AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-04-28

kategori2

Obama'ya çakma modası

Türkiye'de ortalık 'Obama' diye yıkılır, Meclis'teki tarihi konuşmasının üzerine olumlu, olumsuz türlü yorum yapılırken... International Herald Tribune'de bir ilan gözüme çarptı.
İlanda, iki erkek çocuğunun yüzlerinin birleştirilmesinden oluşan bir portre kullanılmıştı. Siyah beyaz fotoğraftaki çocuğun altında '1915, Anadolu' yazılıydı. Yüzün diğer yarısı ise Sudanlı bir çocuğa aitti ve '2009, Darfur' ibaresi yer alıyordu.
Buranm buram lobi kokan ilanda, ABD Başkanı Obama'ya seçimden önce 'soykırımı tanıma' konusundaki sözü hatırlatılıyor ve Türkiye'deki konuşmasında konuyu 'yuvarlaması'na fena halde içerleniyordu. Dev puntolarla 'Sözünü tut Obama' diye haykırıyordu ilan.
Anlayacağınız bizim milliyetçi kanat, 'Meclis çatısının altında nasıl olur da Ermeni konusunu Kızılderili olayıyla, kölelikle karşılaştırır' diye isyan ederken, Ermeni milliyetçileri de durumdan hoşnut değil.
Her iki tepkinin de aynı kapıya çıktığına inanıyorum, o da çözümsüzlük. Ermeni konusunu tartışıp, her iki taraf da kendi hesaplaşmasını yapmadıkça varolan sorunlar ve düşmanlıklar, böyle sürüp gidecek... Ancak 'yeninin de yenisi' bir dünya düzeninin kurulduğu, 'değişim' kelimesinin bu kadar çok tekrarlandığı şu günlerde, dünya ülkeleriyle aynı 'fotoğraf karesi'nde yer almak isteyen bir Türkiye'nin kaybedecek zamanı yok.

DEĞİŞİM CHP'DE BİLE BAŞLADI
Obama'ya seçim kazandıran 'değişim' sloganına ve sempatik tavırlarına rağmen pek çok Türk, Amerika'nın kendi emperyalist hesaplarına göre hareket etmeyi sürdüreceğine inanıyor. Mikrofonu eline alan, tabiri caizse 'Obama'ya çakmayı' tercih ediyor. Kolay ve alışılmış olan bu çünkü. Ama gerçekten bir şeylerin değişeceğine inanmak ve bu yolda kendince de olsa çaba harcamak, işin zor yanı.   
İşin garibi, Obama'nın o çok tartışılan Meclis konuşmasını kaleme alan Jon Favreau 1981 doğumlu. Yemin töreni konuşmasını da yazan Favreau'yu, Obama'nın konuşma direktörü olarak atanması, değişime dair önemli bir işaret. (Türkiye'de hangi siyasetçi, sırf iyi yazar olduğu için 27 yaşındaki bir gence görev verir?)     
Bugün, Kemal Kılıçdaroğlu gibi laiklerin gözünde kahramanlaşan bir Türk siyasetçi de kendi partisinde 'değişim' için şartları zorluyor. 'Değişim' vurgusunun altında gençleşme, yeni fikirlere açık olma, Türkiye'yi daha çağdaş, daha refah seviyelere taşıma ve gerginliklere son verme hayali yatıyor...  Çok mu kötü?

Fransa'da mevsimlerden Türkiye!
Sarkozy'nin Türkiye'nin AB üyeliğine taş koyduğu şu günlerde, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) ve CulturesFrance, 'Fransa'da Türk Mevsimi' dönemini başlatıyor.   1 Temmuz'da başlayacak ve 2010 yılının mart ayına kadar sürecek etkinliklerde, Türkiye'nin kültür ve sanat alanlarındaki üretimi Fransa'nın dört bir yanına yayılacak çeşitli etkinliklerle tanıtılacak. 'Mevsim', gastronomi, sergiler, fikir tartışmaları, sinema gibi faaliyetlerle sınırlı değil. İki ülke şirketlerini temasa geçiren etkinliklerle, ekonomik açıdan zengin bir gündem var. Üstelik Türkiye ve Fransa'nın Dışişleri ve Kültür Bakanlıkları, Fransız belediyeleri projeye tam destek veriyor.
'Kendimizi tanıtamıyoruz' diye hayıflanan işadamı ve girişimciler için harika bir fırsat. İsteyen herkes projeye destek olabilir, ucundan tutup ülkemizle ilgili yalan yanlış algıların silinmesinde katkı sağlayabilir. Kendi çabamızla kendi değişimimizi yaratalım dediğim, işte böyle adımlar atmaktan geçiyor.