AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-04-27

kategori2

Türkiye işçilerine selam!

1 Mayıs 1977'de Taksim meydanını dolduran DİSK, TİP, CHP ve diğer örgütlerin mensup ve sempatizanlarının; 'biz şu meydana bir çıkalım, kontrgerilla da üzerimize ateş açsın, içimize girmiş provokatörler de sağ-sol ve hatta sol içi çatışma ivmesini artırsın,' diye akın akın Taksim meydanına gittiğini iddja edecek kimse yoktur herhalde.
Ama, darbeye, faşizme karşı olan devrimciler, demokratlar, sosyalistler, komünistler akın akın doldurdular 77'de Taksim meydanını...
Yıllar sonra, yaptıkları değerlendirmelerde, 'provokasyon göstere göstere geliyordu,' diye konuştular.
Göstere göstere geliyordu ve adına Ergenekon, Kontrgerilla, Gladio her ne derseniz deyin kanlı 1977 eylemini yaptı ve meydandaki 'muhalefet' üç yıl sonra gelen 12 Eylül darbesine giden yoldaki en büyük kışkırtmalardan birinin nesnesi olmuş oldu.
DİSK bugün 77 saldırısını yapan gizli güçlerin aydınlatılmasını Ergenekon savcılarından talep ediyor.
Ama bir yandan da işçi örgütlerinin pek çoğu bu 1 Mayıs'ta da her zaman olduğu gibi Taksim'e çıkmak konusunda ısrarlı...
Taksim meydanının Türkiye işçi sınıfı için sembolik anlamını elbette biliyorum.
İşçinin, sosyalistin, demokratın Taksim meydanında gücünü göstermesinin, 77 katliamının travmasını boşaltacak, onaracak bir deneyim olduğunun da bilincindeyim.
Ancak...
Gladio'nun, Kontrgerilla'nın, Ergenekon'un, (adına ne derseniz deyin,) provokasyonlarının her türlüsüne maruz kalmış; bu konuda deyim yerindeyse 'acının ustası olmuş' sol bilincin; yoğurdu üfleyerek yememesini de anlamakta güçlük çekiyorum.
Kim ne derse desin, Türkiye kritik bir dönem geçiriyor. Her kritik dönem, provokasyona açıktır.
Böyle dönemlerde, demokrasi talep ederken yapılan aşırı hareketlerin; Türkiye işçilerini çatışma ortamının hem öznesi hem de nesnesi yapmak isteyenlere imkan sağladığını tekrar hatırlatmakta fayda var.
Öyle ya da böyle, bunca yıldan sonra
1 Mayıs'ın bayram olarak kutlanmasının resmileşmesi Türkiye emekçileri için büyük bir kazanımdır.
Bu kazanımın, sol iktidarlar döneminde değil de, AK Parti iktidarı döneminde gerçekleşebilmesi de muhakkak surette dikkate alınmalı.
1977 1 Mayıs'ında o alanda bulunmuş bir çocuk olarak...
Benim bugün söyleyebileceğim...
Türkiye işçilerinin ve onun sendikalarının; Taksim meydanı özlemlerini bir süre daha ertelemesinin; oraya çıkmaktan daha  'yurtsever' ve 'demokrat' ve hatta daha 'sosyalistçe' bir tutum olabileceğidir.
Bayram büyük bir alanda, geniş katılımla ve neşeyle kutlanabilir.
İstanbul Valiliği, Taksim meydanında güvenliği tesis etmekte güçlük çekeceğini söylüyor. 1 Mayıs bayramını resmileştirmiş iktidarın da samimiyetine güvenmek gerekir.
Sanırım zaten 1 Mayıs günü trafiğe kapalı ve boş olacak Taksim Meydanı'nda da işçi temsilcilerinin 1 Mayıs 1977'de hayatını kaybedenler anısına bir saygı duruşunda bulunup, bir çelenk bırakmalarının önünde engel yoktur.
BU SAYGI DURUŞUNA DEVLETİ VEYA HÜKÜMETİ TEMSİLEN DE KATILIM OLURSA, TOPLUMSAL BARIŞIN ALTI DAHA KALINCA ÇİZİLEBİLECEKTİR. BUNU DA HÜKÜMETE ÖNERMEK İSTİYORUM...
Teklifim, Türkiye işçilerinin; rahat, huzurlu, neşeli bir bayram yapabilmek için; kocaman yüreklerindeki sabrı biraz daha büyütmeleri olacak.
Varsın bunca yıl sonra resmileşen İşçi Bayramı, Taksim meydanında kutlandığında karanlık güçlerin ekmeğine yağ sürebilme ihtimali taşıyorsa, başka bir alanda kutlansın...