'DeÄŸiÅŸim' sloganıyla, deÄŸiÅŸmez bilinenleri deÄŸiÅŸtirerek Amerika'da tarih yazan çiçeÄŸi burnunda ABD BaÅŸkanı Barack Obama'nın ziyaret ettiÄŸi birinç ülke olduk olmasına ama gelgelelim, kafamız fena halde karışık. Bu 'yarı siyah - yarı beyaz, aileden Müslüman - sonradan Hıristiyan, siyasetçiden çok akademiysen, dindardan çok entelektüel olan melez'den bize hayır gelir mi gelmez mi noktasında sıkışıp kaldık.
'Her ÅŸey çok güzel olacak' gülüÅŸüne, bizle çok ilgili olduÄŸunu anlatan onca nezaketli jestine raÄŸmen, karnımız tok mu bu aÅŸka? Yoksa büyüdük de öÄŸrendik mi biz bu iÅŸleri? Artık baÅŸtan 100 puan verip sonra onar onar geri almayışımız bundan mı?
Bu defa '0'dan baÅŸlayıp, hak ettikçe 10'ar 10'ar terfi ettirmeye mi karar verdik? Her sözü yalan, her hareketi palavra bulmamız bundan mı? Yoksa biz 'umut' denen ÅŸeyi hepten kaybettik de ondan mı?
Cem Boyner'e ne buyurulur?
Krizi fırsat bilen Cem Boyner, tersini söylemesine raÄŸmen ilk fırsatta 480 kiÅŸiyi iÅŸten çıkartmış. Ocak ayında, yani krizin daha 'k'sını görür görmez; kimin ne iÅŸ yaptığına bakmadan, sadece yüksek tazminat ödemek zorunda kalmayacağı personelin ismini çizip alelacele kapıya koymuÅŸ. Peki ben nereden biliyorum? Beymen'den atılan kalifiye personelden aldığım saÄŸlam bilgilerden...
Çalışan her bir insanın asgari 2-3 kiÅŸiyi geçindirdiÄŸini düÅŸünürsek Boyner'in 'kriz tenkisatı', 1500'e yakın kiÅŸinin maÄŸdur olmasına yol açtı demektir.
Yıllardır bu ülkede bunca kazanan, 1 liralık malı 21 liraya satan Beymen'in kriz karşısında bu derece dirençsiz, bilinçsiz davranması olacak iÅŸ mi? Daha toplumsal, daha sorumlu; ekonomiyi ve personelini gözeten bir tavır almanız gerekmez miydi Sayın Boyner?
Aybaşını getiremeyip çaresizce kilit vuran küçük iÅŸletmelerin 'iÅŸ bilmemekle' suçlandığı bu ülkede, Cem Boyner gibi 'iÅŸ bilenler' yürütür ancak gemisini desenize!
Semte göre hayat arkadaşını ara (!)
Åžehrimize has evlilik sitelerinden birinin reklam sloganı bu; 'semte göre hayat arkadaşı'... Burcuna göre, sevdiÄŸin renge, sevdiÄŸin yemeÄŸe göre, oy verdiÄŸin partiye göre, saç rengine, hatta hayranı olduÄŸun 'popçu'ya göre arasan bile bundan iyi! Ne demek, 'semte göre hayat arkadaşını ara'?
Büyük ÅŸehirde yaşıyoruz anladık da... Bir vasıtaya binip, baÅŸka bir muhite gitmeyi bile göze alamaz hale mi geldi insanlar, hayatının kadını / adamı için? Küçükçekmece'de yaÅŸayan bir kızla AtaÅŸehir'de oturan bir erkek, ayrı dünyaların insanı mı sayılıyor kafadan? Ya da Tarabya'da oturan bir adamın Dragos'ta yaÅŸayan bir kadınla paylaÅŸabileceÄŸi bir hayat olamaz mı gerçekten? Aynı semtten olmayanlar aynı dili konuÅŸamıyor mu? Bu kadar mı küçüldü hayat? Vizyon bu mu artık?
İnternet'le beraber dünyada sınırlar kalkmış; çok uluslu iliÅŸkiler, iÅŸler, aÅŸklar çok daha kolay ulaşılabilir hale gelmiÅŸken, bizdeki 'yaratıcı'ların küçümen fikirlerine bakın hele!
Eskiden mahallenin delikanlılarından, camda bekleyen ablalara mektup taşıyan çocuklar büyüdü ve İnternet aleminde iÅŸ kurdu zaar... Bunun baÅŸka açıklaması olamaz.
***
İlanı tecrübe edip, hayat arkadaşını bulan veya bu uÄŸurda kalbi kırılanlar varsa yazsın lütfen. Anlamak istiyoruz iÅŸin aslını...
BİLGELİK: Xenocrates (Zenon) bir öÄŸrencisiyle konuÅŸuyor, o ne derse öÄŸrencisi sürekli onaylıyormuÅŸ. Filozofun sabrı tükenmiÅŸ ve bağırmış:
'Hiç olmazsa bir kere itiraz et, baÅŸka bir fikir söyle de, iki kiÅŸi olduÄŸumuzu anlayayım!'
(Bilgelik Hikayeleri - Hazırlayan, Cevdet Kılıç, İnsan Yayınları)