Anayasa değişikliği planları, yerel seçimlerin ardından Türkiye'nin önce 'gizli', ardından 'aleni gündem maddesi' haline geldi.
Başkentin son 10 gündeki, kabine değişimiyle birlikte bir numaralı tartışma konusu, 'Anayasa değişir mi, iktidarla muhalefet bu konuda uzlaşmaya varabilir mi?' sorusu...
Pek çok madde sıralanıyor ama gerçekte iki düğüm söz konusu: 'Parti kapatmaları zorlaştırılabilir mi, Anayasa Mahkemesi'nin yapısı değiştirilebilir mi?'
Olayın bir hukuki boyutu var, bir de siyasi.
'Reel politik dengeleri', hele 29 Mart sonrası 'siyasetin psikolojisi' bu değişikliklere geçit verir mi?
Cuma günü Yargıtay'daydım, anayasa değişikliği hakkında ciddi çekinceleri var. Bir rapor hazırlayıp, Adalet Bakanlığı'na göndermişler, itirazlarını kayda geçirmişler. Zaten şikayetçi oldukları, yargı bağımsızlığından daha da geriye gidilmesinden endişe ediyorlar. Nitekim sürpriz biçimde üç gün önce Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la görüştü. Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş gününde, başkanın odasındaki sohbette de Gerçeker özellikle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı tanınması düşüncesine itirazını seslendirmiş.
Yargıtay bir taraftan da kendi bünyesinde Anayasa Komisyonu kurmuş, detaylı çalışma yapıyorlar.
Danıştay'ın da yeni anayasa çalışmalarına mesafeli durduğu, kuşkuyla yaklaştığı malum. Burada Anayasa Mahkemesi'nin tavrı belirleyici olacak.
Yüce Mahkeme'nin yapısının değiştirilmesi, üye sayısının artırılması ve bir miktar üyenin Meclis tarafından seçilmesi planlanıyor.
Bu ve benzeri değişiklikler için Anayasa Mahkemesi ne diyecek? Burası kritik.
Zira, türbanla ilgili düzenlemede Mahkeme'nin verdiği karar, aslında her türlü anayasa değişikliğinin yüce Mahkeme tarafından denetlenmesinin yolunu açmıştı.
'Siyasetin oyun alanını' ciddi manada daraltsa da hukuki manzara böyle. Yani Meclis anayasa değişikliğini onaylasa dahi, son noktada Mahkeme'ye yapılacak bir başvuru ile konu heyetin önüne gelecek.
Bahçelİ'nİn
'Üçüncü Yol'u
Son derece demokratik bir tutum takınarak, 22 Temmuz sonrası siyasi kaos ihtimalini ortadan kaldıran ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde Parlamento'daki oturumlara katılan MHP lideri Dr. Devlet Bahçeli yeni anayasa değişikliği için yaklaşımını net olarak kamuoyuna duyurdu.
Bahçeli, partisinin anayasa değişikliği çalışmalarına katkı vermesi için öncelikle AKP, CHP ve DTP arasında uzlaşma sağlanmasını istedi.
Bahçeli, aynı konuyla ilgili, siyasi kulislerin diğer sıcak tartışması Cumhurbaşkanı Gül'ün görev süresi için 'Gül için süre beş yıl, aday olursa bir defa daha seçilebilir' dedi. Parlamento için ise yorumu 'Meclis dört yıllığına seçildi' oldu.
Bahçeli, partisi için 'AKP ile her konuda anlaşıyorlar, destek veriyorlar' eleştirilerinden rahatsız.
Gerçekten bu suçlama MHP'ye haksızlık. Bahçeli, uzunca bir zamandır AKP-CHP arasında sıkışan siyasete ve gerginlikten bunalan kitlelere 'üçüncü bir yol', 'yeni bir alternatif' sunma gayretinde. Uzlaşmacı ve barışçıl bir strateji izliyor. 'Ciddi bir siyaset oyunu' kurguluyor. Türkiye'nin hassas döneminde kışkırtıcılıktan uzak, yapıcı muhalefet sergilemeye özen gösteriyor.
29 Mart seçimlerinde MHP'nin adayları arasında çok sayıda merkez sağ ismin olduğu gözlerden kaçıyor.
Bahçeli kurultay döneminde parti teşkilatını ve politikalarını da 'merkez siyasete göre' dizayn ediyor.
Baykal katkI
vermeyecek
Bahçeli'nin açıklamaları anayasa değişikliğini neredeyse imkansız bir şarta bağlıyor. AKP-CHP ve DTP arasında bir uzlaşma mümkün olabilir mi acaba?
CHP kapıyı en baştan kapattı. AKP'ye karşı derin bir güvensizlik duyuyorlar. Anayasa değişikliğine hiçbir şekilde yanaşmayacak gibiler. Ne var ki bu, o kadar kolay ifade edilecek siyasal tavır değil.
Cuma akşamı Habertürk'teki canlı yayında, Muharrem Sarıkaya 'Son bir dakikamız, anayasa değişikliğinde ne yapacaksınız?' diye sorunca Baykal, 'Buna bir dakikada yanıt veremeyiz. Sen bizim tek kelimeyle ne diyeceğimizden emin olabilirsin ama bu öyle bir konu değil' demişti.
CHP'nin anayasa değişikliği konusunda isteği var ama çekinceleri de...
'Yokuz' demek zor, 'varız' demek de. Sonuçta topa hiç girmeyecekler, tribündeler.
Peki iktidar ne yapmak istiyor?
'Mucize gibi görünse de şanslarını denemek istiyorlar. Olmazsa seçmene gidip, bakın uğraştık' diyecekler.
Keşke geniş bir uzlaşma ile anayasa değişse...
Ama bir yandan düşünüyorum, toplumlar belli sorunları yasalarla, anayasalarla değil de kolektif zihniyetleriyle aşarlar. 28 Şubatlar, askeri darbeler, parti kapatmalar ve gericilik tartışmaları gibi...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.