AKŞAM GAZETESİ | Alaattin Metin | 2009-04-28
Boks maçlarını sevmem, hatta spor olarak bile görmem. Ama ringde birbirinin ağzını burnunu dağıtan iki boksörün, maç bitince kanlar içinde birbirlerine sarılmasını hayranlıkla seyrederim.
Galatasaray ve Fenerbahçeli futbolcular pazar gecesi mutlak anlamda futbol oynamaktan başka ne yaptı? Kavga mı ettiler? Etsinler. Kavga zaten futbolun olmazsa olmazıdır.
Sokakta taştan kaleler kurup futbol oynarken hiç mi kavga etmediniz? Halı sahada baklavasına maç yaparken hiç mi yumruklaşmadınız?
Maç gergin mi geçti? Geçsin. Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki o gerginlik olmasa zaten derbinin ne anlamı olurdu?
Futbol erkek oyunudur, beğenmeyenler gitsin tenis maçı seyretsin.
Kime rezil olmuşuz?
Cumartesi günü Roma-Lazio maçında 4 kırmızı kart çıktı. Kim rezil oldu? Partizan-Kızılyıldız maçında stadı yaktılar. Kim rezil oldu?
Dünyanın neresine gidersiniz gidin, derbide futbol maçında olay çıkar kardeşim.
Bu yüzden kavga eden o futbolcular, yine futbolun sınırları içinde cezalandırılmalı. Yoksa birileri istiyor diye linç edilmesinler, çarmıha gerilmesinler.
Son 24 Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde kaç kart çıktı biliyor musunuz? Tam 21 kırmızı 140 da sarı.
Tersten düşünelim: Pazar gecesi maçta kavga çıkmadı. Maç 0-0 bitti ya da Fenerbahçe ya da Galatasaray kazandı. Maç bitince televizyonlarda ne konuşulacak, gazeteler ne yazacaktı? Ağızlarının suyu akarak kendisinde ahlak dersi verme cüretini görenler neyden nemalanacaktı?
Galatasaray-Fenerbahçe maçında futbolcular arasında çıkan olayların hepsi futbolun bir parçasıdır.
Sadece tribünde yaşanan olayları kabullenemem, sahaya kendini bilmezin birinin girmesini onaylamam. Futbolcular arasında ne yaşanırsa yaşansın, ama tribünde terör olmasın. Rantçılar, çeteler bu işten temizlensin, o ayrı konu.
Sadece Emre Aşık, Lugano, Arda ve Semih'in maçtan sonra kameraların karşısına geçip boks maçlarındaki gibi birbirlerine sarılmasını isterdim. Bunu da saha dışında yaptılar.
Parayı peşin alırsa
Geldiği günden beri Galatasaray'da Lincoln tartışılıyor. Oynasa da, oynamasa da, idmana çıksa da, çıkmasa da olay adam.. Hangi başkan, hangi antrenör gelse, Lincoln hep kriz..
Her yerde de bu futbolcu konuşuluyor.
Galatasaray-Fenerbahçe maçından önce futbolun kulağı delik duayenleri ile sohbet ederken, bir ara konu Lincoln'e geldi, kitlendi..
'Oynamaz kardeşim, oynasa da kafasına göre oynar' diyince saçlarım diken diken oldu. Şaşırdığımı gören kişi, 'Sen bilmiyor musun?' diyerek konuşmaya başladı..
Galatasaray'ın etkili yöneticileri Papermon'da anlatmışlar.
Demişler ki, 'Adam Ekim ayında, sezon başlamadan parasını peşin cebine koyuyor. Avrupalı, profesyonel, parasını aldığına göre, kafasına bir şeyi takmıyor..'
Sormuşlar, 'Ne kadar alıyor?' diye..
Galatasaraylı yöneticiler, 'İlk iki yıl 3,5 milyon eurodan 7 milyon euro aldı.. Şimdi yılda 2,5 milyon euro alıyor..'
Peki bonservisine ne kadar verilmiş?
O da 10 milyon euroymuş..
İşini böyle sağlama bağlayan parasını sezon başı alan bir oyuncu sizde olsa ne yaparsınız? Bu şartlarda başka bir kulüp bulamayacağına göre, sözleşmesi bitene kadar sineye çekersin..
Böyle bir sözleşme yapılır mı derseniz, bende size Lincoln'ün geldiği günü hatırlatırım..
