Kuzey İrlanda'da 1981 yılında Maze hapishanesindeki gardiyanların ellerinin üzerleri geçmeyen yaralarla kaplıdır.
SoÄŸuk suyun altında tutularak ufuneti alınan ellerden, iÅŸbaşı yapılmadan önce alyanslar çıkartılır.
IRA militanlarıyla dolu Maze'de yaşam yaşatılmamaktadır.
İnsanın insana yapabileceÄŸi türlü ÅŸiddetin mekanı olan Maze'de mahkumlarla gardiyanlar arasındaki amansız mücadele sürmektedir.
İrlanda Cumhuriyet Ordusu'nun efsanevi lideri Bobby Sands'in hapishanede ölüm orucu dönemini anlatan 'Hunger' geçmiÅŸten gelen unutulmuÅŸ mektup olup içinizi çok acıtıyor.
27 yaşında ölüm orucunun 66. gününde ölen Bobby Sands ölümünden üç hafta önce İngiliz Parlamentosu'na milletvekili seçilmiÅŸti. Ama İngiliz Hükümeti onun mahkumiyet kararını bozmayarak kendi demokrasi geleneÄŸini de karartmıştır.
1980'lerin soÄŸuk ve karanlık İngiltere'sinden gelen Thatcher'in sesi hala kan dondurucu tınısıyla, IRA militanlarının siyasi mahkum statüsünün kaldırıldığını açıklar.
Thatcher'in bu kararı Maze'de büyük tepki yaratınca, iktidarın vahÅŸet repertuarının resmi geçidi baÅŸlar.
Tek tip kıyafet, düzen ve ehlileÅŸtirilmeyi kabul etmeyen IRA militanlarının inanılmaz direniÅŸi devam eder.
Gardiyanların ellerindeki yaralar daha da derinleşir.
'Adi bir suçlunun kıyafetini giymeyeceÄŸim' diyerek bir ÅŸilte, sarıldıkları battaniye ve dışkılarını koydukları bir kovayla 24 saat hücre tecridi İrlandalı mahkumlar için aylarca sürer.
Hayat, hücre penceresinden giren böceÄŸe dokunan parmaklarda dolanıyor.
İnsanın varlığına yapılabilecek bütün darpların sınavlarından geçen mahkumların destansı gücü yok edilemez.
Bu zaman zarfında insanlığın kırılmasını bekleyen zihniyetin karşısında insandan yapılmış duvar, genç Katolik İrlandalılar vardır.
Zorlu mücadelenin son noktası ölüm orucu kararına götürüyor Bobby Sands ve arkadaÅŸlarını.
Böylelikle de onlar bedenlerine uygulanan utanç verici ÅŸiddeti de erk sahibinin elinden alacaklardır.
Kısa ömürlerinde dünyaya duyurmak istedikleri insani haklarının canlı iletisi bedenleri olacaktır.
Hapishane rahibiyle yaptığı görüÅŸme Sands'in hayatına ve kiÅŸiliÄŸine daha yakın bir bakış kazandırır.
Rahibin Sands'i iknası olanaklı değildir.
Rahip ona 'Hayatın kıymetini bilmeden özgürlük istiyorsun, kendini öldürerek cezalandıracaksın' deyince Sands 'Gerçek bir hayat teoloji deÄŸildir, doÄŸru ÅŸeyi kendin bilirsin, hayatım ve özgürlüÄŸüm önemlidir. ÖzgürlüÄŸümü kazanmak, ben buna inanıyorum ve bu hayatım için çok deÄŸerlidir' diye cevaplıyor.
Siz de, özgürlüÄŸün hayatı daha deÄŸerli kılacağına inandığınız zamanlara dönüyorsunuz.
Hele ki yaÅŸamı yüceltmenin, özgürlüÄŸü unutturma ve silmenin biricik numarası olduÄŸu bugünlerde.
ÖzgürlüÄŸün inanç gibi yaÅŸandığı ve deÄŸer olduÄŸu zamanlar derinlere gömülü.
Sonra Bobby 12 yaşında katıldığı geziyi, akça aÄŸaçlarının arasından geçerek gittikleri o geziyi anlatır.
Ona ormanmış gibi gelen o eski kilise ve gölde gördükleri...
DönüÅŸte aynı çocuk olmadığını 'Herkesin suçunu üstlenen çocuk'olarak döndüÄŸünü söyler rahibe.
Ölüm orucuna baÅŸlar.
Eski mistiklerin ilahi olana kavuÅŸma seyrine benzeyen süreç Bobby'i özgürlügüne eriÅŸtirecektir.
Bedenin ve ihtiyaçlarının olumsuzlanarak taşınacağı noktada 'özgürlüÄŸü' bulacağına inanır.
Özgürlük ve hayat arasındaki denklemin ortasına ölüm yerleÅŸir.
Ölüm orucunun son günlerinin seyrederken, dünyevi olanın sizi ideallerinize taşıyamayacağını düÅŸünüyorsunuz.
Ama fazla gerçek her ÅŸey için, gözlerimizin bağışıklığı yok ve inciniyor.
Son sahnede Sands'in hayalindeki büyük ormandaki kayboluÅŸu, bizdeki boÅŸluÄŸa da epeyce dokunuyor.
Genç İngiliz yönetmen Steve Mc Queen'in sinemadaki gerçekliÄŸin sonuna kadar ulaÅŸan filmi 'Hunger' izleyeni sersemletiyor ve dağıtıyor.
Sands ve bugünün bireyleri arasındaki keskin uçurumdan düÅŸüyorsunuz.
Seyretmekte zorlanıyorsunuz ama yaÅŸamlarından koparak deÄŸer üretmiÅŸ insanları çok özlediÄŸinizi fark ediyorsunuz.
Onların trajedilerinden insanlığa kalanların hikayelerinin düz izleyici olmak da yoruyor sizi.
Michael Fassbender ise Bobby Sands'in son günlerindeki dokunaklı bir sükunet olan oyunculuÄŸuyla büyüyor.
Çok genç bir yönetmenin ve oyuncunun 27 yaşında ölen Sands'e günümüzden yolladığı armaÄŸan bugünün dünyasına bir sitem oluyor.
Bu sitem, size ve hayatınıza çöküyor, yaÅŸadığımız hayattan kovduÄŸumuz deÄŸerlerden arta kalan yokluÄŸa doluyor.
'Herkesin suçunu üstlenen çocukları' hatırlamak ve bizim üstlenmekten kaçındıklarımızla da yüz yüze getiriyor bizleri.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.