Dün Harp Akademisi'nde Genelkurmay BaÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸ'un 'Yıllık DeÄŸerlendirme KonuÅŸması'nı dinledik.
Akademik yetkinliÄŸi ön plana çıkan konuÅŸmanın, esas olarak; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluÅŸ kavramları, felsefesi ve ilkelerini yönlendirmelerden ve yozlaÅŸmalardan kurtararak asli anlam ve kapsamlarına kavuÅŸturmayı hedeflediÄŸini gördük.
Demek ki, Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluÅŸ kavramları, kuruluÅŸ felsefesi ve kuruluÅŸ ilkelerinin kasıtlı veya bilinçsizce yanlış tanımlanmaları veya yorumlanmalarında önemli sorunlar görüyor.
Kavramlar, felsefe ve ilkelerin bizatihi Kurmay BaÅŸkanı'nın aÄŸzından hatırlatılması ve bu tashih çalışması sırasında Anayasal metinlerine yönelinmesi güvenlik ölçütünde 'Kurucu İlkeler'in kapsayıcı ve birleÅŸtirici özelliklerini öne çıkarttı.
BaÅŸbuÄŸ'un konuÅŸmasında, Silahlı Kuvvetler'in 'news management' ile sıkıştırılmaya ve kamuoyunun yanıltılmaya çalıştığı üç konuya özellikle yer vermesi önemliydi.
Bunlardan ilki, inanç konusuydu ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 'din karşıtı' gösterilme çabasına yetkin bir yanıt oluÅŸturdu.
İkinci önemli konu, Silahlı Kuvvetler'in siyaset dışında pozisyonlanması ve 'demokratik laiklik' konusundaki vurguydu.
Ama, bana kalırsa en önemli vurgu 'Türk' kelimesi üzerine yapıldı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün, 'Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, Türkiye halkına, Türk milleti denir,' tanımını hatırlatan Kurmay BaÅŸkanı, konuÅŸma metninde olmamasına raÄŸmen, bu tanım içindeki 'Türkiye halkına' ifadesinin altını çizdi ve bunun yerine 'Türk halkı' denseydi anlamın tamamen deÄŸiÅŸebileceÄŸine dikkat çekti.
Kavramı açan anahtar cümle ise ÅŸuydu:
''Türk milleti' tanımlamasındaki 'Türk' sözcüÄŸü bir sıfat olarak deÄŸil, deÄŸiÅŸik unsurların hepsine verilen ortak bir isim olarak kullanılmıştır.'
Kurmay BaÅŸkanı'nın bu konuÅŸmasıyla birlikte, Silahlı Kuvvetler'in de 'Türk' kelimesini bir ırkın nitelenmesi olarak deÄŸil, bir ulusun adı olarak anladığının altı çizilmiÅŸtir.
Dolayısıyla, ırka dayalı (doÄŸuÅŸtan kazanılan) bir 'milliyetçilik' anlayışının Silahlı Kuvvetler tarafından kabul edilemez, ve fakat ulusa ait (sonradan edinilen, sözleÅŸilen) milli özelliklerin temel olduÄŸu ifade edilmiÅŸtir.
Demek ki, Silahlı Kuvvetler, diye düÅŸünüyoruz, ulus devlet inÅŸa sürecinin bu en temel kavrayışının çeÅŸitli ırkçı düÅŸünceler tarafından ve sonra onlara karşı geliÅŸtirilen karşıt ırk temelli düÅŸünceler tarafından tehdit edildiÄŸi kanaatini taşıyor olmalı.
Kurmay BaÅŸkanı'nın bu ülkede 'asimilasyon'un hiçbir ÅŸekilde uygulanmadığının ve uygulanmak istemediÄŸinin altını çizmesi de aynı derecede önemlidir.
O halde, Kurmay BaÅŸkanı aÄŸzından da seslendirilen, Türk'ün bir sıfat deÄŸil, bir isim olduÄŸu ve ulusumuzun ismi olduÄŸu anlayışı, etnik çatışma senaryolarına karşı, 'Kurucu İlkeler'e dönülüp, panzehirin o ilkeler içinden çıkartılabileceÄŸini göstermek maksadını taşıyor, diye düÅŸünebiliriz.
DileÄŸimiz, üniversitelerimizin de, 'ulus' kavrayışımıza ve 'ulus devlet modelimize' yönelik teorik çalışmalarda hiç olmazsa Kurmay BaÅŸkanı düzeyinde katkıda bulunması...
Ulusal birliÄŸimizin ve ulus devletimizin bekasının ırk düzeyindeki milliyetçilikte deÄŸil, ulus düzeyindeki 'millilikte' saklı olduÄŸu gerçeÄŸi akademinin de, medyanın da ilgi alanına girmeli.