AKŞAM | GUNCEL | 08 MAYIS 2009, CUMA
Bugünkü duruşmada Ergenekon ile Danıştay davasının birleştirilip birleştirilmeyeceğinin karara bağlanması bekleniyor. Duruşmada söz alan Veli Küçük kendisine suikast düzenlendiğini ancak oğlunun öldüğünü açıkladı.
İSTANBUL - ''Ergenekon'' davasının 83. duruşmasına başlandı. Danıştay saldırısı ile Ergenekon davasının birleştirilmesi konusunda karar vermesi beklenen 13. Ağır Ceza mahkemesinde bu amaçla Muzaffer Tekin, Oktay Yıldırım ve Mehmet Demirtaş sorgulandı.
Veli Küçük'ün Malatya'daki Zirve Yayınevi davasını yürüten savcı tarafından şüpheli olarak ifadesinin alındığı Küçük tarafından dile getirildi. Veli Küçük ifadesine devamla "Bana suikast düzenlediler ancak oğlumu öldürdüler" diyerek önemli açıklamalar yapmaya başladı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen davanın bugünkü duruşmasına, Erkut Ersoy, Muhammet Yüce ve Mete Yalazangil dışındaki tutuklu 33 sanık katıldı. Tutuksuz sanık Güler Kömürcü de duruşmada hazır bulundu.
Daha önce savunmaları alınan ve sorguları yapılan tutuklu sanıklardan Oktay Yıldırım, Mehmet Demirtaş ve Muzaffer Tekin'e Mahkeme Başkanı Köksal Şengün ve üye hakimler tarafından, aralarında Danıştay saldırısının da bulunduğu çeşitli konularda yeniden sorular yöneltildi.
"OSMAN YILDIRIM'I HAYATIMDA GÖRMEDİM"
Savunmaları sırasındaki bazı açıklamalarına yönelik sorular yöneltilen tutuklu sanıklardan Muzaffer Tekin, Osman Yıldırım'ı tanıyıp tanımadığı sorusuna, ''Hayatımda görmedim'' cevabını verdi.
SALDIRI GÜNÜ 64 MESAJI NEREYE ÇEKTİN?
Tekin, mahkeme heyetinin, ''Danıştay saldırısının öncesinde sabaha karşı saat 01.00-01.50 arasında telefonundan 64 mesaj çekilmesinin nedenini sorması'' üzerine, bunun arkadaşından gelen ve hoşuna giden bir mesaj olduğunu, bu nedenle tanıdıklarına bu mesajı gönderdiğini söyledi.
Mesajın içeriğini tam hatırlayamadığını, ancak ''yine mor dağlara bulut çöküyor, o dağlarda kalanlar bilir'' şeklinde ifadeler bulunduğunu, kendisi de asker kökenli olduğu için bu ifadelerin hoşuna gittiğini anlatan Tekin, ''Ben de ne kadar aynı görüşte olduğum insan varsa bu mesajı gönderdim. Danıştay saldırısının bir gece öncesine gelmesi ise bir tesadüf olmuştur'' diye konuştu.
İBRAHİM ŞAHİN ADINI TUZLA PİYADE OKULUNDA DUYDUM
Muzaffer Tekin, Özel Harekat Dairesi Eski Başkanvekili İbrahim Şahin'le bağlantısına yönelik de Tekin, Şahin'in ismini Tuzla Piyade Okulu'nda Özel Harekat Kursunda eğitim alanlardan biri olarak tanıdığı bir teğmenden duyduğunu, aynı dönemde Hüseyin Kocadağ'ın da burada eğitim aldığını bildiğini belirterek, daha sonra 1999 yılında bir arkadaşının vesilesiyle şahsen de tanıştığını bildirdi. Tekin, ''Vatansever bir insandır. Ölene kadar arkasında olacağım'' dedi.
Mahkeme Başkanı Köksal Şengün'ün, ''Neden sizin büronuza geldi?'' sorusuna da, ''Aynı düşüncede olanlar bir olmak istiyorlar. Murat Karayılan mı gelecekti efendim?'' yanıtını verdi.
ALPARSLAN ARSLAN'I 1.5 YIL ÖNCEDEN TANIRIM
Tekin, Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Aslan'ı tanıyıp tanımadığı yönündeki soruya karşılık Tekin, ''Ben Alparslan Aslan'ı Danıştay saldırısından 1,5 yıl önce görmüştüm en son. Büromun olduğu handa hukuk bürosu vardı. Saldırıyı duyduğumda 'acaba bu avukat Alparslan, o avukat mı bir arıyayım' dedim. Daha sonra bunu söylediğim kardeşim, 'iyi ki aramamışsın' dedi'' ifadesini kullandı.
