AKŞAM | SIYASET | 11 MAYIS 2009, PAZARTESİ
Danıştay Başkanı Birden, 'Anayasayı değiştirme yetkisi keyfi ve sınırsız değildir' dedi. Gül'ün katıldığı törende Birden, cumhurbaşkanının yargıya ilişkin yetkilerini de eleştirdi. Birden, Anayasa Mahkemesi üyelerinin 'siyasal çoğunlukça' seçilmesi önerisine de karşı çıktı
Danıştay'ın kuruluşunun 141'inci yıldönümü töreninde konuşan Danıştay Başkanı Mustafa Birden, anayasa değişikliği konusunda endişelerini dile getirdi. Birden şu mesajları verdi:
LAİKLİK EROZYONA UĞRAYAMAZ: Anayasal metinlerin oluşum süreci toplumun tüm kesimlerinin iradelerini yansıtmalıdır. Değişiklik çalışmalarının her evresinin kamuoyuna açık olması demokrat ve çoğulcu bir anayasa için ön koşuldur. Anayasayı değiştirme yetkisi, keyfi ve sınırsız bir yetki değildir. Cumhuriyetimizin özü ve ulusal yaşamımızın temeli olan laiklik ilkesini, laik eğitim kurallarını dolaylı dahi olsa erozyona uğratacak hiçbir düzenlemenin koruma ve himaye görmesi söz konusu değildir.
KAYGILIYIZ: Halk oylaması süreci devam ederken metin değişikliği yoluna gidilmesi, değişikliklerin bir kısmının Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, görevdeki cumhurbaşkanı ve meclisin görev süresi hususlarının hukuki tartışmalara açık bulunması, gündemdeki anayasa değişikliği çalışmaları konusundaki kaygıların ne derece haklı olduğunun en bariz göstergeleridir.
CUMHURBAŞKANININ YARGISAL YETKİLERİ SINIRLANDIRILMALI: Cumhurbaşkanının yargı erkine ilişkin görev ve yetkileri sınırlandırılmalıdır. Danıştay ve Yargıtay'a üye seçme yetkisi bu kurumlara bırakılmalıdır.
YÜCE DİVAN GÖREVİ YARGITAY VE DANIŞTAY'A VERİLMELİ: Adalet Bakanı ve Müsteşarı'nın HSYK'de yer almalarına son verilmelidir. Adalet Bakanlığı'na bağlı teftiş kurulu HSYK'ye bağlanmalıdır. Yüce Divan görevi Yargıtay ve Danıştay'ın oluşturacağı bir kurula verilmelidir. HSYK kararları yargı denetimine açılmalıdır.
BİREYSEL BAŞVURUYU DOĞRU BULMUYORUZ: Temel hak ve özgürlüklerin korunmasında, yegane başvurulacak yol, anayasa şikayeti olmadığı gibi; tek yetkili yargı yeri de Anayasa Mahkemesi değildir. İçeriği ortaya konulmamış anayasa şikayeti yöntemi önerisini doğru bulmuyoruz.
ÜYE SAYISININ ARTMASI SAKINCALI: Anayasa Mahkemesinin kadrosunun genişletilmesi mahkemeye üye seçimini yapacak organ ve makam konusunu gündeme getirecek, bu da zaten var olan yüksek mahkemenin kuvvetler ayrılığı ilkesine uygun yapılanması sorununu büyütecektir.
SİYASAL ÇOĞUNLUKLA YARGI OLUŞTURULMAZ: Yargı organlarının oluşumunda yasama ve yürütme erklerinin rolünün arttırılması yargı bağımsızlığını zedeler. Yasama, yürütme ve yargının meşruiyetlerinde ortak ölçüt, milli irade kavramı ile özdeşleştirilmeye çalışılan siyasal çoğunluk olamaz. Böyle bir düşünce, yargıyı siyasal tercihler doğrultusunda şekillendirir.
DEVLET HUKUKUN ÜZERİNDE DEĞİL: Devlet adına yetki kullananların, kendilerini hukukun üzerinde görmemeleri gerekir. Yargı bağımsızlığının önündeki en büyük tehlike yargının siyasallaşmasıdır.
HUKUKA AYKIRI DELİL KULLANMAYALIM: Yargıç ve savcılarımız her türlü baskıdan uzak kalmalıdır. Savcılar soruşturmalarını, masuniyet (dokunulmazlık) ve suçsuzluk karinelerine azami ölçüde riayet ederek yapmalı ve hukuka aykırı yolla elde edilen delilleri kullanmamalıdır.