AKŞAM | PAZAR | 26 NİSAN 2009, PAZAR
ABD'li psikolog Prof. Jean M. Twenge, eski yeni çok sayıda araÅŸtırmadan beslenen detaylı kitabıyla bugünün 35 yaÅŸ altı genç neslini etiketledi: 'Ben Nesli' (Generation Me). Twenge aynı adlı kitabında günümüz gençlerini özgüvenli, benmerkezci ve iddialı ama bir o kadar da depresif ve kaygılı bir nesil olarak tanımlıyor.

Sen özelsin, eÅŸsizsin ve çok deÄŸerlisin. İstediÄŸin her ÅŸeyi olabilirsin. Hayallerinden asla vazgeçme. Kendini sev, kendine inan; o zaman her ÅŸey mümkün olur...' Son yıllarda anne-babalar, eÄŸitimciler ve psikologlar tarafından çocukların beynine iÅŸlenen ve popüler kültürün her köÅŸesinde de tekrarlanan bu sözler günümüze damgasını vuran yeni neslin temellerini oluÅŸturuyor: 'Ben Nesli'!
'Ben Nesli' kısaca, kendini her ÅŸeyin üzerinde konumlandıran, kendini seven, kendine inanan, özgüvenli ve iddialı bir nesil olarak tanımlanıyor. Ama aynı zamanda da bu içi boÅŸ inanç yüzünden büyük beklentilere kapılıp hayatın acı gerçekleri karşısında ciddi ÅŸekilde bocalayan, kaygı ve depresyona sürüklenen bir nesil. Bu tanımlamayı ortaya atansa ABD'li psikolog Prof. Jean M. Twenge. San Diego State Üniversitesi psikoloji bölümünde 14 yıldır nesil farklılıkları üzerine araÅŸtırmalar yapan Twenge, bu ay başında Kaknüs Yayınları tarafından Türkçe olarak yayınlanan 'Ben Nesli: Bugünün Gençleri Niçin Bu Kadar Özgüvenli ve İddalı Fakat Bir O Kadar da Depresif ve Kaygılı' adlı kitabında 35 yaÅŸ altı genç nesli mercek altına alıyor. Twenge 1970'ler, 80'ler ve 90'larda doÄŸanların oluÅŸturduÄŸu 'Ben Nesli'nin özelliklerini ise 1950'lerden bu yana yapılmış ve 1,3 milyon kiÅŸiyi kapsayan çok sayıda gençlik araÅŸtırmasıyla kendi araÅŸtırmalarının karşılaÅŸtırmalı analizlerine göre belirliyor.
Twenge, Ben Nesli'nin herkesin yüksek özgüvene sahip olması gerektiÄŸi inanışıyla yetiÅŸtirilen ilk nesil olduÄŸunu söylüyor: 'Bu nesil her ÅŸeyden önce kendini sevmesi, kendine inanması ve kendini herÅŸeyin önünde tutması öÄŸretilerek büyütüldü. Bu yüzden özgüvenli, iddialılar; büyük hayalleri var ve her ÅŸeyi yapabileceklerine inanıyorlar. Ünlü, baÅŸarılı ve zengin olmayı bekliyorlar.'
EN DEÄžERLİ ÇOCUKLAR
Peki, bu gençler nasıl materyalist ve narsist oldu? Twenge bu neslin daha doÄŸmadan 'özel' olduÄŸunu söylüyor. Çünkü ona göre, doÄŸum kontrolü yöntemlerinin ve kürtajın artık yaygınlaÅŸtığı yıllarda tohumları atılan bu nesil kazara dünyaya gelen deÄŸil, aksine 'en çok istenilen' çocuklardan oluÅŸuyor. Bebek bakıcıları, izleme monitörleri, arabalara yapıştırılan 'dikkat bebek var' etiketleriyse önceki nesillere nazaran daha fazla el üstünde tutulduklarının göstergesi. Ama Twenge'ye göre yeni neslin bu denli ben merkezli olmasında en önemli sebep 80'lerde ortaya çıkan bireye odaklı eÄŸitim sistemi. Zira bu dönemde hem anne-babalar, hem çocuk psikologları hem de eÄŸitimciler özgüveninin baÅŸarıyla eÅŸdeÄŸer olduÄŸu inancında hemfikir oldu ve bu çocuklara yıllar boyunca ailede, okulda, ÅŸarkılarda, filmlerde 'özel' ve 'deÄŸerli' oldukları anlatıldı. Güvenleri kırılmasın diye hataları düzeltilmedi, yarışmalarda kazananın yanında kaybedenler de ödüllendirildi, herkesin kendini birey olarak ortaya koyması teÅŸvik edildi. 'Her biriniz deÄŸerlisiniz' söylemi o günden bu yana hala sürekli olarak tekrarlanmakta. Öyle ki, yankılarını son yıllarda popüler kültürde de görmek mümkün: Tarkan 'BaÅŸkası olma kendine ol, böyle çok daha güzelsin' diyor, Madonna 'Express Yourself' ÅŸarkısında 'kendini dışa vur' diye öÄŸütlüyor. Son dönemdeyse Nil Karaibrahimgil 'Tek taşımı kendim aldım'dan 'Kendimi bunun için mi yorucam ben / Kalbimi bunun için mi kırıcam ben'e pek çok ÅŸarkısında bireycilik vurgusu yapıyor.
