AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2009-04-28
Dünün çok okunanlarından biri; 'Öğrencisine tecavüz eden öğretmeni, kendi kızı yakalattı' haberi maalesef.
Antalya'da, 56 yaşında bir emekli öğretmen, ders verdiği ilköğretim öğrencisi bir kıza tecavüz edip, görüntülerini kayda almış. Sonra da bu görüntülerle öğrencisini tehdit ederek, iki yıl boyunca taciz ve tecavüze devam etmiş.
Evli ve iki çocuklu öğretmenin kızı ise, tesadüf eseri bu görüntüleri izleyince, durumu polise ihbar etmiş ve babasını yakalatmış. Sözün bittiği yer...
Öncesi ise kan dondurucu: Görüntüleri izleyen kız, durumu annesine haber veriyor. Fakat erkek kardeş ve anne, düşünüp taşınıp olayı gizlemeye karar veriyor. Bu arada erkek kardeş de, atama bekleyen bir öğretmen adayı... Alın size orijinal bir 'Üç Maymun'. Filmin aksine, bu hikayeden temiz çıkmayı başarabilen biri var ne mutlu ki. Babayı polise ihbar eden o mağrur genç kız...
Vicdanı ve erdemi uğruna ailesini kaybetmeyi göze alan... Evi terk edip yakınlarının yanına sığınan... Genç yaşında, dimdik ve bir başına durmayı göze alan bu cesur kıza teşekkür borçluyuz hepimiz.
Umarım hayat, asaletinin mükafatıyla taçlandırır onu...
***
Anne ve erkek kardeşi, yargısız infaz etmek değil niyetim. Üstelik hepimiz biliyoruz ki, böylesi yıkıcı hikayelerde geleneksel olarak, 'kol kırılır yen içinde kalır' maalesef...
Ama Allah aşkına, çocuk tecavüzcüsü emekli öğretmen bir koca / baba... Dahası, o korkunç suç ortaklığıyla yaşamak daha mı kolay, temiz bir sayfa açmaktan?
Monica, Carla'ya neden HAYIR dedi?
Carla Bruni 'Bayan Sarkozy' olduğundan beri gına geldi bu aşktan. Tanıştıkları gece birbirlerini baştan çıkartan diyalogların yer aldığı kitaptan tutun, Nicolas Sarkozy'nin cinsel performansını artırmak için tutulan seks öğretmenine, mafya babasının parasıyla yapılan 'Pasifik tatili'ne (ben demiyorum, Meksika hükümeti diyor)... Anlaşılan reklamın her türlüsü mubah bu Fransız aşıklara!
Son olarak film var gündemde. Eski İtalyan yeni Fransız, eski top model yeni 'first lady' Carla'nın hayatı film olacak. Ve ilk olarak İtalyan dilber Monica Bellucci'ye teklif edildi başrol... Peki, Monica ne cevap verdi?
'Asıl benim hayatımın filmi yapılmalı' dedi ve Carla Bruni olmayı reddetti!
Cazibesi, Carla Sarkozy'ye bin basan Monica Bellucci'ye de bu yakışırdı. Helal kız sana...
'Bugün var yarın yok cici bir his' mi AŞK?
Tam da Aşk'ı aldığım gün bir arkadaşım arayıp, 'Elif Şafak'ı okudun mu? Müthiş! Aşmış artık bu kadın' deyince, hafta sonu çantama girecek kitap belli oldu.
Çok değil, birkaç on sayfa devirince görülüyor ki; 'dur iki sayfacık daha okuyayım... dur şu paragrafı da bitireyim' diye hevesleneceğiniz, elinizden düşüremeyeceğiniz bir roman, Elif Şafak'ın Aşk'ı. Üstelik bir değil, iki roman birden okuyorsunuz aynı anda. Çünkü hem romanı hem de roman kahramanının okuduğu romanı iç içe yazmış Elif Şafak, bu kitapta. İşte tadına bakmanız için küçük bir parça size, Aşk'tan...
***
(...) En nihayetinde bir sabah bir de baktım, göz kamaştıran bir pembelik boy vermiş karların arasından. İncecik, şiir gibi latif bir kardelen... Kalbim ilham ve saadetle doldu. Hızla zaviyeye dönerken yolda kızıl saçlı çömeze rastladım. Neşeyle el salladım. Delikanlı aylardır beni suskun ve suratsız görmeye o kadar alışmış olmalı ki, ağzı bir karış açık kaldı.
'Gülsene oğul' diye seslendim. 'Cemre düştü, bahar yakındır, görmez misin?'
(Elif Şafak, Aşk)