AKŞAM | EGITIM | 05 MAYIS 2009, SALI

Üniversiteleri taban puanlarına göre kıyaslamak gerçekçi mi?

Her sene ÖSS yaklaştıkça adaylar ve aileleri üniversite ve bölüm tercihleri konusunda dikkat kesiliyorlar. 'Hangi üniversite, hangi meslek?' arayışı içinde herkes kendi kafasına göre bir değerlendirme ve sıralama yapıyor. Peki bu noktada dikkate alınan taban puanlar ne kadar sağlıklı bir karşılaştırma sağlıyor?

TERCİH PİLOTU-BURAK KILANÇ

Üniversiteleri, fakülteleri, bölümleri kısacası yüksek-öğretim kurumlarını ve alt birimlerini kıyaslamak ve sıralamak sadece ülkemizde değil, tüm ülkelerde sıkça gündeme gelen bir konu. Bu konuda ülkemizin çok ileri bir düzeyde olduğunu söylemek mümkün değil. Kıyaslama konusunda en yetkili kurum olan YÖK tarafından yapılan ve ara sıra detayları kamuoyu ile paylaşılan performans değerlendirmeleri ve sıralamalar dışında, bağımsız kuruluşlar tarafından yapılan ve yayınlanan değerlendirmeler yok. Oysa, uluslararası platformda yükseköğretim kurumları arasında kıyaslama olanağı sunan 'The Times, Higher Education Supplement', 'Shanghai Jiao Tong' vb lig tabloları, her ne kadar geçerlilikleri tartışılıyor olsa da, dünyadaki tüm üniversiteler tarafından takip edilyor ve stratejik ve taktik kararlarının verilmesinde dikkate alınıyor. Ülkemizde, üniversitelerin sıralamasını sistematik olarak yapan bir kurum olmamakla birlikte, kamuoyu bu konuda boş durmuyor. Özellikle üniversite tercihi yapacak adaylar ve aileleri arasında, çok dillendirilmese de, üniversitelerle ilgili bir itibar sıralaması bulunuyor.

Kamuoyu kendi sıralamasını yapıyor


Esas olarak üniversitelerin performansını gösteren ölçütler üç gruba ayrılıyor. Bunlar 1. giriş ölçütleri, 2. işleyiş ölçütleri ve 3. çıktı ölçütleri. Giriş ölçütlerinin temelinde o üniversiteye yerleşen öğrencilerin niteliğini gösteren ölçütler ilk akla gelenleri. Bu konuda özellikle üniversite adaylarının ve rehber öğretmenlerin dikkate aldığı belki de tek kriter, o bölümün ÖSS'de oluşan taban puanı. Bölümün taban puanı ne kadar yüksekse itibarı da o kadar yüksek oluyor. Bu değerlendirme, çok genel anlamda doğru olarak kabul edilebilirse de, dikate alınması gereken birkaç önemli nokta var.

Kamuoyunun yanılgıya düştüğü noktalardan biri, 'bir bölümü ne kadar çok kişi tercih ediyorsa, puanı o kadar yüksek olur' düşüncesi. Bu düşünceyi şöyle de dillendirilebiliriz: 'Bu bölümün taban puanı yüksek, o zaman burayı geçen sene çok kişi tercih etmiş'. Ancak, geçmiş ÖSYS verileri üzerinde yaptığımız detaylı araştırmalar, bunun doğru olmadığını gösteriyor. Bir önceki sene oluşan taban puanları ÖSS Tercih Kılavuzu'nda inceleyen adaylar, ancak kendi puan ve başarı sıralarına yakın bölümleri gözlerine kestiriyorlar. Somut bir örnek vermek gerekirse, başarı sırası 120 bin olan bir aday, bir önceki sene son kişi olarak 1523. kişinin yerleştiği bir bölüme tercih listesinde yer vermiyor. Bu nedenle, önceki senelerde taban puanı yüksek olan bölümleri tercih edenlerin sayısı düşük oluyor. Hal böyle olunca insan düşünmeden edemiyor: Tercih kılavuzlarında bölümlerin bir önceki yıl oluşan taban puanları ve başarı sıraları açıklanmıyor olsaydı, acaba Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ gibi taban puanı yüksek üniversiteler bu yerlerini koruyabilirler miydi?


