Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Serdar Turgut'u Altanlar konusunda ikna ettim

Bir süredir Serdar Turgut'la gerek karşılıklı yazışmalarımızda, gerekse de sohbetlerimizde üzerinde anlaÅŸamadığımız bir konu var. Konu demektense, bir tavırla ilgili bir mesele demek daha doÄŸru. O benim kimi insanlarla ilgili yazılarımda 'insani' boyutu ihmal ettiÄŸim görüÅŸünde. Ben ise onun yaşı ilerledikçe haddinden fazla hoÅŸgörülü olduÄŸunu, bir yazarın itibarını dürüstlük ve acımasızlık üzerine kurması gerektiÄŸini söylüyorum. EÄŸer her harekette insani bir boyut ararsak eleÅŸtirdiÄŸimiz kiÅŸinin ihtiyacı duyduÄŸu meÅŸruiyet araçlarını da önlerine sürmüÅŸ oluruz.
Bana kalırsa hiçbir ÅŸekilde içinden çıkılmayacak bir tartışma, ikimizin de haklı tarafları olduÄŸuna inanıyorum.
Ama eÄŸer bu bir maçsa, dün sabah uyandığımda aramızdaki bu müsabakada benim 1-0 önde olduÄŸumu gördüm. Hadi bu kaba bir tabir oldu; bir ÅŸekilde Serdar Turgut'u ikna ettiÄŸimi fark ettim.
'Çetin Altan çocuklarını hiç iyi yetiÅŸtirememiÅŸ' diyordu dünkü yazısında Serdar Turgut; bir süredir herhangi bir terbiyeden ve nezaketten nasibini almamış kaba yorumlar yapan Mehmet Altan'dan bahsediyordu. Altan, bir süredir irrite edici bir ekran karakterine dönüÅŸtü. Neredeyse bir meczup üslubu kullanıyor; asıyor, kesiyor, atıyor, tutuyor. Herhangi bir etik filtreleme ya da saygı da yok.
Ayrıca, herhangi bir 'insani' tarafı da yok Altan'ın üslubunun. DoÄŸrusu, bu ailenin bu tavrına karşılık bir insani yaklaşık da göstermek de mümkün deÄŸil.
Serdar Turgut'la Altanlar konusunda yakın çizgiye gelmemize sevindim: Evet, bu meselenin özünde babasının çocuklarını yetiÅŸtirememiÅŸ olmasının verdiÄŸi bir sakatlık var. Bu çok ortada.
Hadi bugün insani açıdan yaklaÅŸayım meseleye.
Hepimiz, birilerinin çocukları olarak, öyle ya da böyle sakat yetiÅŸtik. Ama pek çoÄŸumuzun anne-babaları sıradan insanlardı. Benim ailem de mümkün olduÄŸu kadar düz, normal, sıradan insanlardan oluÅŸuyordu mesela. Egolarıyla beni ÅŸekillendirmeye, benden bir heykel yaratmaya çalışmadılar. Zannedersem, sakatlıklarımın pek çoÄŸu kendi eserim.
Oysa Ahmet ve Mehmet Altan kardeÅŸlerin babaları tarafından sakatlanmış çocuklar olduÄŸunu görmek mümkün. Aynı durum, Çetin Altan ve kendi babasının ilÅŸkisi açısından da geçerli.
Mesela, çok zor durumda kaldığında babasından yardım istiyor Çetin Altan ve aldığı yanıt 'Hangi taÅŸ sertse gitsin başını ona vursun.' Bu acımasız aile iliÅŸkilerine empati kurmam mümkün deÄŸil, ama eminim Altanlar'la ilgili pek çok ÅŸeyi de bu küçücük cümle açıklar.
Çetin Altan, çocuklarını nefret dolu yetiÅŸtirmiÅŸ. Kim bilir, belki de kendi geçmiÅŸine, ailesine duyduÄŸu nefret ve intikam hissinin yansıması olarak. 70'li yıllarda, genç insanları nefretle dolduruyordu. Sonra pek çok genç öldü, o 'kanaat önderi', o ideolojik lider ise viskisini yudumladı.
Mehmet Altan'ın durumu daha da vahim: Babası ya da aÄŸabeyi kadar yetenekli olamayacağını anladığı gün dramı baÅŸladı diye tahmin ediyorum. Sanırım, ailede adam yerine konma sürecini akademik eÄŸitimiyle tamamladı. Böylece okul hayatı pek baÅŸarılı olmayan Ahmet Altan'a karşı kullanabileceÄŸi bir koz vardı elinde.
Ahmet Altan'ın da durumu benzer. Yazık ki o da kelimeleri ne kadar iyi kullanırsa kullansın hiçbir zaman babası kadar usta bir yazar olmayacağını bilmenin ezikliÄŸiyle yaşıyor, yaÅŸamak zorunda. 'Bir kadının memesine vatanı satarım' gibi marjinal olma iddiasındaki cümleleri, maalesef babasının 'Köylere tenis kortları açılsın' cümlelerinin gölgesinde kalacak kadar zorlama duruyor.
Kim bilir, belki benim de babam Çetin Altan olsaydı ben de benzer bir eziklik duyardım. Bu eziklikten dolayı da dünyaya nefret saçar, etrafıma öfke ve intikamla bakardım.
Nezaket ve terbiye konusunda da söyleyeceÄŸim bir çift söz var: Hepimizin bildiÄŸi, tanıdığı, muhabirliÄŸe yeni adım atan pek çok gazetecinin karşılaşınca ufak bir sarsıntı geçirdiÄŸi Çetin Altan terbiyede konusunda da, nezakette de sınıfta kalır. Dünyanın en küstah, terbiyesiz, şımarık, arsız ve saygısız adamlarından biridir bildiÄŸimiz Çetin Altan. Belki onu Çetin Altan yapan da biraz bu snobizmdir, ona yakıştığı bile söylenebilir. Neyse ki yazarları karakterleriyle deÄŸil, yazarlıkla deÄŸerlendirmek gerektiÄŸini bilmem onun kaleminden zevk almamı engellemedi.
Ama yazık ki babalarına öykünen çocuklarda bütün bu özellikler 'kopyalanmış' olduÄŸu için eÄŸreti duruyor, sırıtıyor ve göze batıyor. Mehmet Altan'ın televizyon kanallarındaki terbiyesiz tutumu da budur; temel aile terbiyesinden nasibini almamışlık besbelli. Ve bu eÄŸretilik Mehmet Altan'ın ciddiye alınmasının önündeki en büyük engel. Ne acı!
Serdar Turgut umarım mutlu olmuÅŸtur. Altan ailesine yönelik en insani yaklaşımımı sergiledim. Maalesef bunlar dededen damada birbirlerinden bağımsız deÄŸerlendirilemeyecek kadar patolojik bir bütündür.
Altan ailesinin artık kendi iç meselelerini çözmesinin vakti gelmiÅŸtir. Bir ailenin nefreti Türkiye'ye, Türkiye'nin entelektüel hayatına zarar veriyor, terör yaratıyor.
Bu teröre karşı daha ne kadar insani olunabilir Serdar Turgut?