DÜNYANIN MERKEZİ BENİM
Bu ÅŸekilde yetiÅŸtirilen genç nesil, bugün dünyanın kendi çevresinde döndüÄŸüne çoktan inanmış durumda. Twenge'nin araÅŸtırmaları da bunu kanıtlıyor: Son 40-50 yılda 14-16 yaÅŸ ergenlerde 'ben deÄŸerliyim' düÅŸüncesindeki artış yüzde 86! Twenge'ye göre günümüzün tüketim çılgınlığı, piercing ve dövme yaptırma modası gibi pek çok ÅŸey de 'birey olma konusuna fena halde odaklanmış bir neslin' kendini ortaya koyma arzusunun sonuçları.
'Kendilerini hayatın merkezine almak beraberinde yalnızca kendisi için doÄŸru olanları yapma eÄŸilimini getiriyor. Bu sebeple Ben Nesli toplum kurallarını, baÅŸkalarının ne düÅŸündüÄŸünü, toplumsal sorumlulukları da hiçe sayıyor' diyor Twenge. Trafik ışıklarına aldırmamak, büyükleri saymamak, düÄŸün ve cenaze gibi geleneksel ortamlarda 'uygun görülen'e aldırmadan kafasına göre giyinmek, iÅŸ görüÅŸmelerine parmak arası terlikle gitmek gibi pek çok örnek 'ben bildiÄŸimi okurum' tavrının göstergesi. Twenge bu bireyci yaklaşım yüzünden genç neslin politika, aktivizm, oy verme gibi toplumsal konularla hiç ilgilenmediÄŸini de sözlerine ekliyor. Yine de Ben Nesli'nin derece dikkat çekici olumlu bir özelliÄŸi de var: 'Kendin gibi olmakta özgürsün' düÅŸüncesine sıkı sıkıya sarıldıklarından ırksal, dinsel ve cinsel kimlikleri çok daha açık görüÅŸlükle benimsiyor.
ÖNCE BEN SONRA SEN
AÅŸk, ikili iliÅŸkiler ve evlilik söz konusu olduÄŸunda da önceki nesillerden farklı bir bakış açısına sahip Ben Nesli. Twenge kitabında 'Cinsellik: Tutucu nesil dejenere nesille tanışıyor' baÅŸlığı altında bu neslin cinselliÄŸe daha rahat ve özgür yaklaÅŸtığını söylüyor. Karşı taraftan bir beklenti olmadan seks yapmak onlara ters gelmiyor. Zira bu nesil 'bir baÅŸkasını sevmeden önce kiÅŸinin kendini sevmesi gerektiÄŸi'ne inanıyor. Kendi deÄŸerleri, ihtiyaçları, duygularını ön planda tuttuklarından 'kendi yaÅŸamlarından fedakarlık etmelerini gerektirecek' evlilik müessesesine de temkinli yaklaşıyorlar; çoÄŸu evliliÄŸi 30'lu yaÅŸlarına kadar erteliyor. Aile kurmadan önce kendi eÄŸitimi, kariyeri, kiÅŸisel geliÅŸimini tamamlamak istiyor. Ancak Prof. Twenge bu narsistik yaklaşımların toplumsal açıdan olumsuz sonuçlar doÄŸuracağını konusunda uyarıyor: 'Genç nesil empati kurma, yani kendisini karşısındakinin yerine koyup onu anlamaya çalışma yeteneÄŸini kaybediyor. Bu yüzden Ben Nesli'nde romantik iliÅŸkiler uzun ömürlü olmuyor, duygusal yakınlık azalıyor, kendini öne çıkarma derdine düÅŸen gençlerin iliÅŸkilerinde dürüstlük yerini karşısındakini kontrol etmeye odaklı bir kazanma kaybetme oyununa, yani bir ego savaşına bırakıyor. 'Her ÅŸeyi elde edebilirim' inancı da sadakatsizliÄŸi artırıyor.'
