Bir ifade ve algı sorunu yaşıyor olabiliriz.
Toplumun bazı kesimlerinin laikliÄŸi dine karşı bir pozisyon olarak düÅŸündüÄŸüne ÅŸüphe yok.
Şebebi şu veya bu, bazı kesimlerin zihninde laiklik, dinden soyutlanmış bir alan olarak şekilleniyor.
Laik yaÅŸam biçiminde, dine yer olmadığı düÅŸünülüyor.
Aksi gibi, 'laiklik' savunusunda ön plana çıkan figürler de her nedense, bu kanaati pekiÅŸtirmeye yönelik sözler ve davranışlar gösteriyor.
Ancak, belki laikliÄŸi Fransız kültürüne özgü tanımıyla anlamak ve anlatmak yerine Türk laikliÄŸinin fonksiyonunu tarif edersek; laikliÄŸin bizim için neden vazgeçilemez bir deÄŸer olduÄŸunu gözler önüne serebiliriz, diye düÅŸünüyorum.
O halde laiklik Türkiye'de ne iÅŸe yarar? Buna cevap bulmaya çalışalım.
Biz Türkler, dinimizin deÄŸerlerine yüksek seviyede sahip çıkarız. Din algımız, örneÄŸin Araplar'dan farklı olarak, gündelik hayatın sıradanlığı içinde deÄŸil; iman düzeyinde yüksek bir soyutlama yeteneÄŸinde ÅŸekillenir.
İlahi dünyada hükmün Allah'ın olduÄŸuna iman ederiz.
Ama Allah'ın iktidarını dünyevileÅŸtirerek, O'nun iktidarına ortak olmaya çalışanların önüne bir set çekeriz.
Bu ÅŸu demektir:
Kimsenin Allah'ın iktidarına ortak olmasına, kendisini ilahi kudretin temsilcisi olarak gösterip 'siyaset' yapmasına, 'ticaret' yapmasına izin vermek istemeyiz.
Bunun 'Åžirk' (Allah'a eÅŸ koÅŸmak) olduÄŸunu ifade ederiz.
Bu niteliÄŸiyle Türk laikliÄŸinin iÅŸlevinin, toplumun gündelik hayatını ve devlet aygıtını suiistimallerden koruduÄŸu kadar ve belki de ondan daha fazla Türklerin dinini korumak, istedikleri gibi iman edip, ibadet etmelerine imkan tanımak olduÄŸunu söyleyebiliriz.
Demek ki; Türk laikliÄŸinin birincil iÅŸlevi 'demokrasi' tesisidir.
Ve bu demokrasi anlayışı dinin özgürlüÄŸünü de teminatlandırmaktadır.
Allah'ın iktidarına ortak çıkan ve bunu totaliter bir ÅŸekilde bireylere dayatan zihniyetten ancak laiklikle korunabiliriz.
Türk laikliÄŸi, aynı ÅŸekilde, dindarların dinlerini istedikleri ÅŸekilde yaÅŸamalarına da imkan tanıyan sistemin adıdır.
Åžöyle düÅŸünelim; Allah'ın iktidarını temsil ettiÄŸini söyleyen yönetimler, liderliklerinin İslam anlayışlarını 'Allah'ın arzusu' diye bütün vatandaÅŸlarına dayatan yönetimlerdir.
ÖrneÄŸin Suudi Vahabi yönetimi; Türkiye'deki dinsel yaÅŸam biçimlerinin çoÄŸuna kapalı ve katı katıya karşıdır.
Demek ki; Türk laikliÄŸinin, sadece milleti 'Allah'ın iktidarını paylaÅŸmak' arzusunda olanlardan koruduÄŸunu deÄŸil...
Aynı ÅŸekilde, dindarları da, dinsel ekolleri de, aynı dinin farklı mezhep, meÅŸrep ve hatta tarikatlarını da koruduÄŸu gerçeÄŸini ifade etmeliyiz.
Bize bugüne kadar, her nedense, laikliÄŸin, inanmayanların da haklarını ve yaÅŸam biçimlerini koruduÄŸu anlatıldı.
Oysa Türk laikliÄŸi, inanmayanların veya farklı dinlere mensup olanların haklarını ve yaÅŸam biçimlerini korumakla beraber; ana iÅŸlev olarak inananların istedikleri gibi inanmak ve dinlerini diledikleri gibi yaÅŸamak hakkını korumaktadır.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.