24 Aralık 2008 tarihinde, Irak'ın Cemiyet-i Akvam'a katılım sözleÅŸmesini tarihin tozlu arÅŸivinden çıkartıp, üzerindeki tozu üfleyip, ilk kez Türk kamuoyu ile paylaÅŸmamızın bir sebebi vardı.
Biliyorsunuz, o günlerde Irak'ın kuzeyindeki Kürtlerin büyük bir kısmını da temsil etmiÅŸ olan Irak Devlet BaÅŸkanı Celal Talabani, Türkiye'ye 'sıcak mesajlar' vermeye baÅŸlamıştı.
Åžöyle yazmıştık:
'Ama, çok iyi bilinmesine karşın ÅŸimdiye kadar kamuoyu nezdinde hiç gündeme getirilmeyen bir tarihsel belgeyi ve onun çok özel bir maddesini bu sütunda duyacaksınız...
Elbette Türk Devleti'nin 'siyaset yapıcıları' hareketlerini tanzim ederken bu sözleÅŸmeyi de esas almışlardı.
Ama bugüne kadar hiçbir ÅŸekilde tartışma gündemimize gelmemiÅŸti.
Åžimdi, çekilme harekatıyla o sözleÅŸmenin ve o sözleÅŸmenin o çok özel maddesinin gündeme gelme olasılığı bile Talabani'ye aktivasyon kazandırdı.
O sözleÅŸme, Irak'ın Cemiyet-i Akvam'a, yani Milletler Cemiyeti'ne katılım sözleÅŸmesi.
Yani devlet olarak tanınma sözleÅŸmesi.
Altında Irak'ın kuruluşunda sponsor olan İngiltere'nin ve Irak'ın imzası bulunuyor.
7. Maddesi ÅŸöyle diyor:
Irak, komÅŸu ülkelerle olan sınır problemlerini çözememe durumunda gerekirse komÅŸu ülkelerden yardım ister!
Irak Devlet BaÅŸkanı Talabani, eÄŸer Türkiye ile sınır ihlalleri sorununu Amerikan ve İngiliz güçleri çekilmeye baÅŸlamadan önce çözemezse...
Merkezi Irak Devleti yöneticilerinin Türkiye'den yardım istenmesini gündeme getireceÄŸi öngörülmektedir.
İşte Talabani'yi aniden harekete geçiren, gizli gerçek budur.'
Dün ise dünya medyalarında Irak CumhurbaÅŸkanı Yardımcısı Tarık el-HaÅŸimi'nin aÅŸağıdaki açıklamasını okuduk:
'Irak olarak ya PKK'yı bu bölgede bitirmeliyiz ya da Türkiye'ye bölgede geçici askeri üs kurmasına müsaade ederek daÄŸlardan temizlemesine fırsat vermeliyiz. Kendimizi kandırmayalım, diyalog çaÄŸrısı hep sözde kalır. Ben el birliÄŸi ile 'artık bu iÅŸi bitirmenin zamanıdır', diyorum.'
PKK konusunda tek başına baÅŸarı saÄŸlayamayan Irak Merkezi Hükümeti'nin, Türkiye-ABD ve Irak arasında oluÅŸturulan üçlü mekanizmanın çalışması hakkında ipuçları veren bu konuÅŸması, Türkiye gündeminin hızında gözlerden kaçmamalı.
Aksine, belki de, iki gündür sütunlarımızı ayırdığımız Genelkurmay BaÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸ'un 'ulus-devlet' vurguları bu geliÅŸmenin de paralelinde tekrar okunmalı...
Dünkü analizimizde, Genelkurmay BaÅŸkanı'nın da, BaÅŸbakan'ın da 'ulus-devlet' vurgularının ve 'KuruluÅŸ Felsefesi'ni tahkim etme çalışmalarının bir dizi yeni giriÅŸime saÄŸlam bir zemin hazırladığını ifade etmeye çalışmıştık.
Tahkim edilmiÅŸ bu zemin üzerinde gerçekleÅŸecek giriÅŸimlerden biri ve ilki, pekala Irak'ın ve Türkiye'nin 'ulus devlet' anlayışını muhafaza ederek, terör sorununu Amerika'nın da katkılarıyla çözmeye çalışması olabilir.
Türkiye Irak'ta bir askeri üsse sahip olma ihtimaline hazır olmalı.