Hocaefendi'nin  gazetecisi bu yazının hesabını versin
ArtIk alıştık, her Ergenekon gözaltı süreci öncesi kimi gazete köÅŸelerinde hedefler sıralanıyor ve soruÅŸturma o isimlere göre bir yol izliyor. Fehmi Koru, İlhan Selçuk'u yazdığı gün gözaltına alındı. Erhan Göksel'le Mustafa Özbek ise Sabah'taki yemek yazarı onlardan bahsettiÄŸinde...
Bütün hafta Türkiye, ÇaÄŸdaÅŸ YaÅŸamı Destekleme DerneÄŸi ve Türkan Saylan'a yönelik zulümü konuÅŸtu, tartıştı.
Peki daha Ocak ayında Fethullah Gülen Cemaati'nin maaÅŸlı adamı Ekrem Dumanlı bu örgütü hedef göstermemiÅŸ miydi? ÇYDD'nin PKK'yla ilintili olduÄŸunu yazmamış mıydı?
Bakın, bu sistematik bir yıpratılma kampanyasıdır. Önce Cemaat'in askerleri uÄŸraşır, sonra Ergenekon devreye girer.
Ekrem Dumanlı'nın da, bu son dalganın mimarlarının da hedefinde ÇYDD'nin olması tesadüf deÄŸildir, bilakis örgütlü ve planlıdır.
Çünkü ÇYDD Türkiye'de milli eÄŸitimin laik ve modern olmasından yana. Cemaat'in ise dünya çapında açtığı okullarla kendi eÄŸitim modeli var. Bu alternatif Cemaat modelinin destekçileri, kendi sistemlerini korumak için karşıt görüÅŸteki herkesi hedef gösterirler.
Kim bilir, bunların yazılarının satır aralarında daha kimler hangi amaçlar uÄŸruna hedef tahtasına oturtuldu?

Fehmi Koru bu konuyu yazacak mı?
Tam da onun kalemine göre bir konu; 'Taha Kıvanç' mahlasıyla ne güzel okurduk Remzi Gür'ün satın aldığı yalıyı, yani Halis Toprak'ın evinin detaylarını...
Ama Fehmi Koru bu konuyu yazamaz... Yalı mevzuuna giremez.
Çünkü yüzü kızarır.
Çünkü onun da yalısı var. Ve kaçak!
Beykoz Belediyesi'nin bir önceki baÅŸkanını öven, ne tesadüf ki Beykoz'da kaçak yalı yaptıran Fehmi Koru...
Belgesi yüzüne vurulmasına, defalarca sorulmasına raÄŸmen, her polemiÄŸe balıklama atlayan ama yalıyla ilgili tek satır kaleme almayan da Fehmi Koru...
Nasıl yazsın ÅŸimdi gündemdeki yalıyı!

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3