AKŞAM GAZETESİ | Mehmet Kenan Kaya | 2009-04-27
Edebiyata meraklı ama edebiyattan pek anlamayan genç kızları tavlamak için birebirdir.
'Üçüncü Şahsın Şiiri', 'Ben Sana Mecburum'...
Kız oltaya gelmezse çıtayı biraz yükseltir, 'Pia'ya geçersin...
Üstün başın çok paçoz, ağzın burnun eciş büçüş değilse işe yarar.
Garantili yatırım!
Sen, 'Gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım' diye mırıldanırsın, kız üçüncü gün elini uzatıverir.
Kasket, çanta, gözlük, Divan Pastanesi'ndeki meşhur masa, gazeteci dostlar... Ve bütün bunların yarattığı zırh olmasa... Belki de gerçek Attila İlhan budur!
Romantik bir Türk şairi!
Bu tespitin, hayranlarını kızdıracağını biliyorum tabii.
Çünkü Atilla İlhan, 'marka' olmuş birçok yazar, birçok eleştirmen için 'Türk şiirinin ulu çınarı'dır.
Şaşırmayın: Çünkü burası 'ulu çınar' gibi klişelerle ahkam kesenleri bile 'marka'laştıran bir ülkedir!
Neyse... Vaziyet şu.
Geçen hafta Hilmi Yavuz, Talat Halman ve Mustafa Şerif Onaran'ın TRT 2'deki 'Önce Şiir Vardı' programında orta halli bir kriz yaşandı.
Sohbetin konusu Attila İlhan şiiriydi ve Halman ve Onaran'ın ikili defansına rağmen 'hat trick' yapan Yavuz aynen şunları söyledi:
* Attila İlhan lirik bir şair değildir. Çünkü dizelerinin sonu fiille biter.
* Türk şiirinde 'arabesk'leşmeye yol açmıştır.
* Onun şiirini sürdürenler arabesk şairlerdir.
Kriz dedim. Çünkü, Talat ve Şerif beyler, Yavuz'un sadece edebiyatçı şapkasıyla yaptığı bu tespitlere çok kızdılar. Hatta Şerif Bey, Hilmi Yavuz'un -aynı kuşaktan olduğu için- Attila İlhan'ı kıskandığını bile söyledi. Ama arada ya ağzından kaçırdı ya da itiraf etti: Evet, Attila İlhan şiiri marazi romantiktir.
Şimdi şunu söylemek, galiba abartılı bir tespit olmayacak: Türkiye'de şiir eleştirmenliği 'şiir' değil, 'cemaat' kıstasıyla yapılır. Bu yüzden de mesela Asaf Halet Çelebi gibi büyük bir şair güme gider, bazıları da cemaat dayanışmasıyla gereğinden fazla parlatılır. Ve sonunda 'eleştirilemez' hale gelir... Bana kalırsa, Attila İlhan da bu durumun tipik örneğidir.
* Çünkü, -evet! Attila İlhan, tam da Hilmi Yavuz'un söylediği gibi neredeyse her mısraın sonunu fiile bitirir. Bu da, şiirini düzyazıya yakınlaştırır. 'Düzyazı ancak uçağa binebilir' diyen Cemal Süreya da haklıdır!
* 20'li yaşlarında yazdığı şiirlerle ölmeden önce yazdığı şiirler arasında hiçbir üslup farkı yoktur. Yani, yarım asırdan fazla süre hiç değiştirmeden, hiç yenilemeden aynı şiiri yazmıştır.
* Hep benzer imgeleri kullanmıştır. Hatta olgunluk yıllarında yazdığı şiirlerin bazılarında gençlik döneminde kullandığı imgeleri aşırmıştır.
* Ve evet! Ne yazık ki, Attila İlhan şiirinin izini sürerek yeni bir şiir üretmeye çalışan genç şairler, Attila İlhan hayranı Onaran'ın bile tespit ettiği o 'marazi romantizm' yüzünden arabeskleşmişlerdir.