O günleri bir düşünün..
Bir yıldız kayıyor
Tuncay İngiltere'ye gittikten sonra Arda Türk futbolunda herkesin sevdiği, oğlum dediği, ailesinden bir parça gibi gördüğü oyuncuydu..
Sempatikti, can yakındı.
Ama son bir senede hırcınlaşarak, yaptığı hatalarla kızılan, nefret edilen oyuncular arasına girdi..
Yanlız Galatasaraylılar değil, Arda'ya herkes sahip çıkmalı.. Bu genci kazanmak için futbolda seferberlik ilan edilmeli.. En önemlisi de arkasından, 'Aslansın, kaplansın' diye gaz verenlere değil, hatalarını yüzüne karşı söyleyenlere itibar etmeli..
Oturup yaptığı yanlışları bulmalı.. Milyon dolarlar kazandığı mesleğinde daha yukarılara çıkmak, eski sevilen Arda olmak için biraz para harcayıp, bilimsel destek almalı..
'Devre dışı' sözünün şifreleri
Galatasaray Kulübü Başkanının 'İki büyük takımı ligden düşürmek için çok iyi bir tezgah kurulmuş' sözü, 'Her sene şampiyonluk yarışında canı acıyan böyle konuşur' diye hafife alınmamalı. Hukuk Kurulu'na sevk etmek yerine, devlet ciddi araştırmalı. Aynı şekilde Sivas başkanının da 'Bizi şampiyon yapmayacaklar gibi geliyor' sözü de en ince noktasına kadar irdelenmeli..
Futbolun kapsama alanının dışına çıkan bu tür söylemler ortamı geriyor.
Ne demek tezgah?
Kim kurmuş?
Polat'ın konuşmasını birçok kişi şöyle yorumluyor:
1. Şampiyonluk yarışından koptular, kılıf hazırlıyorlar.
2. Futbol Federasyonu'nu düşürmek için yeni hamleler yapılıyor.
3. Şampiyonluk yarışında Fenerbahçe ile Galatasaray'ın İnönü Stadı'nda Beşiktaş ile maçları var. Futbolcuları dörder maç ceza alırsa, eksik kadro ile oynama endişeleri.
4. Üç büyük külüp arasındaki amansız rekabetin yarattığı hırcınlık ile 'Biz olamıyorsak, o da olmasın' havası..
Hangisi doğru, kararı siz verin...
Küfüre de böyle hassas olalım
Türkiye'nen en büyük sorunu küfürdür. Futbolun marka değerini de sahadaki hırçınlıklar değil, tribünlerdeki çirkinlikler düşürüyor..
Çevrenize bakın, aileniz ile konuşun.. Yüzlerce, binlerce kişi tribün teröründen statlara gitmiyor. Baba çocuğu ile tuttuğu takımın maçına gitmek istiyor. Evde kalan annesinin o gün yüreği güm güm ediyor. Neden!
Ya kavga çıkarsa, eşime, çocuğuma birşey olursa korkusundan..
Devletin, federasyonun, kulüplerin birinci yapacağı iş, trübün terörünü, küfürü önlemektir.
Sakın bana kimse, kültürümüzde var, kulüpler bedava bilet veriyor demesin.
Vermeyenler de var. Verenlerinde üzerine gidersin, kanunları, yönetmenlikleri en ağır şekilde uygularsın.. Bak ondan sonra oluyor mu!
Avrupa'da statlarda tel örgü yok. Niye kimse sahaya atlamıyor. Çünkü biliyor ki atlarsa cezası ağır. Bizde ise idare edicilik.
Sorun burada..
G.Saray gelemedi Kupa Kadıköy'e geldi
Fenerbahçe'nin Şükrü Saracoğlu stadında oynanacak olan UEFA Kupası finalini kazanacak takımın alacağı kupa Kadıköy'e geldi.
Pazartesi günü ben gördüm. Hatta yanında Şampiyonlar Ligi kupası da vardı.. İki kupayı yan yana görenlerin merakını en çok UEFA Kupası çekti.. Hatıra resmi çektirenlerin çoğu şöyle dedi:
'Galatasaray UEFA finali için Saracoğlu'na gelemedi.. Ama Kupa Kadıköy'e geldi..'
Hatta bazıları telefonları ile kupanın resmini çekerek Galatasaraylı dostlarına bile gönderdi..