AKŞAM GAZETESİ | Burhan Ayeri | 2009-05-08

kategori2

Bu sözü, senet kabul ediyoruz

Dünkü Akşam'ın birinci sayfasında önemli bir söyleşi okuduk. İsmail Küçükkaya-Deniz Güçer ikilisi, Devlet Bahçeli'nin ağzından bağlayıcı sözlerini aktardılar. MHP Genel Başkanı 'Abdullah Gül'ün görev süresi 5 yıldır. Parlamento da 4 yılda bir yenilenir' diyerek değişiklik istemlerine cevabını verdi. Bahçeli'nin sözünün arkasında duracağından eminiz. Aksi halde, ekranlara çıkıp 'MHP'ye verdiğim oy haram olsun' diyen Erman Toroğlu'ların sayısı, bu partiyi barajaltına çekecek kadar artacaktır.
 
Tüm uluslararası yasalara göre 'Dinlemeler delil kabul edilemez'. Yani, ses kayıtları suç unsuru olamaz. İster BM'ye, ister Adalet Divanı'na gidin, aynı cevabı alırsınız. Anayasa Mahkemesi'nin, Başkanı gibi 'Hukukçu olmayan' İkinci Başkanı Osman Paksüt, Türkiye'deki uygulamayı 'Kahpelik, sinsilik, kalleşçe' diye nitelendirdi. Teferruata gerek yoktu. 'Hukuk dışıdır. Hiçbir mahkeme bunlara göre karar veremez' yorumu yeterli idi.

Öncelikle iyi bir CarrefourSA müşterisi olduğumuzu yazalım. Bunda, gazeteye geliş-gidiş güzergahımızın etkisi var. 16. Yıllarını reklam kampanyası ve özel etkinliklerle kutluyorlar. Bu işlerden memnunuz, ancak bitmeyen sorunları var. Büyük torba almak tesadüflere bağlı. Bazı ürünleri bulamıyorsunuz. En büyük arızaları ise indirimlerin cebe yansımaması. En taze örneği vermek istiyoruz. 11 Mayıs'a kadar süreceği ilan edilen açık bulgurun fiyatı köftelik ve pilavlık olarak 1.45 lira. Güvercinlerden kumrulara, serçelerden kargalara bunları veriyoruz. Haftada ortalama 80 kilo sarf ediyoruz. Nerede ucuz bulursak oradan almaktayız.

Uyum'da 1.39'a, -Bizden ucuzunu bulun 10 katını geri verelim diyenler okusun- Kiler'de kapalı ambalaj 1.69'a satılırken, ayak alışkanlığı Beylükdüzü'ndeki adrese girdik. İnce bulgurda 1.45 etiketi vardı. Pilavlığın üstü boş. '20 tane ikilik' deyince, hemen alttan 1.99 yazan kağıt parçasını çıkarıp, cama yapıştırdılar. '28 Nisan-11 Mayıs arası' broşürünü uzattık. Okudular, sustular. Bir süre sonra şef olduğunu iddia ettikleri biri geldi. 'Onda baskı hatası var' dedi. Güldük. Fikir değiştirdi, 'Arkadaşlar size öbürünün fiyatından verecekler' şeklinde konuşup gitti.

Çalışanlardan biri anında kayboldu. Kalan, rastgele doldurmaya başladı. Sonunda da '20 Paketten fazlası olmaz' diyerek ambargoyu koydu. 'Şerrine lanet', servis arabasına aktardığımız torbaların ağırlıkları 1.730 ile 2.400 gram arasındaydı. Kasa fişinde kilosunun kaça olduğu yazılmadı. Sadece toplam fiyat vardı. Gramaj ve kilo tutarı yoktu. Belki de yine 1.99'dan ödettiler. Mısır Çarşısı'ndaki tezgahtarları, bunların eğiticisi yapmak lazım. Onların, tarttıkları gram oynamaz. Eğer CarrefourSA'dan arayan yetkili olursa, 'Diğer kötü örnekleri' de sıralayabiliriz -Kasiyerlerinin bir kısmının Demirperde tarzı muameleleri dahil-. Neyse biz yine 16. Yıllarını kutlayalım. Sembol kızlarını Mehmet Ali Erbil, adımıza öpsün. Ne de olsa, yolumuzun üstündeler...

Koskoca gecede en önemli yayın CNNTÜRK'teydi. Fazıl Say'ın ÇYDD yararına konserini beğendik.

Var mısın Yok musun'u da sevdik. Cem Yılmaz'ın önce güldürüp, sonra 500 bin liralık kutuyu açtırması dışında heyecanlı yayın oldu. Sonuçta 'Şirin' Deniz 75 bin liraya sevindi.

TRT, bu kez, kötü bir yarışma başlattı. 'Liselerarası Genç Mikrofon' için, 'Basit bir okul etkinliği' lafı ciddi kalır. Hele oylama işkencesi, izleyiciyi bayılttı. Sunucu Hakan Yılmaz'a da ünlü müzik adamı 'Nevit Kodallı'yı iyi öğrenmesini öneriyoruz.

'Anında Görüntü Show'da bizden söz edilmesini kaçırmadık. Osmantan Erkır ve arkadaşlarının övgülerine teşekkür ediyoruz.