ÜNLÜ OLMAK İSTİYORLAR
Son yıllarda teknoloji de narsisizmi iyice besliyor: MySpace, Facebook gibi internet sitelerinde 'ben'ler sergileniyor, bloglar aracılığıyla tüm kiÅŸisel duygu ve düÅŸünceler dünyaya anlatılıyor; YouTube gibi paylaşım siteleri ise bu nesle tam aradığı ÅŸeyi sunuyor: Kendilerini tüm dünyaya gösterme ve ÅŸöhreti yakalama ÅŸansını! Nitekim materyalist ve narsist Ben Nesli için zengin ve ünlü olmak da çok büyük önem taşıyor. Twenge'nin araÅŸtırmalarına göre bugünün üniversite öÄŸrencileri arasında her 20 kiÅŸiden biri oyuncu, müzisyen ve sanatçı olmak istiyor! Hepsi iyi eÄŸitim görmeyi, saÄŸlam bir kariyer yapmayı ve zengin olmayı hedefliyor. Bu hayallerine ulaÅŸacaklarına da gerçekten inanıyor. Yetenekli olup olmamak önemli deÄŸil, çok çalışıp baÅŸarmak gibi deÄŸerler anlamlı deÄŸil. Çünkü Twenge'ye göre onların sözlüÄŸünde istemek hak etmekle aynı anlama geliyor. Birer yıldız olmak için doÄŸduklarına inandırılan bu kendini beÄŸenmiÅŸ neslin çocukları yeterince iyi olduklarından ÅŸüphe bile etmiyor.
DEPRESYON KAÇINILMAZ
Peki, bu derece özgüvenli ve iddialı bir nesil nasıl oluyor da aynı zamanda depresif ve kaygılı olabiliyor. 'Umudun yükseklerde uçtuÄŸu, gerçekliÄŸin de ezip geçtiÄŸi bir zaman diliminde yaşıyoruz' diyen Twenge, ne yazık ki ÅŸiÅŸirilmiÅŸ özgüvenin baÅŸarıyı getirmediÄŸi vurguluyor. Tüm hayallerini gerçekleÅŸtirebileceÄŸine inanan gençler hayatın acı gerçekleriyle yüzleÅŸtiÄŸinde duvara çarpmış gibi oluyorlar.
Haliyle istedikleri üniversiteye giremediklerinde, hayallerindeki iÅŸi bulamadıklarında, baÅŸarısızlıkla karşı karşıya kaldıklarında olan oluyor; bu nesil büyük bir hayal kırıklığı ve çöküÅŸ yaşıyor. Bu da onları depresyona sürüklüyor. Nitekim araÅŸtırmaların sunduÄŸu rakamlar da bunu destekliyor: 1990'ların genç neslinde kaygı oranı 50'li, 60'lı yıllara göre yüzde 85 düzeyinde artıyor. Dahası, yeni nesilde intiharlar da ikiye katlanıyor! Peki ne yapmalı? 'Çocukların kendileri için büyük hedefler belirlemelerine destek vermek elbette yanlış bir ÅŸey deÄŸil' diyor Twenge ve ekliyor: 'Ama onları cesaretlendirirken gerçeklerden de biraz bahsetmek gerekiyor. Genç nesil herkesin ünlü ve zengin olamak için doÄŸmadığını anlamalı; hayatta iyi yerlere gelebilmenin, baÅŸarılı olabilmenin kolay olmadığını öÄŸrenmeli. Ve daha da önemlisi birileri onlara baÅŸarısızlıklardan da çok ÅŸey öÄŸrenebileceklerini anlatmalı.' Kısacası 'Ben Nesli'nin kurtuluÅŸu hayal aleminden sıyrıp gerçekleri görmekten geçiyor.
