Cemalettin Taşçı

kategori2

Birinci Meclis

Milli günler içinde benim açımdan en makbul olanı 23 Nisan'dır. Hem çocuklara hediye edilmiÅŸ olması yüzünden hem de milli hakimiyetin bayramı olduÄŸu için. Çocukların ve içindeki çocuÄŸu bu hoyrat atmosferde bile muhafaza edebilmiÅŸ olanların benim ukalalıklarımla iÅŸi olmaz. İyi ki olmaz. Ben, iyisi mi, kestirmeden iÅŸin milli hakimiyet kısmına doÄŸru yola koyulayım.
Mustafa Kemal'in eserleri arasından ÅŸunu veya bunu daha çok önemseyebilirsiniz. Benim açımdan en önemlisi, açık ara, Meclis'tir. Elbette biliyorum Meclis'i toplayan Mustafa Kemal deÄŸildi. O toz duman arasında Meclis'i açık tutma çabasından söz ediyorum. Dahası, biliyoruz ki, en azından bir defa, Meclis'i kapatıvermek arzusuna da karşı koyamayacak hallere gelmiÅŸti. Ama yapmadı. Yapmamış olması mühimdir. Åžimdi, Mustafa Kemal'in hadislerini ezbere okuyanlar, sünnetini sık sık hepimize hatırlatanlar unutmuÅŸ görünseler de, o Meclis, en olumsuz ÅŸartlarda bile açık kaldı. Daha önemlisi, muktedir idi.
Hayatı bir fabrika gibi gören, olup bitmiÅŸ olan her ÅŸeyin tanımlı bir öznenin tasarısı olduÄŸunu zanneden zihinler, bugün ortaya çıkmış olan neticenin daha en baÅŸta Mustafa Kemal'in tasavvurunda ÅŸekillenmiÅŸ olduÄŸunu iddia ediyorlar. Öyle olmadığına dair sayısız iÅŸaret var. Ama iÅŸaretler de lazım deÄŸil, çünkü hayat fabrika deÄŸil ve hayatta iÅŸler fabrikadaki gibi yürümez. Yani beÅŸ yıl sonra yapacaklarınızı ÅŸimdiden ÅŸekillendiremezsiniz. BeÅŸ yılda siz de, hayalleriniz de, ÅŸartlara göre muazzam biçimde deÄŸiÅŸirsiniz. Aslında fabrikalarda bile beÅŸ yıl uzun bir süredir ya, ÅŸimdilik oraya girmeyelim. Hayat, koreografı olmayan bir danstır. Birbirinin adımına adım uydurmaya çalışan sayısız dansçı vardır. Birinci Meclis de o dönemin önemli bir dansçısıydı. Milli Mücadele'nin olmuÅŸ olduÄŸu gibi olmasında müthiÅŸ etkisi oldu. Yani, eÄŸer Meclis açık tutulmasaydı, Milli Mücadele baÅŸarılamazdı. Meclis'in kompozisyonu baÅŸka türlü olsaydı, Milli Mücadele'nin seyri de baÅŸka türlü olurdu.
Mustafa Kemal'i övdüklerini zannedenler, Meclis'in vermesini istediÄŸi kararı önceden tayin edip sonra da ustalıkla yönettiÄŸi, istediÄŸi kararı çıkardığı oturumları maharet gibi gösteriyorlar. Maharet Meclis'in sizin istediÄŸiniz kararı vermesini saÄŸlamak deÄŸil, bir Meclis'i çalıştırabilmektedir. Mustafa Kemal'in mahareti de buradadır.
Okullarımız akla ziyan bir iÅŸtahla cehalet imal edip duruyor. Özellikle gençler, en baÅŸtan beri İslamiyet ile Milli Mücadele arasında bir kan davası olduÄŸunu zannediyorlar. Karineleri ne? Cumhuriyet rejiminin çok sonra dindarlarla kavgaya tutuÅŸmuÅŸ olması. Hatırlatmak lazım: Milli Mücadele'yi yapan o Meclis sapına kadar Müslüman'dı. Sonradan Ankara'da toplanıp Birinci Meclis unvanını alacak olan son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nın seçildiÄŸi seçimlerde, Anadolu'da, Milliciler seçimlere öyle yoÄŸun müdahale etmiÅŸlerdi ki, Hürriyet ve İtilaf Fırkası seçimleri boykot etmiÅŸti. Sonradan vatan haini ilan edilen Hürriyet ve İtilafçıların çoÄŸu, Millicilerin seçtirdiÄŸi mebuslar kadar dindar deÄŸillerdi.
O Meclis'i kıymetli kılan, mebusların hepsinin Müslüman olması deÄŸildi, bana kalsa, keÅŸke gayrimüslimlerin temsilcileri de olabilseydi. Hepsinin aynı düÅŸünüyor olması da deÄŸildi. Aksine, birçoÄŸunun kendisinin düÅŸüncesi olabilmesi, daha önemlisi, bu düÅŸüncelerini cesaretle söyleyebilmeleri idi. Muhtemelen yakın tarihin en çok birlik ve beraberlik gerektiren günleriydi. Ama birlik ve beraberlik ihtiyacı ile monotonluk ihtiyacı arasında bir fark olduÄŸunun farkındaymışlar gibi görünüyor. Birlik ve beraberlik içindeydiler ve lakin saatler süren tartışmalarda saç saça, baÅŸ baÅŸa kavga etmekten de geri kalmadılar.
O Meclis hakkında beni en çok ÅŸaşırtan hususa gelince... Önemli bir bölümü Anadolu'nun taÅŸrasından gelmiÅŸ üyelerin hatırı sayılır bir bölümünün dünya ahvali hakkındaki dudak ısırtacak bir bilgi birikimine, derin bir kavrayışa sahip oldukları anlaşılıyor. Tahsilleri kıttı. Ama neler olup bitmekte olduÄŸunu, daha içinde yaÅŸarken, pekala kavramışlardı. Yani insan ister istemez merak ediyor, bugün neden benzer vasıflara sahip bir heyeti bir araya getiremiyoruz. Siyasetin içler acısı halinden kurtulması ümidiyle her seçimde daha uzun süre okumuÅŸ insanları seçiyoruz. Daha çok yabancı dil bilen milletvekili giriyor Meclis'e. Parlak, baÅŸarılı bürokratları, memurları milletvekili yapıyoruz. Meclisimiz'in kalitesi daha da düÅŸüyor. Bırakın dünya ahvalini, memleketin ahvalinden bihaber, yukarıdan gelen direktiflere itiraz edemeyen bir yığın haline geliyor Meclisimiz. Kalite standartlarımızda mı bir kusur var acaba?

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3