Genelkurmay BaÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸ'un yıllık deÄŸerlendirmesinin içeriÄŸini medyadaki çoÄŸu refikimiz 'yeni bir açılım', 'yenileÅŸme,' 'liberalleÅŸme,' olarak yorumlamayı tercih etti.
Ben, 'yeniden üretmek' deyimini kullanmayı yeÄŸleyeceÄŸim.
Genelkurmay BaÅŸkanı'nın konuÅŸması, Türkiye Cumhuriyeti kuruluÅŸ kavram ve ilkelerini, tarih içindeki (bilinçli veya bilinçsiz) sapmalardan ayrıştırmak üzerine kuruluydu.
Basınımızda 'yenilik,' diye yorumlanan pek çok unsurun, yenilik deÄŸil, bilakis 'eskilik' içerdiÄŸi ve bu konuÅŸmanın asıl iddiasının; dünyanın yeni durumunda ve Türkiye'nin yaÅŸadığı iç sorunlarda kurucu kavram ve ilkeleri çözüm olarak göstermesi olduÄŸu kanaatindeyim.
Medyalarımızda 'Genelkurmay'dan yeni açılım' diye sunulan her bahsin referansının Mustafa Kemal Atatürk'ün sözlerinde kaynağını bulması veya anayasal metinlerden alıntılanması ilginç bir tenakuz yaratıyor.
O halde, kurucu kavramlar ve ilkelerin telaffuzunun 'yenilik' olarak algılanmasının ardındaki motivasyonu anlamamız gerekiyor.
Demek ki, Türkiye Cumhuriyeti'nde, kurucu kavram ve ilkelerden koptuÄŸumuz, ayrı düÅŸtüÄŸümüz, uzaklaÅŸtığımız dönemler yaÅŸadık.
ÇoÄŸunlukla kurumsal olmayan, genelde dönemsel, arızi veya bireysel yönlendirmelerden de kaynaklanan bu sapmalar bize artık devletin temel politikasının kurucu ilkeler ve kavramlardan baÅŸka bir ÅŸey olduÄŸunu düÅŸündürtmüÅŸ olabilir.
Demokrasiden uzak düÅŸüÅŸlerimizi de devlet politikası sanma yanılgısına bu yüzden düÅŸmüÅŸ olabiliriz.
İşte kurucu kavram ve ilkelerin altını çizen, onları 'yeniden üreten' Kurmay BaÅŸkanı'nın konuÅŸmasının 'yeni' olarak algılanmasının altında yatan gerçek bu olmalı.
Åžimdi...
DeÄŸil mi ki, Genelkurmay BaÅŸkanı'nın kurucu ilkeler ve kavramları aktive eden konuÅŸmasını, 'daha demokrat,' 'daha kapsayıcı,' 'daha birleÅŸtirici,' 'daha yenilikçi' bulduk...
Bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluÅŸ ilkelerinin ne derece saÄŸlam, ilerlemeye açık, cihanÅŸümul oluÅŸunun karinesini olmuÅŸtur, diye hüküm verebiliriz.
Aynı ÅŸekilde, dünyanın ve özellikle Amerika BirleÅŸik Devletleri'nin küresel ölçekteki yeni analizleri ve bu analizlere dayanan yeni politikaları da Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluÅŸ kavram ve ilkelerinin bir tür saÄŸlaması olarak okunuyor.
BaÅŸbuÄŸ'un konuÅŸmasında Amerikan BaÅŸkanı Obama'nın Amerikan KuruluÅŸ Felsefesi ile Türk Devleti'nin KuruluÅŸ Felsefesi'ni benzetmesinin yer alması da; kavram ve ilkelerimizin 'Dünyanın Yeni Hali'ne uyumunu temsil etmiÅŸtir.
El netice...
Genelkurmay BaÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸ'un konuÅŸması ne kadar basit ve anlaşılır bir üslupla kaleme alınmışsa, o oranda da iddialı bir akademik içeriÄŸi taşıyordu...
İddiası; Türkiye'nin yaÅŸadığı sıkıntılara 'montaj' çözümler aramamasında, bilakis çözümleri kurucu felsefe içinden üretmesinde saklıydı.
KuruluÅŸ Felsefesi'nin hedeflemesine karşın, demokrasi kalitesinin yükseltilebilmesine; kurucu kavram ve ilkelerin yozlaÅŸtırılması mani oluyordu.
Bu yüzden; KuruluÅŸ Felsefesi'nde bir kopuÅŸ veya kırılma anıyla deÄŸil; sapmaların ve hataların tashih edildiÄŸi bir 'süreklilik bilinci' ile karşı karşıya olduÄŸumuzu düÅŸünmeliyiz.
Bu 'süreklilik bilinci'nin yakın anlamlarının daha önce siyasal iktidar tarafından da telaffuz edilmiÅŸ olması, bundan sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin ihtiyaç duyduÄŸu 'yeniliklerin' inÅŸası için zeminin (Kurucu kavram ve ilkelerin) tahkim edildiÄŸini gösteriyor. İhtiyaç duyulan yenilikler bu kavram ve ilkelerin saÄŸlam zemini üzerine ve ona uyumlu inÅŸa edilecektir, diye düÅŸünebiliriz.
Obama Amerika'sı, yeniliÄŸi Amerikan ifadesiyle, 'Kurucu Babalar'ı yadsıyarak deÄŸil, sapmaları, örneÄŸin Bush ekibinin radikal savrulmalarını tashih ederek, öze dönerek yapmaya baÅŸladı....
Emperyal bir geleneÄŸin son halkası olan Türkiye Cumhuriyeti'nin de 'süreklilik bilinci'nden ayrılmasını beklemek irasyoneldir.