Türkiye'de ortalık 'Obama' diye yıkılır, Meclis'teki tarihi konuÅŸmasının üzerine olumlu, olumsuz türlü yorum yapılırken... International Herald Tribune'de bir ilan gözüme çarptı.
İlanda, iki erkek çocuÄŸunun yüzlerinin birleÅŸtirilmesinden oluÅŸan bir portre kullanılmıştı. Siyah beyaz fotoÄŸraftaki çocuÄŸun altında '1915, Anadolu' yazılıydı. Yüzün diÄŸer yarısı ise Sudanlı bir çocuÄŸa aitti ve '2009, Darfur' ibaresi yer alıyordu.
Buranm buram lobi kokan ilanda, ABD BaÅŸkanı Obama'ya seçimden önce 'soykırımı tanıma' konusundaki sözü hatırlatılıyor ve Türkiye'deki konuÅŸmasında konuyu 'yuvarlaması'na fena halde içerleniyordu. Dev puntolarla 'Sözünü tut Obama' diye haykırıyordu ilan.
Anlayacağınız bizim milliyetçi kanat, 'Meclis çatısının altında nasıl olur da Ermeni konusunu Kızılderili olayıyla, kölelikle karşılaÅŸtırır' diye isyan ederken, Ermeni milliyetçileri de durumdan hoÅŸnut deÄŸil.
Her iki tepkinin de aynı kapıya çıktığına inanıyorum, o da çözümsüzlük. Ermeni konusunu tartışıp, her iki taraf da kendi hesaplaÅŸmasını yapmadıkça varolan sorunlar ve düÅŸmanlıklar, böyle sürüp gidecek... Ancak 'yeninin de yenisi' bir dünya düzeninin kurulduÄŸu, 'deÄŸiÅŸim' kelimesinin bu kadar çok tekrarlandığı ÅŸu günlerde, dünya ülkeleriyle aynı 'fotoÄŸraf karesi'nde yer almak isteyen bir Türkiye'nin kaybedecek zamanı yok.
DEĞİŞİM CHP'DE BİLE BAŞLADI
Obama'ya seçim kazandıran 'deÄŸiÅŸim' sloganına ve sempatik tavırlarına raÄŸmen pek çok Türk, Amerika'nın kendi emperyalist hesaplarına göre hareket etmeyi sürdüreceÄŸine inanıyor. Mikrofonu eline alan, tabiri caizse 'Obama'ya çakmayı' tercih ediyor. Kolay ve alışılmış olan bu çünkü. Ama gerçekten bir ÅŸeylerin deÄŸiÅŸeceÄŸine inanmak ve bu yolda kendince de olsa çaba harcamak, iÅŸin zor yanı.
İşin garibi, Obama'nın o çok tartışılan Meclis konuÅŸmasını kaleme alan Jon Favreau 1981 doÄŸumlu. Yemin töreni konuÅŸmasını da yazan Favreau'yu, Obama'nın konuÅŸma direktörü olarak atanması, deÄŸiÅŸime dair önemli bir iÅŸaret. (Türkiye'de hangi siyasetçi, sırf iyi yazar olduÄŸu için 27 yaşındaki bir gence görev verir?)
Bugün, Kemal KılıçdaroÄŸlu gibi laiklerin gözünde kahramanlaÅŸan bir Türk siyasetçi de kendi partisinde 'deÄŸiÅŸim' için ÅŸartları zorluyor. 'DeÄŸiÅŸim' vurgusunun altında gençleÅŸme, yeni fikirlere açık olma, Türkiye'yi daha çaÄŸdaÅŸ, daha refah seviyelere taşıma ve gerginliklere son verme hayali yatıyor... Çok mu kötü?
Fransa'da mevsimlerden Türkiye!
Sarkozy'nin Türkiye'nin AB üyeliÄŸine taÅŸ koyduÄŸu ÅŸu günlerde, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) ve CulturesFrance, 'Fransa'da Türk Mevsimi' dönemini baÅŸlatıyor. 1 Temmuz'da baÅŸlayacak ve 2010 yılının mart ayına kadar sürecek etkinliklerde, Türkiye'nin kültür ve sanat alanlarındaki üretimi Fransa'nın dört bir yanına yayılacak çeÅŸitli etkinliklerle tanıtılacak. 'Mevsim', gastronomi, sergiler, fikir tartışmaları, sinema gibi faaliyetlerle sınırlı deÄŸil. İki ülke ÅŸirketlerini temasa geçiren etkinliklerle, ekonomik açıdan zengin bir gündem var. Üstelik Türkiye ve Fransa'nın DışiÅŸleri ve Kültür Bakanlıkları, Fransız belediyeleri projeye tam destek veriyor.
'Kendimizi tanıtamıyoruz' diye hayıflanan iÅŸadamı ve giriÅŸimciler için harika bir fırsat. İsteyen herkes projeye destek olabilir, ucundan tutup ülkemizle ilgili yalan yanlış algıların silinmesinde katkı saÄŸlayabilir. Kendi çabamızla kendi deÄŸiÅŸimimizi yaratalım dediÄŸim, iÅŸte böyle adımlar atmaktan geçiyor.