AKŞAM GAZETESİ | Bülent Yavuz | 2009-04-28
Haftaya elle oynamalar damga vurdu. Kitaba göre elle oynamanın cezası direkt serbest vuruştur. Ancak rakibin avantajını kesiyor veya engelliyorsa yanına bir de sarı kart ilave ediliyor. Daha bitmedi. Eğer elle oynayarak bariz bir gol şansını da engelliyorsanız onun karşılığı da kırmızı karttır. Kaleye girmekte olan bir topu elle oynayarak gol olmasını engellerseniz onun da karşılığı kırmızı karttır. Daha bir sürü ayrıntısı var. Şayet bir oyuncu hakemi aldatarak eliyle gol atmaya kalkarsa veya eliyle düzeltip kafasıyla, ayağıyla gol atarsa veya eliyle arkadaşına pas verip gol yapmasını sağlarsa bunun karşılığı da sarı karttır. Tabii ki bütün bu pozisyonlarda yorumu yapacak olan hakemdir. Beşiktaş-Bursa maçında İbrahim Toraman, iki sarı kart gördü. İlk kartta top kaleye gitmesin diye eliyle oynuyor yani rakibin avantajını kesiyor. İkincisinde ise ceza alanı içerisinde eliyle oynayarak gol atmaya çalışıyor veya eliyle arkadaşına pas vermeye çalışıyor.
Diyelim ki hakem görmedi. Ve o ele çarpan top gol oldu. Veya o elle oynanan top gitti İbrahim Toraman'ın arkadaşına pas oldu. O da vurdu gol yaptı. Bırakın elle gol atmayı, bu hakemi aldatmaya yönelik bir hareket değil midir? Hakem doğru yorumla ikinci sarı kartını göstererek İbrahim'i oyundan attı. Gelelim Delgado'nun şutunda Ömer Erdoğan'ın elle oynamasına; O da tıpkı İbrahim Toraman'ın birinci sarı kartındaki oynama gibi. Hakem bu defa penaltıyı vermeliydi. Ve akabinde de Ömer Erdoğan'a sarı kartı göstermeliydi.
Geriye altı hafta kaldı. Bu altı haftada elle oynamaların can yakmasını istemiyorsanız, dersinize iyi çalışınız. Sahi Silivri'de ne iş yaparsınız?
Suat Aslanboğa (Ankaraspor-Fenerbahçe)
Birinci devrenin en popüler hakemiydi. Dernek seçimleri nedeniyle MHK tarafından cezalandırıldı. Tam on hafta maç yönetemedi. Uzun aradan sonra Ankaraspor-Fenerbahçe maçında görev aldı. Zaman zaman bocalasa da neticeye tesir eden hata yapmadı. Biraz tedirgin, özellikle de disiplin uygulamalarında tutarsızdı.
Bünyamin Gezer (Konya-Sivas)
Zor müsabakayı tereddütlere mahal bırakmadan bitirdi. Ancak her zamanki Bünyamin Gezer performansı yoktu. Disiplin uygulamalarında acemi hakem gibiydi. Cihan, eliyle aldı göremedi. Sonra Konya kalecisi Cihan'ı ceza alanı içerisinde düşürdü onu da görmezliğe geldi. Belli ki aklı 'el'de almıştı.
M.Kamil Abitoğlu (Trabzon-G.Birliği)
Hakemliğini ön plana çıkarmadı. Futbolcular oynadı, Abitoğlu seyretti. Kendisine ihtiyaç duyulduğu anda ortaya çıktı ve hep doğru düdükler çaldı. İkinci gole ofsayt itirazları var, bu onun işi değil yardımcısının işiydi.
Hüseyin Göcek (İBB-Galatasaray)
İkinci devre bir türlü toparlanamadı. Kritik kararlarda pek doğruyu bulamıyor. Özgüveni kaybolmuş gibi. Oysa hakemlik için ne ararsan var. Bebbe önce eliyle alıyor sonra kaleci Sanctis'in altında kalıyor. Göcek; ya eli vereceksin, ya penaltıyı..
Deniz Çoban(Beşiktaş-Bursa)
Futbol adına keyif alınan maçta hakem Çoban, çok kritik kararlar verdi. İbrahim Toraman'ın iki sarı kartı da doğru. Bobo'ya penaltı yok, sarı kart yerinde. Gökhan Zan, Koreli oyuncunun üzerine düşüyor. Burada da penaltı yok. Ama Delgado'nun şutunda Ömer Erdoğan, ceza alanı içerisinde eliyle oynuyor. Tıpkı İbrahim Toraman'ın ilk sarı kartında olduğu gibi. Hakem burada yanlış yaptı. Penaltıyı verse 'Cuk diye otururdu' buna rağmen hakem çok beğenildi. Çünkü haftalardır, hakem hatalarıyla ortalık çalkalanırken Deniz Çoban, İnönü Stadı'nda adaletin kılıcı gibiydi.
Antalya-Kayseri maçında Halis Özkahya, Ankaragücü-Eskişehir maçında Tolga Özkalfa, Gaziantep-Hacettepe maçında Abdullah Yılmaz sınıfı geçecek yönetim sergilediler. Denizli-Kocaeli maçında ise hakem Aytekin Durmaz, verdiği kararlarla saç-baş yoldurttu.