AKŞAM GAZETESİ | Deniz Güçer | 2009-05-11

kategori2

Gökçek'e 'dürtü kontrolü', Karayalçın'a 'ses düzeni' şart!

Artık geleneksel hale geldi. Bu defa yerel seçimler öncesi NLP ve beden dili uzmanı Mustafa Kılınç ile Ankara ve İstanbul adaylarını masaya yatırdık. Hangi aday beden dilini iyi kullanıyor, hangisi liderlik özelliği taşıyor merak ediyorsanız işte cevaplar:
Ankara..
Melih Gökçek: Proaktif. Rakipleri ve eleştiriler karşısında kişi ve olaylara karşı 'Sert iletişim' modeli uyguluyor. Etkin beden dili kullanımı noktasında başarılı. Ancak olaylara karşı sert, kişilere karşı ise yumuşak bir iletişim rol modeli için dürtü kontrolüne ihtiyacı vardır. Liderlik bölümünde 'Girişimci' rolünü tercih ediyor.
Murat Karayalçın: Reaktif. 'Eleştiri - suçlama' yöntemini tercih ediyor. 'Dışsal  referans ve onaylama' ihtiyacı var. 'Seviyeli iletişim' modelini uyguluyor. Ses tonunun uzun süre monotonluğu sıkıntı yaratıyor ve etkileme yönünde engel oluşturuyor. 'Teknisyen ve yönetici' liderliği öne çıkarıyor.
Mansur Yavaş: Reaktif. 'Yeni ses, yeni umut' sloganıyla bütünleşmesi başarılı. 'Seviyeli iletişim' modeli uyguluyor. Rakiplerine karşı 'Seri ve suçlayıcı' açıklamaları kendisi yapmıyor. Beden dili ve gerginliği bütünleşmeyi engelliyor. Liderlikte 'Nasıl'ı sunması gerekiyor.
İstanbul..
Kadir Topbaş: Proaktif - reaktif. 'Bekleme, temkinli davranma' seçeneğini kullanıyor. 'Yönetici-Teknisyen' liderlik modeli hakim, Beklediği onaylamaları bulamadığında 'Demotive' olma özelliği var. Detaycı yapısı 'büyük resmi' kaçırmasına neden oluyor. Etkileme ve tam mesaj verme konusunda beden diliyle olan uyumsuzluğu ön plana çıkıyor. Ses tonundaki tutku yoksunluğu etkili mesaj vermesini engelliyor.
Kemal Kılıçdaroğlu: Reaktif. Hemen eyleme geçme yerine 'Bekleme, planlama'yı seçiyor. 'Teknisyen - Yönetici' ve 'Suçlama' modelini kullanıyor. Detaycı yapısıyla büyük resme ilerlemeye çalışıyor. Vatandaşın arasına karışıp 'Ben sizdenim' mesajı vermesi başarılı. Ancak tutkusuz, monoton iletişim modeli insanların harekete geçmesi için yeterli değil.

AKP'yi 'teğet' geçmedi
AKP'nin yeni İdari ve Mali İşler'den sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Edip Uğur, elinin sıkılığı ve tasarruf uygulamalarıyla gündeme gelmişti.
Çok şikayet edilse de bence doğru olanı yapıyor o ayrı..
Kulislerde şu sıralar da Uğur'un, hem AKP çalışanlarının ikramiyelerine hem de yemekhaneye el attığı konuşuluyor.  Personeline her yıl iki defa ikramiye veren AKP, iddialara göre artık bundan vazgeçti. İkramiyelerin kaldırılma gerekçesiyse ekonomik kriz... Harcama kalemlerinde tasarrufa giden parti yönetiminin aldığı tedbirler yemekhaneye bile yansıdı. Daha önce 5 yıldızlı otellerin restoranlarına taş çıkartan yemekhanede, artık 'lüks' yemek sınıfına giren yemekler mönüden çıkarıldı. Bana ulaşan bilgilere göre AKP yemekhanesinde, 'salçalı biftek' ve 'çupra' dönemi kapandı. 
Genel Merkez'de ayrıca odalara yemek servisi de kaldırıldı. Böylece ekonomik tedbirler iktidar partisinde uygulanmaya başladı.
AKP'nin yemekhane sorumlularına yeni dönemi sorduk. Ama ser verip sır vermediler, duyuralım.