Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

Dünyanın su sorunu!

Dünyanın büyük akarsularından bir bölümü artık denizlere ulaşamıyor. Pek çok şehirde su kısıtlaması var. Kuraklık dönemleri ve seller giderek uç noktalara erişiyor. Diğer taraftan toprak erozyonu ve yeraltı sularının atık su ile kirletilmesi kullanılabilir su haznelerinin küçülmesine sebep oluyor. Bu sorunlar yeni politikalar üretilmesine sebep oluyor. Suyun ziyan edilmeden kullanılması doğal olarak harcanan suyun etkin fiyatlandırılmasıyla mümkün. Ancak bu uygulama siyaseten olanaksızlıklarla karşılaşıyor. Değişik bir seçenek su kullanım haklarının alım-satım sisteminin uygulanması mı?
Su sorununun temel küresel sebepleri var: Nüfus artışı, iklim değişikliği, şehirleşme ve de özellikle insanların yemek alışkanlıklarının değişmesi. İnsanlar 21. yüzyılda daha fazla et yeme alışkanlığına sahip oluyorlar. Bir kilo sebze üretmek için 2.000 litre su gerekirken, bir kilo et üretmek için 15.000 litre su gerekiyor. 2025 yılına kadar dünyaya gelecek iki milyar insanın beslenmesi için çiftçiler % 60 daha fazla su kullanmak zorunda olacaklar.
Küresel olarak bakıldığında dünyada su sıkıntısı olmaması gerekli. İnsanlar, yağmur ve kar olarak yağan suyu ancak % 10'unu kullanıyorlar. Sonsuz gibi görülen buharlaşma suyun devamlı dönüşümünü sağlıyor. Aslında sorun, özellikle çiftçiler tarafından suyun ziyan edilmesi. Tarımda kullanılan su genel su kullanımının dörtte üçünü oluşturuyor. Bir kişi günde iki-üç litre su içmekte fakat günlük yemeği için gerekli su miktarı 2-3.000 litre. Şimdi ortaya çıkan soru şu: Su kıtlığı acaba kitlesel bir vejetaryen beslenme sistemine dönüş mü getirecek?
Genelde bedelsiz olan su, kurak ülkeler tarımında fazlasıyla kullanılmakta. Hindistan ve Brezilya'da birim tahıl üretmek için kullanılan su miktarı Amerika veya Çin'de kullanılandan iki kat daha fazla. Pakistan gibi kurak ülkelerin ihraç ettiği 1 kg pamuklu kumaş için kullandıkları su 11.000 litre.
Bu gereksiz harcamayı en aza indirmek için deneme yapan ülkelerden en önemlisi Avustralya. Avustralyalı çiftçiler belli bir miktar suyu bedelsiz kullanma hakkına sahip. İsterlerse kullanmadıkları bu hakkı veya bir bölümünü satabiliyorlar. Bu 'intifa hakkı' alım satımı yapılabilen bir meta. Fazla suya ihtiyaçları varsa da komşularından satın alabiliyorlar. Bu alışveriş olanağı sayesinde bir pazar fiyatı oluşmakta ve kaynakların verimli kullanılması sağlanmakta.
Son on yılda Avustralya tarihinin en kurak dönemini yaşamakta. Belli bölgelerde temin edilebilir su miktarı yarı yarıya düşmüş durumda. Uygulanan bu sistemin sonucu olarak çiftçiler daha az su isteyen ürün çeşitlerine dönerek toprağın getirisini sabit tutma başarısını gösterdiler. Kullanılan suyun verimliliği ikiye katlandı. Bu olguya en iyi örnek, Avustralya'da sulu tarım yapılan toprağın % 70'inin bulunduğu Murray Darling bölgesi;  bu bölgede tarım geliri 50 milyon dolar artmış durumda.
Suda 'intifa hakkı' kullanımı Avustralya dışında, kullanılan suyun ölçümünde güçlüklerle karşılaşılan Hindistan ve Çin gibi ülkelerde de değişik bir şekilde uygulanmakta. Çiftçiler köyün su pompasının kendilerine ayrılan süresini satarak aynı sonuca ulaşmakta. Bu uygulama türünün en güzel örneğine Pakistan'ın Pencap eyaletinde rastlanmakta.
Sulama sisteminin kullanıldığı tarım topraklarında öne çıkan bir sorun da, sulama sonucunda yeraltı su seviyesinin yükselmesiyle rastlanan toprağın tuzlanması olgusu. Verimli sulamanın, ekonomik olarak zorlanması ile, bu olumsuz etkinin oluşmasına engel olunabilmekte. Değerli suyun gereksiz kullanılmasını engellemek için kullanılacak yöntemler - damlama sulama gibi - suyun verimliliğini artıracağı gibi, bunun için yapılacak yatırımları da, 'intifa hakkı' değeri dolayısıyla ekonomik kılmaktadır.
Ülkemizde, GAP projesi kapsamında karşılaştığımız, Harran ovasında sulu tarıma geçişle tuzlanma olayının bu bilgi ve deneyimler kapsamında ele alınmasını düşünmek gerekir. Sulama yapılan toplam 166.000 hektar alanın 50.000 hektarında yeraltı su seviyesinin yükseldiği tespit edilmiştir. Bu alan tuzlanmaya müsait duruma gelmiştir.
Önce sulama teknolojisinde yapılacak değişiklikle 'akıtma' yöntemiyle sulama yerine, ki bu yöntemin kullanması ovanın büyük bir bölgesinde aşırı tuzlanmaya sebep olmuştur, 'damlama' teknolojisinin kullanılması ve sonra da suyun ücretsiz dağıtımının kısıtlanması yollarının aranması gerekir. Avustralya, Hindistan, Pakistan ve Şili gibi ülkelerde gördüğümüz verimli su kullanımına geçiş ülkemizde de kısa sürede sağlanmalıdır. Bilmemiz gerekli olan, Türkiye'nin su zengini bir ülke olmadığı ve mevcut olanaklarını en verimli şekilde kullanma zorunluluğunda olduğudur.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3