OKTAY YILDIRIM'A DETAY SORGU
Tutuklu sanıklardan Oktay Yıldırım da bilgisayarından elde edilen bir dosyada Muzaffer Tekin'den neden ''Albay'' diye bahsettiği yönündeki soruya ilişkin, Tekin'den asla albay diye bahsetmeyeceğini, kendisinden gıyabında ''Muzaffer Paşa'' diye söz ettiğini, yüz yüze görüşmelerinde de ''komutanım'' dediğini söyledi.
Kuvayı Milliye 1919 Derneği ile bağlantısının sorulması üzerine Yıldırım, derneğin düzenlediği, iddianameye de konu olan pikniğe gittiğini, bu piknikte ''Türkiyeli'' adlı bir derginin çıkarılmasıyla ilgili görüşüldüğünü, ancak bu derneğe herhangi bir üyeliğinin bulunmadığını öne sürdü.
DİNK CİNAYETİNİN AMACI ULUSALCILIĞI VE MİLLİYETÇİLİĞİ YOK ETMEK
Yıldırım, bir yazısında geçen, ''Yeni operasyonlar gelebilir'' ifadesinin sorulması üzerine de, Hrant Dink cinayetini işleyenlerin esas amacının ''Dink'i değil Türkiye'deki ulusalcılığı ve milliyetçiliği yok etmek'' olduğunu savunarak, ''Hrant Dink'i öldürdüler. Karşı görüşten de birini de öldürüp iki grubu sokaklara dökebilirler, karşı karşıya getirebilirler şeklinde bir projeksiyon yazısıydı o yazı'' diye konuştu.
Tutuklu sanıklardan Mehmet Demirtaş da Ümraniye'deki bir evde bombaların bulunduğu gün niye güvenlik güçlerinin kendisini aradığı ve sorguladığına ilişkin yöneltilen soruları yanıtladı. Demirtaş, bu evin kendisinin 3 yıl önce ikamet ettiği bir ev olduğunu ve bazı resmi evrakların ve mektupların hala bu eve geldiğini söyledi.
VELİ KÜÇÜK'E MALATYA ZİRVE YAYINEVİ KATLİAMI SORGUSU
''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Veli Küçük, Malatya'daki Zirve Yayınevi'ndeki olaya ilişkin, 6 Mayıs çarşamba günü şüpheli olarak Silivri'de ifade verdiğini bildirdi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada söz alan tutuklu sanık Veli Küçük, Mersin'de cezaevinde bulunan birinin adı ''Abdullah'' olan iki kişinin, Taraf gazetesine gönderdikleri elektronik posta ile, ''Malatya'daki Zirve Yayınevi katliamının tertipçisi veya azmettiricisi, Veli Küçük'tür'' iddiasında bulunduklarını ileri sürdü.
Taraf gazetesinin de bu mesajı, Malatya Cumhuriyet Savcılığına gönderdiğini ifade eden Veli Küçük, ''Malatya da, Silivri savcılığına göndermiş. Malatya'daki Zirve Yayınevi katliamı nedeniyle çarşamba günü şüpheli olarak Silivri'de ifade verdim. Zirve Yayınevi'nin şu anda şüphelisiyim'' diye konuştu.
"BANA SUİKAST DÜZENLENDİ, OĞLUM ÖLDÜRÜLDÜ"
Ergenekon davası kapsamında ifade veren emekli Tuğgeneral Veli Küçük, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Küçük, "Bana suikast düzenlendi ama oğlum öldürüldü" dedi. Veli Küçük ABD Büyükelçisi Edelman'ın kendisiyle görüşmek istediğini ancak bu talebi geri çevirdiğini de iddia etti.
Öte yandan, mahkeme heyetinin bugün, Danıştay saldırısı davasının ''Ergenekon'' davası ile birleştirilmesine yönelik görüşünü açıklaması bekleniyor.
BOMBALARIN FOTOĞRAFLARI MAHKEMEDE
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin talebi doğrultusunda, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünden gelen ve dava dosyasına konulan yazıda, Ümraniye'de ele geçirilen 27 adet el bombasıyla ilgili olay yeri inceleme raporunda belirtilen kamera ve fotoğraf görüntülerinin istenildiği belirtildi.
Yazıda, Ümraniye Asayiş Büro Amirliği Olay Yeri İnceleme görevlilerince, gecekonduda ''2007-R-461'' rapor numarası ile çekilen 38 adet fotoğraf ve 7 dakika 32 saniyeden oluşan kamera görüntülerinin CD'ye aktarıldığı belirtiliyor.
MKE YAPIMI TAPA VE FÜNYE
El bombalarına ilişkin fotoğraflarda, malzemelerin bulunduğu iddia edilen eski ahşap sandık da yer alıyor. Fotoğraflarda, el bombalarının yanında MKE yapımı tapa ve fünye de görülüyor. Görüntülerde ise el bombalarının seri ve kafile numaraları dikkati çekiyor. (AA)