GENÇLERDEKİ YOZLAÅžMA TÜRKİYE'Yİ DE VURDU
Psikiyatr Dr. Mustafa Merter (Benötesi Psikoloji DerneÄŸi BaÅŸkanı)
'Jean Twenge'nin toplumdaki gidiÅŸatı gözler önüne seren kitabı beni ÅŸaşırttı. Narsisizm ile birlikte kaygı oranlarında da sistematik bir ÅŸekilde bu denli büyük artış olması ve gençlerin davranış tarzlarında kitlesel deÄŸiÅŸimler yaÅŸanması alarm zillerinin çaldığını gösteriyor. Özgüvenli görünen ama aslında narsisizmin getirdiÄŸi bir ego ÅŸiÅŸmesi yaÅŸayan yeni neslin realist bir tarafı yok. Onlardaki bu kaygı artışı öfke, narsisizm ise yalnızlık olarak topluma yansıyor. Bu ciddi bir küresel bir sorun; sadece ABD'de yaÅŸanmıyor yozlaÅŸma bir tsunami dalgası gibi tüm dünyaya yayılıyor. Biz de bunu istatistiksel olarak görüyoruz. 80'li yıllarda özgüvenin desteklenmesinin önemli olduÄŸu prensibine dayanan eÄŸitim sistemi bizde de uygulandı. Ve ÅŸu anda büyük ÅŸehirlerdeki genç nesil Twenge'nin kitabında anlattığı Ben Nesli'yle aynı durumda. Yine de kaygı oranın Türkiye'nin genç neslinde biraz daha düÅŸük olduÄŸunu sanıyorum. Çünkü saÄŸlam gelenek ve göreneklerimiz bizi biraz korudu. Ama bu yeterli deÄŸil. Bu yüzden bir an önce Türkiye'deki gençlerimizin ne durumda olduÄŸu ve nereye gittiÄŸini ortaya koyacak çok ciddi çalışmalara baÅŸlanması ve önlemler alınması gerekiyor.'
RAKAMLARLA BEN NESLİ
KENDİ araÅŸtırmalarını son 50-60 yıl içerisinde yapılmış ve toplam 1,3 milyon kiÅŸiyi kapsayan gençlik araÅŸtırmalarıyla karşılaÅŸtırarak analiz eden Prof. Twenge genç neslin nasıl bir deÄŸiÅŸim gösterdiÄŸini kitabında rakamlarla da ortaya koyuyor:
- 1950'lerde 14-16 yaÅŸ arasındaki ergenlerde kendini önemli ve deÄŸerli bulduÄŸunu söyleyenlerin oranı yüzde 12 idi. 80'lerin sonunda bu oran yüzde 80'e yükseldi. Bugünse 'ben deÄŸerliyim' diyenler 50 yıl öncesine göre yüzde 86 arttı.
- 1958'den 2001'e kadar düzenli olarak yapılan ve 40,750 genci kapsayan 'toplumun onayını ne kadar önem verirsiniz' anketinde1970'te onaylanmayı önemsemeyenlerin oranı yüzde 57 iken, 1999'da yüzde 76'ya çıktı.
- Bugün ABD'de her 20 üniversite öÄŸrencisinden biri oyuncu, müzisyen ya da sanatçı olmayı hedefliyor. Bu avukat, öÄŸretmen ve hemÅŸire olmak isteyenlerden fazla.
- 1950'lerde depresyon oranı yüzde 2 iken bugün gençlerin yüzde 20'si ağır depresyon geçiriyor. 1990'larda gençler arasında endiÅŸe de, 1950'li yıllara göre yüzde 85'lik bir artış gösterdi. İntiharların oranı ise ikiye katlandı.
Siz de 'ben' diyenlerden misiniz?
Sizce en büyük sevgiyi kim hak ediyor?
1) Tanrı, aile ve vatan
2) EÅŸiniz ve çocuklarınız
3) Siz
Birini sevebilmeniz için...
1) Onun deÄŸerleri ve ihtiyaçlarını kendinizinkilerin üstünde tutacağınızı göze almanız gerekir
2) Duygularınızı iyi dinleyip bir sevgiliden neler beklediğinize karar vermeniz gerekir
3) Öncelikle kendinizi sevmeniz gerekir
Birisiyle evlenmeden önce birlikte yaÅŸamak size göre...
