Hepimizin havsalasındaki Türkiye'den çok daha büyük bir ülkede yaşıyoruz.
Bizim nazarımızda Türkiye iki mahalle ve onların egemen kodlarından, kadrolarından ibarettir.
İki mahalleye indirgediÄŸimiz için göremediÄŸimiz Türkiye orada öylece durur.
Dokunamadığımız, bilmediÄŸimiz aÅŸina olmadığımız köpür köpür bir kültür ve tarih olarak.
Bizim ise kaskatı dondurulmuÅŸ zihniyetlerimizin duvarları yükselir aramızda.
Zihinsel gettolarında kendi çerçevelerindeki 'DoÄŸru'yu' tartışmaksızın, gözden geçirmeksizin.
Bir mahalleyi seçme zorunluluÄŸu, bir düÅŸünme sistematiÄŸini seçmekle de eÅŸdeÄŸerdir.
MüÅŸterek tarihin ve kültürün bir tek yüzünün baskın olduÄŸu seçim, beraberinde 'bir eksiklik duygusu' verir bize.
Bu eksiklik duygusunu bütünlemek için dogmalara dadanırız.
EleÅŸtirmeyeceÄŸimiz, sorgulamayacağımız, ÅŸüphe duymayacağımız dogmalarla tamamlanır gerçekliÄŸimiz, rahat ederiz.
Dogmatik iliÅŸkilerin evrimi kaçınılmaz olarak militan iliÅŸkilere doÄŸru yol alır.
İki mahalle de 'Ötekisizlik' üzerinden kendini tarif edemez.
Birbirlerinin 'ötekisi' olma tarihsel sessiz bir iÅŸbirliÄŸi ve dayanışmadır daim olmaları için.
'Ötekinin' kim olduÄŸu basit tanımlardan büyük genellemelere ve girift akıl yürütmelerine varır.
Ötekinin tarihi bizim tarihimizdir aslında onlarsız yazılamayacak maÄŸduriyetimizin tarihi.
Destansı, epik, mitlerle döÅŸenmiÅŸ geçmiÅŸin merkezini 'Öteki Mahalle' kapsar.
Bütün hayal kırıklığı ve eksikliÄŸin müsebbibi.
DiÄŸer yandan iki mahallede de 'Farklılık' süratle dışsallaÅŸtırılır.
Farklılığa tahammül ancak parodi düzeyinde kaba bir karikatürdür görünürken...
Mahallelerde kadın deÄŸiÅŸik versiyonlarda maço kültürün nesnesidir.
AsayiÅŸten sorumlu mahalle aÄŸbileri aynı torna çıkışlı olup, aynı karanlıkta baÄŸcı dövenlerdir.
Mahallenin Türkiye'sinin kifayetsizliÄŸi gün geliyor kafanıza vuruyor.
İdeolojik ritüellerden ve doÄŸmatik iliÅŸkiden yoruluyorsunuz.
İnsanlık hallerimizi sarmayan referanslar teÄŸel yerlerinden sökülüyor.
Yüzyıllık çatışmanın ortasındaki sınırlar siliniyor.
İki mahalleye de sığamayanların sayısı artıyor.
'Üçüncü Mahalleyi' arıyorsunuz.
Ben Cumhuriyet'e ve Atatürk'e baÄŸlı bir Müslümanım diyebileceÄŸiniz adresi...
Parsellenen zihin dünyanızın selameti adına, olan bitene mesafe koymak adına arıyorsunuz.
İki mahallenin buyurgan normlarından daha fazla olduğunuza kani oluyorsunuz.
Gazali ile Hume'u birlikte okumanın entelektüel hazzını çekiÅŸtirilmeden almak için.
Frankfurt Okulu'ndan duyulan coÅŸkuyu Mutezile metinleriyle sürdürmek için.
Vahdet-i Vücud'un sizin gönlünüzdeki yerinin Buda'dan misliyle yüklü olmasının yerelcilik addedilmemesi için.
Türkçe'nin köklerine nüfuz edebilmenin yegane gücünün Osmanlıca'dan geçtiÄŸini idrak için.
Safları yıkmak, kampları dağıtmak, mahalle rantlarını nihayete erdirmek için de 'Üçüncü Mahalle'yi arıyoruz.
Sterilize okumaların ve paylaşılmış metinlerin dışında kalmış Türkiye'yi tanıyabilmek ve anlayabilmek, anlaşılabilmenin de gereÄŸi.
Karşıtlıkların birbirini emzirdiÄŸi fanatizmin gündelik hayatımızı saran kollarından kurtulabilmeyi ve ötekisiz toplum olabilmeyi arıyoruz.
TarafgirliÄŸin kararmış niyetlerine vesile olmamak için 'Üçüncü Mahalle'yi bulmalıyız da...