozisyon olarak düşündüğüne şüphe yok.
Şebebi şu veya bu, bazı kesimlerin zihninde laiklik, dinden soyutlanmış bir alan olarak şekilleniyor.
Laik yaşam biçiminde, dine yer olmadığı düşünülüyor.
Aksi gibi, 'laiklik' savunusunda ön plana çıkan figürler de her nedense, bu kanaati pekiştirmeye yönelik sözler ve davranışlar gösteriyor.
Ancak, belki laikliği Fransız kültürüne özgü tanımıyla anlamak ve anlatmak yerine Türk laikliğinin fonksiyonunu tarif edersek; laikliğin bizim için neden vazgeçilemez bir değer olduğunu gözler önüne serebiliriz, diye düşünüyorum.
O halde laiklik Türkiye'de ne işe yarar? Buna cevap bulmaya çalışalım.
Biz Türkler, dinimizin değerlerine yüksek seviyede sahip çıkarız. Din algımız, örneğin Araplar'dan farklı olarak, gündelik hayatın sıradanlığı içinde değil; iman düzeyinde yüksek bir soyutlama yeteneğinde şekillenir.
İlahi dünyada hükmün Allah'ın olduğuna iman ederiz.
Ama Allah'ın iktidarını dünyevileştirerek, O'nun iktidarına ortak olmaya çalışanların önüne bir set çekeriz.
Bu şu demektir:
Kimsenin Allah'ın iktidarına ortak olmasına, kendisini ilahi kudretin temsilcisi olarak gösterip 'siyaset' yapmasına, 'ticaret' yapmasına izin vermek istemeyiz.
Bunun 'Şirk' (Allah'a eş koşmak) olduğunu ifade ederiz.
Bu niteliğiyle Türk laikliğinin işlevinin, toplumun gündelik hayatını ve devlet aygıtını suiistimallerden koruduğu kadar ve belki de ondan daha fazla Türklerin dinini korumak, istedikleri gibi iman edip, ibadet etmelerine imkan tanımak olduğunu söyleyebiliriz.
Demek ki; Türk laikliğinin birincil işlevi 'demokrasi' tesisidir.
Ve bu demokrasi anlayışı dinin özgürlüğünü de teminatlandırmaktadır.
Allah'ın iktidarına ortak çıkan ve bunu totaliter bir şekilde bireylere dayatan zihniyetten ancak laiklikle korunabiliriz.
Türk laikliği, aynı şekilde, dindarların dinlerini istedikleri şekilde yaşamalarına da imkan tanıyan sistemin adıdır.
Şöyle düşünelim; Allah'ın iktidarını temsil ettiğini söyleyen yönetimler, liderliklerinin İslam anlayışlarını 'Allah'ın arzusu' diye bütün vatandaşlarına dayatan yönetimlerdir.
Örneğin Suudi Vahabi yönetimi; Türkiye'deki dinsel yaşam biçimlerinin çoğuna kapalı ve katı katıya karşıdır.
Demek ki; Türk laikliğinin, sadece milleti 'Allah'ın iktidarını paylaşmak' arzusunda olanlardan koruduğunu değil...
Aynı şekilde, dindarları da, dinsel ekolleri de, aynı dinin farklı mezhep, meşrep ve hatta tarikatlarını da koruduğu gerçeğini ifade etmeliyiz.
Bize bugüne kadar, her nedense, laikliğin, inanmayanların da haklarını ve yaşam biçimlerini koruduğu anlatıldı.
Oysa Türk laikliği, inanmayanların veya farklı dinlere mensup olanların haklarını ve yaşam biçimlerini korumakla beraber; ana işlev olarak inananların istedikleri gibi inanmak ve dinlerini diledikleri gibi yaşamak hakkını korumaktadır.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3