Çocukluk, gizli yaralanmalarla kaplanma sürecidir.
Bir ömür boyu kurtulmaya çalıştığınız gizli yaralara alıştığınızda büyümüÅŸsünüzdür.
Bu yüzden de çocukluk, bütün çocuklar için yalnızlığın hikayesidir.
ModernliÄŸin orta sınıflarında çocuklar da kendi dramlarıyla büyürler.
Hafta sonları alışveriÅŸ merkezlerinin otoparklarına girmek için sıra bekleyen otomobillerin arka koltuklarında kocaman gözlerini dışarıya açmış çocukları görürsünüz.
Sıkıntılı anneleri ya da telaÅŸlı babalarıyla hafta sonu ayini olarak buralara taşınan çocuklar, bir öÄŸleden sonrayı bu mekanda geçirirler.
GüneÅŸ ışığından mahrum soÄŸuk koridorlar ve geniÅŸ vitrinler onları beklemektedir.
Ne hayata ne de dünyaya benzeyen bu mekanlarda büyüyecek çocuklardır.
Yüksek tavanlar, yapay bitkiler, geniÅŸ kapılarıyla modern mabetleri andıran mimari, onların ilk mekan algısıdır.
Büyük vitrinlerin ardından dünyanın bir pazar yeri olduÄŸunu öÄŸrenirler.
Vitrinin içindeki parçalanmış hayatın maddi temsilleri de dünyaya dair ilk izlenimleri verecektir.
Yüksek kaideye yerleÅŸtirilen eÅŸya ona bakanı kışkırtarak kendini sergilemektedir.
Küçük gözler ve zihinler eÅŸyanın gizemini vitrinlerden emerler.
Çocuklar Neo-paganizmle ve kutsallarıyla bu mekanlarda tanışır.
Ve çocuk zihinlere bir stigma gibi paranın ve sahip olmanın gücü oyulur.
Bir vitrinde olmanın ve bakılmanın çekiciliÄŸi de...
Işıltılı, parlak, renkli vitrinlerde üretilen 'bir hayat imgesi' maalesef onların hayatı olacaktır.
Ya bir vitrinde kendini göstermek ya da vitrindekinin sahibi olmak.
Görünmek ve sahip olmanın kültürel genetikleri iÅŸlenir.
Onlara bunun neye mal olacağını da kimseler anlatamayacaktır.
Önemli olmak, deÄŸerli olmanın önüne yerleÅŸir çocukların ruhunda.
İnsanın ehlileÅŸtireceÄŸi yanlarının nasıl bilenip, sivrileÅŸtiÄŸini yine çocuklardan öÄŸreniriz.
Sahip olmanın tutkusu, eÅŸyaya yapışmış benlik, onların bir parçası olur.
Çocuklar için düzenlenmiÅŸ mekanlarda ilk kendi doÄŸalarını yitireceklerdir.
Küçük kadınlar ve küçük adamlara uygun tasarımlarla kendine yabancılaşırlar.
Küçük tüketiciyi tavlama telaşı kızlara makyaj seti, erkeklere oyuncak tıraÅŸ makinesi olur.
Oyuncakların gerçek, gerçeÄŸin oyuncak olduÄŸu tüketim alemi uzanır gider.
Renk renk kalemler ya da şekerlemeler arasındaki fark renklerdir.
İkisi de yenebilir ve yahut resim yapılabilir.
Akıllar yaşken karıştırılırlar.
Hayal gücünü kaybettiren çeÅŸitlilik, milyonlarca çocuÄŸa da aynı masalı anlatır.
Bir best-sellerin fantezi dünyasında milyonlarca çocuk aynı duygularla dolaşırken, dünyada hiçbir güç bu benzeÅŸik topluluÄŸu yaratamaz.
İthal best-seller kuyruklarda bekleyen saf anneler için de çocuklarına armaÄŸan ettiÄŸi bu kitaplara yeni ilahi metinlerdir .
Memleketimizdeki çocuk hikayelerinin hepsi böyle midir?
BaÅŸkalarının çocuklarını umursamayan insanlar olarak belki ÅŸunu varsayabiliriz..
Vitrinlerin ötesinde kalan çocukla, berisindeki çocuk arasında sanıldığı kadar geniÅŸ bir uçurum bulunmaz.
Akıbetleri aynı yöne akacaktır, boÅŸluÄŸun çocukları olarak...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.