Bizim lise, kuruluÅŸunun 125'inci yılını tüm seneye yayılmış etkinliklerle kutluyor. Bu çerçevede İstanbul Erkek Lisesi Vakfı, Mezunlar DerneÄŸi ve okul yönetimi iÅŸbirliÄŸi içinde öÄŸrencileri Ankara'ya Ata'nın huzuruna götürüyorlar. Bir gazetede bir veli (gazete ne hikmetse adını vermiyor) çocuÄŸunun zorla götürüldüÄŸünü ve gezinin kasten Türkan Saylan'la Mehmet Haberal için Anıtkabir'de düzenlenecek destekleme etkinliklerine denk getirildiÄŸini iddia ediyor. Gazete konuyu diÄŸer kaynaklardan araÅŸtırmadan 'İstanbul Erkek Lisesi öÄŸrencileri, okul yönetimi tarafından zorla Anıtkabir'e götürülüyor' baÅŸlığıyla velinin aÄŸzından gazeteye koyuyor. Önce Vakfın avukatı yazıyor gazeteye. Tık yok... Ardından Vakıf ve Dernek baÅŸkanları ortak imza ile bir açıklama gönderiyorlar. Yine tık yok gazeteden... Aradan 6 gün geçiyor; 24 Nisan'da 'Bunu temizlemek Genel Yayın Müdürü'ne düÅŸer' diye bir yazı yazıyorum. (İnternetten bulup okumanızı tavsiye ederim)... Genel Yayın Müdürü'nün eli 27 Nisan'da, yani o gazetede, kasıtlı olduÄŸu algısı yaratan, yalan yanlış bilgiye dayalı haber çıktıktan 9 gün sonra kaleme gidiyor. Aralara siyah harflerle kendi görüÅŸlerimi de ekleyerek aÅŸağıya alıyorum:
'Gazeteleri doÄŸru okumanın yolu yayın mutfağını; yani yazı iÅŸlerini anlamaktan geçer. (Okur, yüz binlerce İstanbul Erkek Lisesi camiası mensubu, mutfağı anlamak zorunda deÄŸildir. İzlediÄŸimiz filmlerin setinde neler yaÅŸandığını bilmek zorunda olmadığımız gibi.)
O yol doÄŸru bilinmeli ki herhangi bir hata söz konusu olduÄŸunda düzeltme ÅŸekilleri de ortaya çıksın. (Düzeltme ÅŸeklini bulmak hatayı yapana ittir. Medya beni dilediÄŸi gibi maÄŸdur edecek. Ancak ben onu anlayıp düzeltme ÅŸekillerini bulacağım... Anlamak zor.)
Bu iÅŸin dünyada en geliÅŸmiÅŸ ÅŸekli ÅŸudur: Gazetelerin düzeltme bölümleri (corrections) vardır ve bir haberle ilgili açıklama yapmak ya da düzeltme yapmak isteyenler o bölümün editörüne müracaat eder. (Bu iÅŸin dünyada geliÅŸmiÅŸ ÅŸekli ÅŸudur: Gazeteler sosyopatların oyununa gelip, tek yanlı ÅŸuursuz suçlamaları sayfalarına koymazlar. Koyarlarsa da anında özür dilerler.)
Gazete yayın yöneticileri de bu bölüme çok önem vermek zorundadır. (İşte bu doÄŸru.) Bu açıklamayı ÅŸunun için yapıyorum: İletiÅŸimciliÄŸine cidden inandığım bir yazar, bir habere binaen çok ağır bir yazı kaleme aldı. 'Yuh ki ne yuh' diyerek bizde çıkan bir haberden ÅŸahsımı sorumlu tutuyordu. (Haberin üzerinden onca gün geçmesine, o kadar açıklama gönderilmiÅŸ olmasına raÄŸmen, gazetenin reaksiyon vermemesinden kimi sorumlu tutmalıydık?)
Haber, 14. sayfada yayınlanmış, gece baskısında yer almış. Bu tip haberlerin her birisinin genel yayın yönetmeninin denetiminden geçmesi düÅŸünülemez. (Gazetelerde gece sorumlusu, denen bir zat vardır. Genel Yayın Müdürü'nün tüm yetkisi ile donatılmıştır. Onun adına denetimi o yapar.)
