AKŞAM GAZETESİ | Bülent Yavuz | 2009-04-28

kategori2

Ya Göçek, ya Özkahya!

Sezon neredeyse bitmek üzere. Hemen hemen her hafta, hakem hataları gündemi oluşturuyordu. Eline kalemini alan ve ağzı olan herkes, hakemlerle ilgili olarak, yazıyor, çiziyor ve fütursuzca konuşuyordu.
Haklı yanları yok muydu? Elbette fazlaca vardı. Turkcell Süper Ligi'nde görev yapan hakemler, hiçbir sezon bu kadar kötü olmamışlardı. Gerek hakem atamaları, gerekse lüzumsuz inatlaşmalar, Türk hakemliğine ciddi zararlar verdi.
MHK, birçok icatlar peşinde koştu. Hakemini maça hazırlayacağına, kafasını karıştırdı. Erken hakem açıklamaları... Genç ve tecrübesiz hakemlerin, risk derecesi yüksek maçlara verilmesi.. Ve fahiş hata yapan hakemlerin inatla, arka arkaya görevlendirilmesi, kötü olmanın belli başlı sebepleriydi.
Hele hele son haftalarda hakemi kampa almak gibi anlamsız, bir o kadar de gereksiz uygulama, kötü icraatın son halkasıydı. Hakemleri götürüyorsunuz, lüks otelin ortasına koyuyorsunuz. Otelin sakinleri, görevlileri var. İstanbul yakın, bütün medya orada. Yetmedi, başta Federasyon Başkanı olmak üzere, yönetim kurulu üyeleri yanıbaşlarında. Bir de eğitimciler var. Neymiş, 'Hakemi maça hazırlıyoruz.' Hadi canım sende..!

KİMSE HAKEM DEMEDİ!
Kötü gidişat, bu haftayla derin bir nefes aldı. Önemli maçlar oynandı. Çok şükür ki, neticeye tesir eden hakem hataları gündeme oturmadı. Şampiyonluk için mücadele edenler, puan kaybetti. Küme düşmemeye oynayanlar, daha da kötü duruma düştüler. Ama hiçbiri hakem demedi.
İşte buna çok şükür diyorum ve geri kalan 5 haftanın da böyle geçmesini diliyorum. Önümüzde Beşiktaş-F.Bahçe derbisi var. Gerçi, derbi derbilikten çıkmış. Bizim büyükler (Beşiktaş hariç), dökülüyor. Bu maçı kim mi yönetir? Favorim Halis Özkahya, plase Hüseyin Göçek..

KORAY GENCERLER          (F.BAHÇE-ANKARAGÜCÜ)
Fenerbahçe açısından prestij, Ankaragücü cephesinden ise son derece önemli bir maç. Ve gencecik, pırıl pırıl bir hakem. Bu maça atanması soru işaretlerini de beraberinde getirmişti. Koray, yönetimiyle hem parmak ısırttı, hem de şüpheleri yok etti. Verdiği penaltı, Jaba'nın artistik düşüşünün eseri. Genç hakemi fena yanıltmış.

CÜNEYT ÇAKIR (SİVAS-TRABZON)
Cüneyt adına çok sevindiğim bir maçtı. Sıfıra yakın hata ile maçı bitirdi. Böyle bir yönetime ve morale ihtiyacı vardı. Egemen'in elle oynaması, söz konusu değil. Trabzon'un attığı ve sayılmayan golü ise ofsayttı.

DENİZ ÇOBAN                          (GALATASARAY-ANKARASPOR):
Tatsız-tuzsuz ve seyircisiz maçta hakem Çoban'a da fazla iş düşmedi. Maçı kartsız tamamlama çabasına bir anlam veremedim. Herkesin duyabileceği bir şekilde teknik direktör ile konuşması da şık değildi. Galatasaray'ın golünden önce aut-korner tartışması var. Bunun günahı da sevabı da yardımcı hakeme ait. Bana göre aut olmalıydı.

SELÇUK DERELİ                     (ESKİŞEHİRSPOR-BEŞİKTAŞ):
Haftanın en önemli maçında hakem Dereli, hayatının 90 dakikasını çıkarttı. Kora kor mücadelede kontrollü, pozisyonlara yakın, doğru karar yüzdesi de yüksekti. Yardımcılarıyla iyi anlaştı. Beşiktaş'ın ilk golü, bunun derslik örneğiydi. Youla ile Engin, birbirleriyle dalaştı. Dereli araya çabuk girdi. Bu ilişkide sarı da çıkardı, kırmızı da. Tıpkı, rakip oyunculara verildiği gibi. Eskişehirli Serdar, Rüştü'nün kafasına gereksiz ve de anlamsız bir şekilde tekme atıyor. Hakem ben olsam, kırmızı kart gösterirdim.

GENELDE HEPSİ İYİYDİ
Hacettepe-İstanbul BŞ Belediye maçında Yunus Yıldırım, misafir takımın başkanı başta olmak üzere, herkesin tepkisini çekti. Bünyamin Gezer, Bursa-Denizli maçında, Suat Aslanboğa, G.Birliği-G.Antep karşılaşmasında, M.Kamil Abitoğlu Kayseri-Kocaeli müsabakasında ve Tolga Özkalfa Kocaeli-Antalya 90 dakikasında göze batacak hata yapmadılar.