Özeti şudur: Türk edebiyatı, Atilla İlhan'ı yeniden tartışmaya açmalı ve edebi kriterlerle yeniden değerlendirmelidir.
Çünkü abiler, bu ülkenin şiir geleneğinde Hüthüt, Sema-ı Mevlana, Mısır Dönüşü, Erenköyü'nde Bahar, Kimlik Sonnet'si gibi şiirler yazılmıştır. Ve af buyurun, hiçbirinin hiçbir cemaate ihtiyacı yoktur.
7 ÇARŞAF, 8 KURAN 9'UNCU OK KADİRİLİK
Çarşaflı üyelerden rozet kazığı yiyince Kuran'a el atan CHP, yine her şeyi eline yüzüne bulaştırdı. Açılımlar, laiklik endişesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosyasına girdi. Başbakan Erdoğan, CHP'lilere 'Dini siyasete alet etmeyin' uyarısında bulunarak muhteşem bir ironi yaptı. Ancak stratejik hatalara doymayan Deniz El Baykal, 'yeşil açılım'a bir de tarikat cilası çekti. Kadiri tarikatının önde gelen ismi Abdül Hafız Aydın CHP'ye katıldı. 1000 Kadiri de yolda...
SEN DEVAM ET, BİZ 'IŞIKLAR'DA İNELİM
NEDİM Saban'a 'tatlıcı' diyen ve Yahudi olduğu için Türk
tiyatrosunda yeri olmadığını kusan büyük Türk 'gazeteci'si Aykut Işıklar! Acilen Saban'a koşturulmalı. Hayır, öyle değil. Olay soğumadan yetişsin ki, bir an önce özür dilesin....
BİR LOTODA KAÇ TOLON VAR?
Ergenekon'un 6'ncı dalgasında tutuklanan emekli Orgeneral Hurşit Tolon, 220 gün sonra 'delil yetersizliği' gerekçesiyle tahliye edildi. Gerekçe birkaç gün sonra 'yaş ve sağlık durumu' olarak değiştirildi. Hukuk Loto'sunda bir Tolon tutmayınca, öteki Tolon'u doldurmak nasıl bu kadar kolay, kimse sormadı.
SAY'GIN PİYANİST
'Herkes beni konuşsun, yoksa terk ederim' prensibiyle yaşayan Fazıl Say, Sabih Kanadoğlu'na çarpıp önüne düşen toptan bir gol daha attı. Unutanlar için pozisyon şöyle gelişti: Polis, Ergenekon'un 10'uncu dalgasında Sabih Kanadoğlu'nun evini aradı. Bazı eşyalara el koydu. Bunlar arasında Fazıl Say'ın bir albümü de vardı. Fazıl, fırsatı kaçırmadı ve hemen CD'lerinden bir buket yapıp Kanadoğlu'na hediye etti. Ardından da Kanadoğlu'nu perşembe gecesi Uğur Mumcu anısına verdiği konsere davet etti. Operasyon başarıyla tamamlandı. Fazıl haftayı sürmanşetlerde geçirdi.
Oysa, geçen yıl Nişantaşı sokaklarında zilzurna dolaşıp magazincilerle sohbet ederken daha sahici, Cemal Süreya şiirleri okuduğu için sevgilisi Hande Ataizi tarafından terk edilince daha sevimliydi.
HESAP YANLIŞ OLSUN AMA TEĞETE ZEVAL GELMESİN
Pazartesi saat 10.00... Tek işi hesap kitap yapmak olan Türkiye İstatistik Kurumu, sanayi üretimindeki daralmayı eksi 11.9 olarak açıkladı. Bir ekomomi gazetesi muhabiri, 'Hesabınız yanlış' deyince çark etti. Aynı gün 14.30'da, 'Pardon, eksi 17.6'ymış' dedi. İstatistikçiler hesap yapamıyorsa kötü, 'Üçün beşin lafı olmaz, 'teğet'i bozmayalım' dedilerse daha kötü.
Haftanın sözü!
Abdullah Çatlı'yı basından tanıyorum. Mehmet Ağar