MesleÄŸe yeni baÅŸlamış bir muhabirimiz gece kendisine ulaÅŸan öÄŸrenci velisinin 'Bizi zorla Ankara'ya götürüyorlar' demesi üzerine bunu haber yapmış. Gece yarısı okul yöneticileri aranmamış, haberin çapraz kontrolü yapılmamış. Sonra bu bilgiye bazı veliler ve okul yöneticileri karşı çıkmış. Demek ki haber aceleye gelmiÅŸ ve bilgi eksikliÄŸi ortaya çıkmış. (Dünya standardı ne diyor: O zaman haberi bekletir. Ertesi gün tarafların görüÅŸünü alır öyle yayınlarsın. Haberi yazan mesleÄŸe yeni baÅŸlamış olabilir. Gece sorumlusu da yeni baÅŸlamış?..)
Dünyada nasıl iÅŸliyor sistem? (Yalan yanlış, gazetenin itibarını batıracak haberlerin gazeteye sızmasını engelleyecek sistemleri kurmak ÅŸeklinde iÅŸliyor.)
İtiraz edenler bir metin hazırlıyor ve bu bilgi düzeltme bölümünde neÅŸrediliyor. Dünyanın en saygın gazeteleri bile bunu büyük bir sorumluluk duygusu içinde yerine getiriyor.
Biliyor musunuz; Türk basınında hep aynı sütunu açıklama ve düzeltmeye ayıran tek gazeteyiz. (Tebrikler.) Hakaret etmeden yapılan her düzeltme, Yorum sayfamızdaki açıklama bölümünde yer alıyor. Bahsi geçen konu da orada yayınlanacak. (İnÅŸallah... 10 gün geçti henüz bir ÅŸey yok da...)
GörüldüÄŸü gibi bu tip durumlarda bir kiÅŸiyi hedef yapıp yuh çekmeye gerek yok. (Benim yazıdan söz etmiyorlar herhalde. Çünkü ben kimseye deÄŸil, olaya yuh (!) dedim... Olay bence hala yuhluk...)
Üstelik iletiÅŸimci bir büyüÄŸümüze ÅŸunu sorma hakkımız da var sanırım: Diyelim ki genç bir muhabir karşı tarafa sormadan bir haber yaptı, editör de eksik haberi yayınlayarak hata etti; konuyu muhatabınıza sormadan ayıplayıcı yazı yazmak da benzer bir davranış biçimi sayılmaz mı?' (Sayılır... Ancak aradan daha kaç gün geçmesi gerekirdi acaba?)
Her neyse... Karşılıklı saygı kadar güzel ve insani bir ÅŸey olmaz; o da ancak sorumluluk ile geliÅŸtirilebiliyor. (Kesinlikle katılıyorum).'
Biz kendisinin adını vererek yazmıştık. O bizim adımızı kullanmadan cevap vermiÅŸ. Koskoca genel yayın müdüründen daha mı iyi bileceÄŸiz? Biz de onun adını kullanmadan görüÅŸlerimizi ilettik...
Sadece rencide olmuÅŸ bir İstanbul Erkek Liseli olarak deÄŸil kendilerinin teveccühle ifadesiyle 'iletiÅŸimci büyüÄŸü' olarak sayın Genel Yayın Müdürü kardeÅŸimize tavsiyemizi yineleyelim: 1. Hala camianın kalbini kazanmak üzere atılmış bir adım yok. 2. Vakıf, Dernek ve okul yönetiminin gönderdiÄŸi açıklamanın yayınlanmasıyla yetinmek gazetenin ve yönetiminin krizini çözmez. 3. En önemlisi, Sayın Genel Yayın Müdürü'nün bu tür fahiÅŸ hataların yinelenmesini nasıl engelleyeceÄŸini, onurunu kırdığı camiaya anlatması yerinde olacaktır...
Bir önceki yazımızın son cümlesini yineleyelim: 'Åžimdi bizim camia sevgili Genel Yayın Müdürü'nden özür bekliyor. En azından tek kaynak olarak ne idüÄŸü belirsiz bir velinin 'hezeyanlarıyla' deÄŸil akılsızca suçlanan Okul, Vakıf ve Dernek yöneticileriyle yapılacak bir dizi söyleÅŸiyle gerçeÄŸin ortaya çıkarılmasına hizmet etmesini...'