AKŞAM GAZETESİ | Ali Ulusoy | 2009-05-08
'Milliyetçi' kavramı ile 'yurtsever' kavramı Batı'da farklı algılanıyor. 'Nationalist' terimiyle ifade edilen 'milliyetçi' terimi, bir ülkedeki farklı ve azınlığa mensup etnik kimliklerin o ülke dışına çıkarılmasını hatta kovulmasını; eğer bir ülkenin belli bir bölgesinde çoğunluğu oluşturan ayrı bir etnik grup varsa da o bölgenin o ülkeden ayrı bir devlet olarak ayrılmasını savunan kimseyi ifade ediyor. Fransa'daki Le Pen'in Front National, Belçika'daki Vlaamsblok, İtalya'daki Kuzey Ligi siyasi hareketleri bu anlamdaki bir 'milliyetçiliği' esas alıyor. Bu partiler artık farklı etnik kimlikte olanların yok edilmelerini, 'sabun yapılmalarını' savunmuyor. Ama ülkelerine sonradan gelip yerleşmiş yabancıların geri gönderilmelerini; ayrı etnik kimlikteki bölgelerin ise bağımsız devlet olarak kendilerinden kopmalarını, yani 'def olup gitmelerini!' savunuyor. Aslında modern ve daha 'soft' bir 'ırkçılık' yapıyorlar.
'Patriot' olarak ifade edilen 'yurtsever' veya 'vatansever' ise, etnik kökene özel bir önem atfetmeden, her zaman ve her konuda ülkesinin ve milletinin menfaatlerini gözeten ve ülkede kültürel bazı esas alan bir 'bütünlüğü' savunan kimse anlamında kullanılıyor. Avrupa'daki merkez sağ partiler genellikle bu paralelde politikalar izliyor.
Yukarıda tanımladığım anlamdaki siyasi oluşumlar hemen tüm Avrupa hatta diğer Batı ülkelerinde moda haline gelmiş durumda. Artık modern anlamda 'milliyetçilik' denildiğinde bu tür 'soft ırkçı' politikalar akla geliyor.
Türkiyeye baktığımızda MHP dahil kendisini 'milliyetçi' olarak tarif eden partilerin dahi aslında yukarıdaki anlamda 'milliyetçi' olmayıp, 'yurtsever' oldukları görülüyor. Siyasi performanslarını beğenelim beğenmeyelim. Ama MHP'yi 'ırkçı' veya yukarıdaki anlamda 'soft ırkçı' bir parti olarak nitelemek yanlış hatta insafsızlık olur.
O halde Türkiye'de Avrupai anlamda 'milliyetçi' bir parti veya siyasi oluşum bulunmuyor. Ya da 'henüz' bulunmuyor.
Açık konuşalım. İki gün sonra son derece prezantabl ve ağzı iyi laf yapan biri çıksa ve bir parti kursa. 'Yeter artık! Yetti bu kadar şehit!' dese. 'Güneydoğu'ya hem yüz milyarlarca dolar para akıtıyoruz. Hem de sürekli evlatlarımızı şehit veriyoruz. Bırakalım o bölgeyi, ne halleri varsa görsünler! Batı'daki yandaşlarını da yanlarına gönderelim. Herkes kendi yoluna gitsin. Biz de böylece daha zengin bir ülke olarak rahatça AB'ye gireriz!' dese...
Sanki hiç de az taraftar toplamaz gibi. Ne dersiniz?
Şehitler çoğaldıkça, son yerel seçimlerde görüldüğü gibi devletin o bölgeye 'para akıtmak' ve 'din kardeşliğine oynamak'tan ibaret politikasının iflas ettiği iyice anlaşıldıkça ülkede bu tür siyasi oluşumların ortaya çıkması ne kadar geciktirilebilir?
Artık insanların 'kafasına vura vura' asimile edilmesi devri bittiğine göre, kafalarında ayrı bir millet olma bilinci oluşan insanlarla, artık o insanlarla arasına derin bir 'kimlik' mesafesi koymuş diğer insanları nasıl bir arada tutabileceksiniz?