1) Ahlaki deÄŸerlere uygun olmayan bir ÅŸeydir. Hem baÅŸkaları ne düÅŸünür?
2) EÄŸer orta yaÅŸa gelmiÅŸseniz olabilir. Ama gençlerin bunu yapmasını o kadar hoÅŸ karşılamayabilirim, kendi çocuklarımın kız/erkek arkadaÅŸlarıyla aynı yatak odasını paylaÅŸmasını acaba hangi yaÅŸta onay vermeliyim?
3) Kesinlikle gerekli bir ÅŸey. Birini gerçekten tanıyabilmenin daha bir yolu olabilir mi?
Hafta sonu bir düÄŸüne gidiyorsunuz. Ne giyeceksiniz?
1) Kadınlar: Kapalı bir ayakkabı, şık ve usturuplu bir elbise. Erkekler: Takım elbise, kravat ve siyah ayakkabılar.
2) Kadınlar: Bantlı sandaletler ve seksi bir yazlık elbise. Erkekler: Rahat ayakkabılar ve spor bir ceket.
3) Ne istersem onu giyerim. BaÅŸkalarının ne düÅŸündüÄŸü kimin umurunda?
Bir çocuÄŸun öÄŸrenmesi gereken en önemli ders nedir?
1) İtaat ve büyüklere saygı
2) Kendisiyle barışık olmak
3) Önce kendisini düÅŸünmek
Sizce boÅŸanma kabul edilebilir bir ÅŸey mi?
1) Kesinlikle hayır
2) EÅŸlerden biri diÄŸerini aldatıyor, yalan söylüyorsa evet
3) Eğer mutsuzsanız evet
KiÅŸisel problemlerinizi kiminle rahatça paylaÅŸabilirsiniz?
1) Hiç kimseyle
2) Terapistimle
3) Herkesle! KiÅŸisel duygu ve düÅŸüncelerimi blog'uma bile yazarım
'S..tir' kelimesi sizce...
1) Son derece ayıp bir sözdür
2) Ancak trafikte bir arabayla burun buruna gelmeniz gibi aksilik anlarında kullanılabilir
3) Sadece bir kelimedir. Kızınca da, sevinince de, kafanız karışınca da pekala kullanılabilir
DeÄŸerlendirme
1'ler çoÄŸunluktaysa: Eski geleneksel nesle aitsiniz. Her ÅŸeyi dengeli bir ÅŸekilde idare ettiÄŸinizi düÅŸünebilirsiniz. Ama hazırlıklı olun: Çok sevdiÄŸiniz çocuklarınız, torunlarınız yaptırdıkları dövmeleri, piercing'leri sizden saklıyor, sevgilisiyle birlikte yaÅŸadığını size asla söylemiyor olabilir.
2'ler çoÄŸunluktaysa: Orta kuÅŸaktasınız. Cool olduÄŸunuzu düÅŸünüyorsunuz; çocuklarınızın ve gençlerin hayallerinin peÅŸinde koÅŸması gerektiÄŸine inanıyorsunuz. Ayrıca çocuklarınızın ve diÄŸer gençlerin de kimi zaman sıkıntı yaratsa bile sizi arkadaÅŸları olarak görmesini istiyorsunuz.
3'ler çoÄŸunluktaysa: Tebrikler, siz 'Ben Nesli'nin bir üyesisiniz! Kendinizi sevemek, kendi çıkarlarınızı ön planda tutmak, kendinizi dışarıya yansıtmak ve baÅŸkalarına aldırmadan kendiniz gibi olmak gerektiÄŸine inanıyorsunuz. 30 yaşında olup hala ailenizin yanında yaşıyor olsanız da fark etmez, kendinizi baÅŸarılı, yetenekli, deÄŸerli görüyorsunuz. İliÅŸkilerinizde ve kariyerinizde baÅŸarısız olmak ise size kendiniz hakkında yeni ÅŸeyler öÄŸrenme fırsatı yaratmaktan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸil. Ve zaten sizin için hayatta kendini keÅŸfetmekten daha eÄŸlenceli bir ÅŸey de yok.
MİNE AKVERDİ