Kontenjan Sayılarını Dikkate Almak Lazım

Bölümleri taban puanlarına göre sıralarken dikkatten kaçan bir diğer faktör bölümlerin kontenjan sayıları. Hukuk fakültelerinden örnek vererek bu konuya dikkat çekmek istiyoruz. Kontenjanı 25 olan Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile kontejanı 820 olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Faükltesi'ni taban başarı sıralarına bakarak karşılaştırmak ne kadar doğru olabilir ? Yoksa Galatasaray Hukuk'a giren 25. kişi ile İstanbul Hukuk'a giren 25. kişiyi ÖSS başarısı açısından kıyaslamak mı doğrusu? Bu konuda yaptığımız değerlendirmenin sonuçlarını bu sayfadaki tablolarda görebilirsiniz. Devlet üniversitelerindeki kontenjanlar büyük farklılık gösteriyor. Akdeniz, Çukurova ve Atatürk üniversitelerinin hukuk kontenjanları 21 iken İstanbul Üniversitesi'nin kontenjanının 820 olduğunu görüyoruz. Hukuk Fakültelerini ortak bir platformda değerledirebilmek için genel kontenjandan yerleşen adayları dikkate alarak (okul birincisi ve engelli kontenjanından yerleşenler dışında) bu fakültelere 19. sırada yerleşen adayları kıyaslamanın uygun olacağını belirledik. Bir başka deyişle, Galatasaray Üniversitesi'ne 19. sırada yerleşen aday ile İstanbul Üniversitesi'ne 19. sırada yerleşen adayı karşılaştırmak kıyaslama açısından anlamlı. Tablolardan anlaşılacağı üzere, bu şekilde yapılan değerlendirme farklı bir sıralama ortaya koyuyor. Örneğin Marmara Üniversitesi'nin ikinci öğretim Hukuk Programı taban başarı sırasına göre 14. sırada iken, ortak platformda değerlendirilince 9. sıraya yükseliyor. Devlet üniversitelerindeki Hukuk Fakülteleri arasında en büyük sıçramayı ise Selçuk Üniversitesi'nin yaptığını görüyoruz...


Hacettepe Galatasaray'ı, Yıldız Marmara'yı geçiyor...

Bilgisayar Mühendisliği programlarını incelediğimizde de bazı yer değişikliklerinin olduğu anlaşılıyor. Bunlar arasında en ilgi çekenleri, Hacettepe'nin Galatasaray Üniversitesi'ni, Yıldız'ın Marmara İngilizce Bilgisayar Mühendisliğini geçiyor olması. Ege Üniversitesi'nin, hem Ankara hem de Gazi Üniversitesi'ni geçerek 8. sıraya yükselmesi de dikkat çekici bir diğer istatistik.

Yükseköğretimin geleceği için hassasiyet gerekiyor

2010'da hayata geçecek yeni sınav sistemi ile ilgili detayları sizlerle bu sayfalarda daha önce paylaşmıştık. 2010 sisteminin getireceği önemli yeniliklerden biri, puan türlerindeki artış. Hatırlayacak ve örnekleyecek olursak, şu anda SAY1 ve SAY2 diye andığımız puan türleri MF olarak adlandırılacak ve içeriğindeki derslerin ağırlıkları değişecek şekilde bir çok MF puanı oluşacak. Söz gelimi, içinde biyoloji ve kimya ağırlığı fazla olan MF-1 ile tıp fakültelerine girilecek, matematik ve geometri ağırlığı fazla olan MF-2 ile mimarlık bölümlerine yerleşilecek. Şu anda kaç tane MF puanı oluşacağını bilmiyoruz. Aynı şey TM, TS ve DİL puanları için de geçerli. YÖK, puan içeriklerinin belirlenmesi amacıyla, beklendiği ve olması gerektiği üzere üniversitelere görüş soruyor. Üniversitelerden beklenen, bölümlerine yerleşecek adaylardan bekledikleri ders başarısını belirleyerek YÖK'e bildirmeleri. Bu sormaca sürecinin ardından, YÖK üniversitelerden toplanacak tüm görüşleri değerlendirerek her bölüm (İnşaat Mühendisliği, İşletme, Türk Dili ve Edebiyatı vb) için bir puan türü oluşturacak. Bu puan türlerinin içeriği, önümüzdeki yıllarda sınava girecek adayların yaşamlarını kökünden etkileyecek, lise ve dershanelerin müfredatlarını şekillendirecek, üniversite hocalarının karşısına gelen lise mezunlarından akademik beklentilerini karşılanıp karşılanmamasını belirleyecek. Yani bu iş önemli bir iş. Bu işin hakkıyla yapılması gerekiyor. Bu işi 'yapmış olmak için' yapmak ülkenin yükseköğretim geleceğini önemsememek olur.


  • Diğer Haberler

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3